HIYAR Gübreleme

0 yorum

   Cucurbitaceae familyasına ait bitkilerin besin ihtiyaçları ve verilecek besin maddesi miktarları birbirlerine yakın özellik gösterir. Bu bakımdan hıyar gübrelemesi kapsamlı olarak yazılacak, böylece benzer hususların bu familyanın diğer sebzeleri olan kabak, kavun ve karpuz gübrelenmesinde, tekrarlamasından kaçınılacak, ancak küçük hatırlatıcı bilgiler verilecektir. Hıyarın ilk gelişme devresinde besin maddesi isteği azdır, bitki büyüdükçe artar. Bu artış bütün gelişme devresince devam eder ve meyveler hasat edilmeye başlandığında doruk noktasına ulaşır. Bitkinin gelişme durumuna bakılarak gübre miktarını ayarlamak oldukça bilgi ve tecrübe ister. Bitki küçükken, fide döneminde gece ortalama 4–8 cm, gündüz 2–4 cm ve günde ortalama 6–12 cm boy atar.

    Büyümenin hızlı olması ve birçok besin maddesine ait belirtilerin iyi tespit edilememesi, gübrelemede güçlük çıkartır. Hıyar, organik maddenin toprakta bol olmasını ister. Bu istek, toprağın yapısının düzeltilmesi içindir. Böyle bir toprakta kökler en iyi şekilde görev yapar. İşte ahır gübresi bu amaçla da toprağa verilir. Ayrıca yukarıda belirttiğimiz gibi, ahır gübresi, ticaret gübrelerinin tutunmasına, onların organik bileşikler haline geçmesine ve toprakta tuz miktarının azalmasına yardımcı olur. Dekara 5–10 ton iyi yanmış ahır gübresi verilir. Bu rakam toprağın yapısına bağlı kalarak 15 tona kadar çıkartılabilir. Ahır gübresi içine, ayrıca koyun, keçi, tavuk ve güvercin gübresi eklenebilir. 


     Ahır gübresi içine eklenecek koyun ve keçi gübresi miktarı iki tonu, tavuk ve güvercin gübresi miktarı 0,5 tonu geçmemelidir. Ahır gübresini 15 tondan daha fazla vermek ekonomik değildir ve bu fazla gübrenin de yararı pek yoktur. Toprağa boşu boşuna gübre atılmış olur. Bizde dekara 20 ve hatta 25 ton ahır gübresi verenlere rastlanır.
    
    Hıyarın besin maddesi gereksinmesi fazla, fakat fazla tuza da hassastır. Tarlada dekara 3000 kg verim için bitkide yapılan kül analizlerinde, dekara saf madde olarak 5 kg Azot, 8 kg Potasyum 4 kg Fosfor ve 3 kg Kalsiyum hesaplanmıştır (DİLLİNGEN 1956). Bununla beraber bu rakamlar pratikte pek geçerli değildir, sadece besin maddesi miktarının toprakta hangi düzeyde olacağını belirler. Hıyarın ticaret gübre isteği, tınlı bir toprakta, dekara saf madde olarak 5–10 kg Azot, 4–10 kg Fosfor, 6–10 kg Potasyum, 4–6 kg Kalsiyum’dur.
    Azotun fazlalaştırılması yaprak, sürgün ve yan dalların kuvvetli büyümesini, fakat çiçeklenmenin gecikmesini ve azalmasını sağlar. Azotlu gübreler azar azar partiler halinde verilmelidir. Bitkinin azot gereksinmesi, en fazla hasat başladıktan sonra ortaya çıkar. Avrupa’da boynuz talaşı ve kemik unu hıyar gübrelemesinde geniş çapta kullanılır. Bunlar azotlu organik bileşikler olduklarından, toprak tuzluluğunu yükseltmez ve % 10–15 Azot yanında % 1–5 Potasyum ve fosfor verir. Hıyarlarda gübreleme yaparken dikkatli davranmak gerekir ve gereken bu hususlar aşağıda verilmiştir.

a. Hıyar, klora hassastır. Klor içermeyen ticaret gübreleri kullanılmalıdır (KCL gibi).
b. Hıyar, tuza karşı hassastır. Verilen gübre miktarı veya gübre çözeltisinin konsantrasyonu yüksek olmamalıdır.
c. Hıyar köklerinin besin maddesini alma yeteneği azdır. Gübrelerin içerdikleri katyonların değişim sığaları düşük olmalıdır. Tek değerli katyon ve anyonlar (tek değerli besin maddeleri, potasyum ve sodyum gibi ) tercih edilmelidir.
d. Hıyar besin maddesine aç kalmamalıdır. Az gübreleme gelişme ve büyümeyi kısıtladığı gibi meyvelerin biçimsiz oluşmasına neden olur.
e. Toprakta tuz miktarını yükseltmemek için, kompoze gübre yerine yalın gübreler kullanılmalıdır.
f. Zaman zaman mikro elementler verilmelidir. Mikro element noksanlığında çiçek dökülmeleri, meyve içi çürümeleri görülür. Haftada bir veya iki defa yaprak gübresi atılmalıdır. % 1–2’lik besin çözeltileri bu sakıncaları ortadan kaldırır.
g. Soğuk, ışık miktarı az, bulutlu günlerde ve zamanlarda gübreleme sayısı azaltılmalı, iyi şartlarda sayı yükseltilmelidir.

Şimdi besin maddeleri tek tek ele alarak inceleyelim.

Azot : Azlığı en iyi şekilde teşhis edilir. Belirti en eski yapraklardan başlayarak yukarı doğru çıkar, çünkü azot yapraklarda çözünür ve taşınır, bu taşıma eski yapraklardan genç yapraklara doğru olur. Azot noksanlığında önceleri, yaprağın tümünün rengi muntazam açılmaya başlar ve ilerleyen azot noksanlığında, yaprağın rengi açık sarı yeşil bir tona dönüşür. Kısa süre sonra yaprak tamamen sararır, çünkü klorofil oluşumu durmuş, klorofil parçalanması meydana gelmiştir. İlerlemiş azot noksanlığı, diğer sararmalarla karıştırılabilir. Bu bakımdan başlangıç semptomu yakalanmalıdır. İlerlemiş halde yaprak ve toprak analizine ihtiyaç vardır. Azot noksanlığı başlamış yaprak, çabuk kurur ve zamanından önce dökülür. Çiçeğin ömrü kısadır ve çoğunlukla dökülür. Meyve açık renklidir, irileşmez, küçük kalır ve çiçek kısmı sivrileşir. Azot noksanlığının ileriki hallerinde sürgün gelişmesi durur, yapraklar küçülür, yukarı doğru yön alır. Yan sürgünler teşekkül etmez. Topraktaki azot noksanlığı, yeterli olmayan gübre miktarı, toprakta azotun fazla yağış ve sulama suyuyla yıkanması, verilen gübrenin stabilleşmesi ve ayrıca mikro organizmaların topraktaki azotu parçalaması ile ortaya çıkar. Azot noksanlığı başladığında organik azotlu gübrelerden birisi (Amonyum nitrat veya Amonyum sülfat) 3–5 gr saf azot hesabı ile 1 m2’ye verilmelidir. Ayrıca % 5’lik üre çözeltisi de bitkilere püskürtülebilir. Azot fazlalığı, bitkinin vejetatif organlarını arttırır, generatif organlarını azaltır. Bitki dal ve yapraklardan meydana gelir. Bunların renkleri koyu yeşildir.
Fosfor : Azlığı gelişmenin durmasına neden olur. Yan sürgün teşekkülü gittikçe zayıflar. Yaprak rengi yeşilden, gri-yeşil, kirli yeşile dönüşür. Bundan başka yaprak ayası üzerinde değişik büyüklükte muntazam olmayan kahverengi lekeler meydana gelir. Lekeler yaprak damarları ile sınırlanmamıştır. Yaprak üstü yüzeyi çöker, gevrekleşir ve nekrozlaşarak kurur. Gevrekleşme bütün yapraklara geçer ve yaprakta çatlama başlar. Yaprak kenarları yukarı doğru kıvrılır. Yaprak sapı bu devrede sağlamdır. Bu haliyle bitki, kartlaşmış bir görünüşte, kurumuş ve donmuş gibidir. Meyvede hiçbir belirti görülmez, bununla beraber büyük sayıda çiçek dökülmesi ortaya çıkar ve dolayısıyla meyve sayısı azalır. Fosfor noksanlığı, toprakta fosforun güç çözünen şekle dönüşmesi ile ortaya çıkar ve topraktaki sıcaklığın düşmesiyle, bitki köklerinin fosfor alımının durmasından ileri gelir. Mevcut fosfor noksanlığında, süper fosfat gübresi saf olarak 10 gr/m2’ye, birkaç gün ara ile 2 defa verilmelidir. Ayrıca yapraklara % 2’lik organik fosfatlar püskürtülmelidir. Fosfor fazlalığı, bitkinin diğer besin maddeleri alımını yavaşlatır ve bu besin maddelerinin noksanlığına sebebiyet verir.
Potasyum : Azlığı en eski yapraklarda görülür, çok kısa zamanda genç yapraklara intikal eder ve bu değişimi saptamak zordur. Esas görünüş, ortadan aşağı ve yukarı doğru oluyor hissini verir. Önce bütün yaprak kenarları ve kısmen yaprak damarları arasında renk açılması meydana gelir. Yaprak ayası rengi açık yeşile döner ve yaprak ayası rengi sarıya döndüğünde, yaprak damarları halen yeşilidir ve bundan ötürü belirginleşir. Bu belirtiler, Ca ve Mg noksanlığıyla aynıdır, ancak potasyum noksanlığında yapraklar küçük kalır ve yaprak kenarları aşağı doğru kıvrılır. Potasyum noksanlığı, meyvede fazla bir belirti meydana getirmez. Çok az potasyum alan hıyar bitkisi, çoğu kez solgunluk belirtileri gösterir. Özellikle fazla güneş ışığı altında, bu durum magnezyum ve kalsiyum noksanlığı olan bitkilerde de gözlendiği için “solgunluk” olarak ifade edilen simptom, potasyum noksanlığı belirtisi olarak gösterilemez. Bu yüzden araz saptamanın sağlıklı olması için, yukarıda açıklanan yaprak simptomlarını da birlikte değerlendirmek gerekir. Potasyum noksanlığı, yeterli ayarlanmayan gübre miktarı ile, gübrenin zamanında verilmemesinden kaynaklanır. Ayrıca Ca, NH4 ve Mg gibi besin maddelerinin iyon rekabeti ile bitkinin K alımı kısıtlanmasıyla ortaya çıkar. Potasyum noksanlığını gidermek için, KNO3 veya K2 SO4 gibi gübreler 4–8 gr/m2 verilmeli, ayrıca % 2’lik K2SO4 çözeltisi bitkinin yapraklarına püskürtülmelidir, fakat etkisi fazla olmayabilir. Potasyum fazla olması, sadece diğer besin maddelerinin alınması yönünden sakınca yaratır. Fazla potasyumlu gübre kullanmak lüks tüketim olarak adlandırılır.

Magnezyum : Magnezyum noksanlığı, hıyar bitkisinin yaprak damarları arasında benek şeklindeki renk açılmaları ile başlar, kısa zaman içinde bu lekeler hızla bütün yaprak sathına yayılır ve bütün yaprak ayası ile kılcal damarlar rengi değiştirir. Bu arada, yalnız ana damarlar yeşilliklerini koruyabilir. Kalsiyum noksanlığındaki durumun aksine, simptom oluşumunun ileri devresinde, gerek damarlar arasında ve gerekse kenarlarında geniş çapta renk değişmesi meydana gelir. Magnezyum noksanlığı görülen bitkilerin yaprak kenarlarında önce takriben 5 mm genişliğinde koyu yeşil bir şerit belirir ve ilerleyen devrelerde bu şerit genişliğine, yaprak ayasına tamamen yayılır, şiddetli nekrotik bir hal alır, bombeleşir ve bazı kısımlar çatlayabilir. Potasyum noksanlığı görülen bitkilerin aksine, yaprakları normal boydadır, ancak ince gevrek bir görünüş alır ve bütün yaprak kurur. Zararlanma, çoğunlukla ilk yapraklarda başlar ve çok geçmeden bütün yapraklara geçer. Bu arada, simptomlar bitkinin orta yerinden başlayabilir ve sonra kuvvetli bir şekilde yukarı ve aşağı doğru bütün bitkiyi sarabilir. Özellikle fazla güneş ışığı altında kalan bitkilerde solgunluk belirtileri ortaya çıkar. Bu durum magnezyum noksanlığının potasyum noksanlığıyla karıştırılması sakıncasını doğurabilir. Potasyum noksanlığı konusunda da değinildiği gibi, her şeyden önce noksanlığın ilk belirtileri görüldüğünde (yeşil renkli yaprak kenarı) teşhisin hatalı olmaması için, daha dikkatli davranmak gerekir. Magnezyum noksanlığı olan bitkilerin meyveleri, normal sağlıktaki bitkilere oranla daha açık renkte olur. Magnezyum noksanlığı, magnezyum gübrelemesi yapılmaması, toprak eriyiğinde yüksek oranda potasyum veya kalsiyum konsantrasyonunun bulunması, çok düşük pH değeri ve absorbsiyon bakımından zayıf toprakta yıkanma ile miktarının azalmasından ileri gelir. Magnezyum noksanlığının giderilmesi için, % 1- 2’lik bir magnezyum sülfat eriyiği bitkilere püskürtülmeli, kolay çözünebilir sülfat çeşitleri ile toprak gübrelenmeli (Magnezyum sülfat, azot magnezyum) ve 10–12 gr Mg ile iki kez gübreleme yapılmalıdır (Dikkat, metrekareye 45–60 gr magnezyum sülfat atılabilir).

Kalsiyum : Kalsiyum noksanlığı, hıyar bitkisinin önce sürgün uçlarında meydana gelir. Son çıkan yapraklar oldukça büyük olmasına karşın, başlangıçta koyu yeşil renklidir. İnternodyumlar sağlıklı bitkilere oranla daha kısadır. İlk belirti, son çıkan yaprakların kenarlarının açık bir renk alması ile kendini belli eder. Aynı zamanda, yaprak ayasında ve damar arasında açık renkli ince şeritler dikkati çeker. Bu şeritler kısa zamanda bütün yaprak ayasına yayılırken, renkleri koyulaşır ve nekrotik bir hal alır. Yaprak kenarları aşağı doğru kıvrılır. Damar arası alan, bu durumda dış bükey bir durum kazanır. Genellikle yaprak kenarları kavruk bir hal alır. Akut noksanlık zamanla oluşur. Kalsiyum noksanlığı görülen bitkilerin meyvelerinden bazıları renk değiştirir veya çiçek tarafında bir büzülme, çökme görülür. Bu kısımda renk siyahlaşır. Kalsiyum noksanlığı, köklerin gelişmesini engelleyici rol oynar. Kalsiyum noksanlığı görülen bitkiler, kuvvetli güneş ışığında çoğunlukla solgunluk belirtisi gösterir. Semptom oluşumu değişik bir şekilde seyrettiğinden, potasyum veya magnezyum noksanlığı belirtileri ile karıştırılması olası değildir. Kalsiyum noksanlığı, toprağın kireç bakımından fakir olması, Potasyum, Amonyum, Magnezyum gibi gübrelerin fazla kullanılması ile bitkinin kalsiyum alma veya bünyesinde toplama olanağının engellenmesinden kaynaklanır. Kalsiyum noksanlığının giderilmesi için, % 1’lik kalsiyum nitrat eriyiği ile (susuz % 0,7’lik) bitkilere püskürtme yapılır.

Demir : Hıyar bitkisinde demir elementinin yetersizliği, ilk belirtisini sürgün uçlarında ve yan sürgünlerin genç yapraklarında gösterir. Önce damar arası alanda mütecanis (yeknesak-tek düze) bir renk açılması göze çarpar. Ana ve yan damarlar başlangıçta renklerini bir süre korur, fakat hemen sonra onlarında renkleri değişir ve bütün yaprak açık yeşil ile sarımsı beyaz bir renk alır (demir klorozu diye bilinen rengi alır). İleri devrelerde, bütün sürgün ucu kloroza uğrar ve bu arada bir önceki yapraklar hastalanmaya başlar. Uzun süre devam eden demir noksanlığı vakalarında, nekrozlar özellikle yaprak kenarlarında ortaya çıkabilir. Demir noksanlığı bütün yüzeye yayılan renk değişmesi ile mangan noksanlığından ayrılır. Mangan noksanlığında nekroz, nokta veya yaprak yüzeyinde çeşitli benekler halinde görülür. Demir ve Mangan noksanlığı arasındaki diğer bir farkta, mangan semptomlarının çok kısa bir zaman içerisinde bitkinin bütün yapraklarına yayılmasıdır. Demir noksanlığı görülen bitkinin meyvelerinde özel bir belirti yoktur. Demir noksanlığı aşağıdaki nedenlerden dolayı toprakta demirin çökelme veya sabitleşmesinden ileri gelir.

a) Toprak pH değerinin çok yüksek olması,
b) Fosfor miktarının aşırı fazla olması,
c) Çok yüksek oranda kalsiyum bulunması,
d) Bitkinin beslenmesi ve bünyesindeki fonksiyonları sırasında mangan yüzünden, iyon rekabetinin ortaya çıkmasıdır.

Demir noksanlığının giderilebilmesi için, Fetvilon (% 5 Demir, Fa. BAS F) veya Ferro-Aktif (% 9 Demir, Fa. Piraud) gibi demir preparatları ile toprak gübrelenmeli veya yaprağa gübre püskürtülmelidir.




Mangan : Mangan noksanlığı çeken bitkilerde semptomlar, yaprak ayasının mermere benzer desen görünüşü kazanmasıyla başlar. En ince yaprak damarları dahil olmak üzere bütün damarlar yeşilliğini korur. Bu yeşil damarlar arasında, birbirinden belirgin şekilde ayrılmış, mütecanis (yeknesak) olarak dağılmış açık renkli benekler görülür. Bu suretle yaprak üzerinde koyu yeşil renkli damarlar ve yaprak ayası açık yeşil mezofilden meydana gelen bir desen teşekkül eder. Başlangıç devresinde belirtiler, yaprak kenarları ve yaprak uçlarında daha net görülür. Yaprak kenarları kısa zamanda kurur ve canlılığını kaybeder. Bu arada yaprak ayasında nokta nokta nekrozlara rastlanabilir. Genellikle semptomlar ilk yapraklarda görülmeye başlar, ancak ender de olsa orta genç yapraklarda ortaya çıkabilir ve kısa zamanda bütün yapraklara geçebilir. Bitkinin meyvelerinde, mangan noksanlığına ait herhangi bir belirti göze çarpmaz. Hıyar bitkilerinde mangan noksanlığının yaptığı hasar, kırmızı örümceğin yaptığı hasara çok benzer. Bu durumun aydınlığa kavuşması için, yaprakların kırmızı örümcek baskınına uğrayıp uğramadığı iyice araştırılmalıdır. Mangan noksanlığı, toprağın mangan bakımından gerçekten fakir olması (özellikle humuslu kumlu toprakta), iki değerli manganın oksidasyonuyla daha yüksek değere geçmesi, manganın kireçli toprakta sabitleşmesi, toprak pH değerinin yüksek olması (bazikleşmesi), toprak eriyiğinde kalsiyum ve magnezyum konsantrasyonun çok fazla olması ve bitki tarafından manganın alınmamasıyla meydana gelir. Mangan noksanlığının giderilmesi için, % 1’lik bir mangan sülfat eriyiği ile haftada birkaç kez bitkilere püskürtme yapılmalı, toprağa gübre verilmeli (metrekareye 5–10 gr mangan sülfat) ve manganın sabitleşme tehlikesi olan toprakta, fizyolojik etki yapacak eşit gübreleme ile bitkinin mangan alması kolaylaştırılmalıdır. Toprakta pH değeri düşürülmesi de mangan alımına olumlu etki yapar.

Bor: Bor noksanlığında, bitkinin yan sürgünlerinin çok kuvvetli şekilde oluştuğu, ancak birinci ve ikinci yapraktan sonra, sürgünlerin körleştiği dikkati çeker. Yaprakların kalın ve sert oluşu, ayrıca tomurcuk ile yan sürgünlerin özellikle uç kısımlarında çok az elastikiyet bulunması, bor noksanlığının başlangıcıdır. Bor noksanlığının ileri devresinde sürgün uçları canlılığını kaybeder ve tomurcuklar yarılır. Yaşlı yaprak ayasında irili ufaklı açık renkli lekeler göze çarpar. Bor noksanlığında, hıyar bitkinin çiçek ve meyve teşekkülü oldukça zarar görür. Çoğu kez çiçekler tam açılmadan ölür. Tesadüfen gelişmesini sürdürebilen meyvelerde çatlama ve mantarlaşma başlar. Bor noksanlığında, bitki köklerinin de tam teşekkül edemediğini söyleyebiliriz. Bitkiler çok az saçak kök salar, köklerin kabuklarında yer yer çatlamalar olur ve kök uçlarında nekrotik lekeler oluşur. Bor noksanlığı, toprak pH değerinin 6’nın üzerine çıkması, borun bitkiler tarafından alınmasının engellenmesi (suda eriyebilir bor miktarının gerilemesi, kalsiyum-bor antogonizması gibi) ve ayrıca toprağın fazla kireçli olması ile meydana gelir. Bor noksanlığının giderilmesi için, % 0,1–0,2’lik boraks eriyiği ve % 0,13’lük asit borik eriyiği ile bitkilere püskürtme yapılmalıdır. Aşırı bor noksanlığı halinde, bu işlemin 3–4 gün ara ile birkaç kez tekrarlanması gerekir. Ancak uygulama sırasında yüksek konsantrasyonlu eriyiklerin kullanılması yada püskürtmenin kısa aralıklarla yapılması bitkilerde toksiteye yol açabilir. Yine metrekareye 1–2 gr boraks hesabı ile toprağa gübre verilebilir.