GÜBRELEME

0 yorum


Azot -N

Sebzelerde azot eksikliği yavaş gelişme ve zayıf büyüme ile kendisini belli eder.
Boğum araları daha kısa olur, gövde incelir.
Azot eksikliği alt ve dip yapraklarda görülür.
Yaprağın uç kısmında renk açılması(sarımsıyeşil) şeklinde görülür ve orta damar uçtan itibaren sararmaya başlar. Yaprak kıyıları(kenarları) önceleri yeşil renktedir.

(Azot , periyodik cetvelde N simgesi ile gösterilen bir element olup atom numarası 7 dir. Renksiz, kokusuz, tatsız ve atıl bir gazdır. Azot, dünya atmosferinin yaklaşık %78'ini oluşturur ve tüm canlı dokularında bulunur. Azot ayrıca, amino asit, amonyak, nitrik asit, ve siyanür gibi önemli bileşikler de oluşturur.)Azot, hayvan dışkılarının, üre ve ürik asit halinde büyük kısmını oluşturur.

Bitkiler, büyüme ve yaşamaları için azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, kükürt, demir, mangan, bakır, çinko, bor ve bazı hallerde de molibden gibi elementlere muhtaçtır. Bunlar arasında azot, fosfat ve potasyum en önemlileridiR.

Potasyum -K

Potasyum eksikliği yaşlı yaprakların uç ve kenarlarından renk açılmasıyla başlar.
Renk açılması aşağılara ve orta damara doğru ilerler.
Boğum aralarında kısalmalar görülür.

Potasyum, bir kimyasal elementtir. Simgesi K (Arapça: al qalija → Latince: kalium) ve atom numarası 19 dur. Potasyum adını izole edildiği Potas olarak da bilinen potasyum karbonattan almıştır. Potasyum yumusak, gümüş-beyaz renkli alkali bir metaldir. Doğada deniz suyunda ve pek çok mineralde diğer elementlere bağlı olarak bulunur. Havada hızla oksitlenir ve suya karşı da çok aktiftir. Potasyumun pek çok açıdan sodyuma kimyasal olarak benzese de yaşayan organizmalarda, özellikle de hayvan hücrelerinde, sodyumdan farklı muamele görür.


Potasyum nitrat, bitkiler için çok önemli iki besin maddesini taşıyan, verim ve kalite arttırıcı bir yapay gübrenin ana maddesi olarak da yaygın olarak kullanılır. Bitkilerin pek çok türü, atmosferdeki serbest azotu kullanamaz, azot tuzları olarak almak zorundadırlar. Oysa azot,organik bileşiklerin çok önemli bir bileşenidir. Potasyum nitrat, bitkilerin kullanabileceği bir azot ve potasyum kaynağı olarak önem taşır. Potasyum bitkinin meyve kalitesini ve raf ömrünü uzatır. Bu bileşik aynı zamanda,elektrokimyasal yöntemlerde kullanılan tuz köprülerinin yapısında da bulunur.

Kükürt-S

Kükürt eksikliği GENÇ yaprakların açık yeşil ve sararması şeklinde görülür.
Azot eksikliğine benzer ancak Azot eksikliği YAŞLI yapraklardan başlar.
Bitki bodurlaşır.
Hasat gecikir.

Kükürt (S)
Kükürt topraktan SO~"4 iyonu şeklinde alındığı gibi, bazı bitkiler ta¬rafından havadan SO2 gazı şeklinde de absorbe edilebilmektedir. Bu bize kükürdün yaprak gübresi olarak verilebileceğini gösterir. Kükürt bitkilerde sistin, sistein ve methionin gibi aminoasitlerin yapı madde¬sinde yer alır ve onlarla birleşerek proteinleri oluşturur. Kükürt bitki bünyesine alındığı zaman, adenozin trifosfat (ATP) ile aktive edilerek iki aşamada indirgenmeye uğrar. Birinci aşamada:
SO4 + Adenozin trifosfat (ATP) —^> (Sülfürilaz enzimi etkisiyle) —^> Adenozin- 5-fosfosülfat (APS) + inorganik fosfat (Pj)
oluşur.
İkinci aşamada: :
Adenozin-5-fosfosülfat (APS) + Adenozin trifosfat (ATP) —>- (Kinaz enzimi etkisiyle) —;>- 3-fosfoadenozin-5-fosfosülfat (PAPS) + Adenozin di-fosfat (ADP)
meydana gelir. Bu indirgenme sonucu SO~"4 iyonu, proteine kadar geçen bir dizi bileşiğin oluşmasında rol alır. Kükürt bir çok bitkinin en¬zimlerinde ve biotin, thiamin ve koenzim A gibi vitaminler aracılığıyla metabolizmada görev üstlenir. Bitki içinde rahatlıkla taşınır.
Kükürt noksanlığı azot noksanlığı ile çoğu kez karıştırılır. Ancak tek ayırım noktası, kükürt noksanlığında bitkinin tüm yapraklarında sa¬rarma meydana gelmesidir. Yani azot noksanlığının ilerlemiş durumu gibidir. Bitkilerde kloroplast azalması meydana gelir. Bu yüzden protein sentezi yavaşlar. Hücre duvarları ve lifler kalınlaşır.


Magnezyum -Mg

Özellikle hafif bünyeli su tutma özelliği az olan milli ve kumlu topraklarda görülür.
Alt yapraklarda damar aralarında küçük nokta şeklinde sarımsı renk açılmaları şeklinde olur.

Çinko -Zn

Tepe yaprakların damar aralarında küçük benekler halinde renk açılması görülür ve ileri safhada bu renk açılmaları kırmızımsı bronz renk haline dönüşür.
Uç kısımdaki boğum araları kısalır.
Özellikle fazla kireçli yüksek pH lı topraklarda ve aşırı fosforlu gübrelemede çinko eksikliği daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır.

Demir-Fe

Eksikliği üst yapraklarda önce görülür.

Bitkide Demirin Rolü

  • Biyolojik azot bağlanması için gerekli elementlerden biridir.
  • Yeterli miktarda yarayışlı Fe protein sentezi için gereklidir.
  • Klorofil üretiminde O2 taşınmasından sorumludur.
  • Solunumdan sorumlu enzim sisteminin en önemli parçasıdır.
  • Yaprak kalınlığını arttırır. Besin alımını teşvik eder ve verim artar.
  • Fe yaprağın rengini koyulaştırır, güneş enerjisinden daha çok faydalanılır.

Demir Noksanlıkları

  • Aşırı fosfat uygulamalarında Fe eksikliği görülür.
  • Aşırı mangan uygulamaları bitkiye Fe alımını düşürür.
  • Erken sezon ve soğuk iklim şarlarında bitkiye Fe alımı düşer.
  • Aşırı kireçleme Fe yarayışlılığını düşürür.
  • Yüksek pH Fe alımını engeller.
  • Ağaçlara ilkbahar mevsiminin başlarında uygulanmalıdır. Turunçgil meyvelerinde de yaz mevsiminden önce uygulanmalıdır.
  • Bahçe bitkileri ve süs bitkilerinde, dikim ile beraber veya vejetatif aktiviteyi başlatırken uygulanmalıdır.
  • Etki, yeni yeşil yaprağın oluşmasıyla uygulamanın ilk haftasında tespit edilmeye başlanır.
  • Açık sistemlerde doğrudan toprağa, suda çözünmüş olarak, : salma, kanal, enjeksiyon ile, kapalı sistemlerde: damlama sistemi ile veya sıraya uygulama yapılır.
  • Toprağa uygulamadan sonra yeterli miktarda sulamanın yapılması önemlidir.
  • Gerekli olduğu sürece uygunluklarına bakılarak bakır (Cu) ve/veya kurşun (Pb) haricinde her gübre ile karıştırılabilir.
  • Geniş pH aralıklarında bozulmadan alınabilirliğini uzun süre muhafaza eder.

Bakır -Cu

Noksanlığında yaprak uçları açık yeşil olur ve kıvrılır.
Büyüme durur.

Manganez-Mn

Manganez eksikliği toprak pH ın 6.3üstünde olduğu yerlerde görülür.
Yaşlı yapraklarda gri-yeşil benekler halinde görülür.

Bor -B

Eksikliğinde; Büyüme yavaşlar ve kök gelişmez
Yaşlı yapraklar kalınlaşır ve çabuk kırılır.
Sürgünler kısalır, Çiçek teşekkülü zayıflar.

Molibden -Mo

Eksikliğinde yapraklarda damar araları sararır.
Yaşlı yapraklar içe doğru kıvrılır.

Kalsiyum - Ca

Hücrelerin birbirlerine bağlanmasını sağlar.
Çimento Bitkide hareketsizdir.
Eksikliğinde sürgün uçları yavaş büyür ve çiçek burnu çürüklüğü olur.

Fosfor -P
Azotta olduğu gibi noksanlık belirtileri ilk önce yaşlı yapraklarda başlar.
  • Yaprak önce koyu yeşil renkli görülür, sonraları morumsu erguvan renge döner.
  • Bu durum fide döneminde genç gövdede de görülür.
  • Toprağın soğuk olması bu renk değişiminin şiddetini arttırır çünkü P alımı yavaşlar
Fosfor insan vücudunda kalsiyumdan sonra en fazla bulunan elementtir. İnsan vücudu fosfora kemik ve diş oluşumu, hücre büyümesi ve onarımı, enerji üretimi, kalp kasının kasılması, sinir ve kas hareketleri, böbrek işlevleri açısından ihtiyaç duyar. Fosfor ayrıca vitaminlerin kullanımı ile besinlerin enerjiye dönüştürülmesinde yardımcı olarak vücuda yarar sağlar. Fosfat (fosforun %85 kadarı kemikte fosfat formunda depolanır) hücre içi sıvıların ana anyonudur. Fosfatlar dönüştürülebilir olmalarından ötürü, birçok koenzim sisteminin ve metabolizma fonksiyonlarının işlemesi için gerekli bileşiklerle birleşme yeteneğine sahiptir. Fosfatların birçok önemli reaksiyonları özellikle ATP, ADP ve fosfokreatinin işlevleri ile ilişkilidir.Fosfatlar, pirofosfatlar ve ATP fosfor kaynağıdır. Özellikle sütlü besinlerde bulunur. Diyetle alınan fosfatların serbest formu ince bağırsaklardan emilir. Vücutta kemiklerde % 90 kalsiyum trifosfat, kalsiyum fosfat (Ca3(PO4)2) ve hidroksi apatit kristalleri halinde, plazmada ise 0,03-0,04 mg anorganik formda bulunur. İdrarla inorganik fosfat halinde atılır. Serum düzeyi parathormon ile sağlanır. Günlük fosfor ihtiyacı 2 g´dır.

interAnaliz.com Antalya da web tasarım hizmetleri sunmaktadır.
Kaynak: Kalsiyum - Ca (www.artesalimited.com)
Hıyarın kökleri toprak yüzeyine yakındır bu nedenle sudan ve azotlu gübrelerden az faydalanır.
Gerekli gübre bir defa yerine azar azar birkaç defada verilmelidir.
Gübreleme proğramına başlamadan önce toprak ve su analizi yaptırılmalıdır.
Besin elementlerinin birbiriyle olan ilişkisi hesaplanarak 2 veya 3 tank kullanılmalıdır.
Kalsiyum ihtiyacını karşılamak için Soluveg Calcium Force öneririz.



  • Domates kaliteli meyve için Kalsiyum ve Potasyum'a ihtiyaç duyar.
  • Gerekli gübre bir defa yerine iki -üç defada verilmelidir.
  • Gübre verilen su miktarına bağlı olarak azaltılıp, çoğaltılmalıdır.
  • Gübreleme proğramına başlamadan önce toprak ve su analizi yaptırılmalıdır.
  • Besin elementlerinin birbiriyle olan ilişkisi hesaplanarak 2 veya 3 tank kullanılmalıdır
  • Biber yetiştiriciliğinde köklerin iyi gelişmesine özel önem verilmelidir.
  • Gerekli gübre bir defa yerine iki -üç defada verilmelidir.
  • Gübreleme proğramına başlamadan önce toprak ve su analizi yaptırılmalıdır.
  • Besin elementlerinin birbiriyle olan ilişkisi hesaplanarak 2 veya 3 tank kullanılmalıdıri
  • Patlıcanın gübre ihtiyacı çoktur bu nedenle düzenli gübre verilmelidir.
  • Gerekli gübre bir defa yerine iki -üçdefada verilmelidir.
  • Gübreleme proğramına başlamadan önce toprak ve su analizi yaptırılmalıdır.
  • Besin elementlerinin birbiriyle olan ilişkisi hesaplanarak 2 veya 3 tank kullanılmalıdır.
  • Kalsiyum ihtiyacını karşılamak için Soluveg Calcium Force öneririz.

  • Tahıl Gübreleme

    • Ekimde : Azotlu gübrenin ilk yarısıve fosforlu gübrenin tamamı
    • Kardeşlenme başlangıcında : Azotun ikinci yarısı
    • Potasyum bazı bölge topraklarımızda vardır

    Azot-N

    •  Noksanlık belirtileri alt yapraklarda görülür.
    • Yaprak sararır.
    • Bitkisinin boğum araları kısalır, kısa boylu bitkiler oluşur,
    • Daneler tam dolmaz, buruşuk kalır.
    • Un randımanı ve kalitesi düşer.
    • Azot fazlalığından ise boğum araları uzar.
    • Rüzgar ve yağıştan yatma görülür.

    Fosfor -P

    •  Noksanlığı gelişmenin ilk dönemlerinde ve özellikle kışı sert geçen yörelerde daha çok görülür.
    • İlk çıkan yaşlı(alt) yapraklarda damar araları morarır.
    • Tohum bağlama azalır ve verim çok düşer

    Potasyum -K

    •  Noksanlığı çok kumsal ve hafif bünyeli topraklarda görülür.
    • Noksanlık belirtileri önce yaşlı(alt) yapraklarda görülür.
    • Yaprağın uç kısmından itibaren damar araları sararır daha ileri safhalarda kahverengine dönüşerek yaprakların uç kısmı kurur.

    Kükürt-S

    • Kükürt eksikliği GENÇ yaprakların açık yeşil ve sararması şeklinde görülür.
    • Azot eksikliğine benzer ancak Azot eksikliği YAŞLI yapraklardan başlar.
    • Bitki bodurlaşır.
    • Hasat gecikir.

    Çinko -Zn

    •  Noksanlık belirtileri sapa kalkma döneminde daha belirgin olarak ortaya çıkar.
    • Genç(tepe) yapraklarda damar aralarında küçük açık sarı yeşil danecikler halinde belirtiler görülür.
    • Bazı hallerde yapraklar daralır ve küçük kalır, verim çok azalır.

    Demir-Fe

    •  Noksanlıkta üst yapraklar sararır ve bayaza döner.
    • Noksanlık daha çok alkali topraklarda(ph 7 den yüksek) görülür.

    Bor -B

    •  Noksanlık henüz tam açmamış yapraklarda damar aralarının sararması şeklindedir.
    • Yaprak açma gecikir.
    • Boğum araları kısalır.
    • Dane tutumu azalır , verim düşer.

    Magnezyum -Mg

    •  Noksanlığında yaşlı yaprakların damar araları lekeler halinde sararır.
    • Yaşlı yaprakların uçları morarır ve kurur.

    Bakır -Cu

    • Noksanlığında yaprak uçları açık yeşil olur ve kıvrılır.
    • Büyüme durur.

    Manganez-Mn

    •  Manganez eksikliği toprak pH ın 6.3 üstünde olduğu yerlerde görülür.
    • Yaşlı yapraklarda gri-yeşil benekler halinde görülür.
    interAnaliz.com Antalya da web tasarım hizmetleri sunmaktadır.
    Kaynak: ARTESA Çevre Sağlığı Ltd. Şti - Tahıl Gübreleme #2 (www.artesalimited.com)

    Bitkilerde besin eksikliğinin belirtileri 

    Eksiklik belirtileri 
    Bitkiler, temel besinlerini yeterli alamadıkları zaman, çok defa eksiklik belirtileri gösterirler.
    • Azot : Yetişme engellenir, bitkinin rengi sararır. Yaprak uçları bitkinin altındaki yapraklarından başlayarak kırmızımsı kahverengi olur.
    • Fosfor : Kök gelişmesi engellenir, saplar uzar, bitkinin olgunlaşması gecikir. Bitkinin rengi morumsu olur.
    • Potasyum : Yaprak uçları kavrulur, sararır, saplar zayıflar. Meyve çekirdekleri kuruyup büzülür.
    • Kalsiyum : Yaprak uçları tarak dişi gibi parçalanır. Uç tomurcuklar ölür, çiçekler olgunlaşmadan taç yapraklarını kaybederler.
    • Magnezyum : Yapraklar ince ve gevrek olurlar; uçlarında ve damar aralarındaki bölgede renklerini kaybederler, soluk yeşil renk alırlar.
    • Kükürt : Bitkinin alt kısımlarındaki yaprakları sararır, kökler ve sapların çapları küçülür.
    • Bor : Uç tomurcuklar açık yeşildir. Köklerde koyu lekeler görülür. Saplar çatlar.
    • Bakır : Bitkilerin renkleri ağarır. Turunçgiller kırmızımsı kahve renkte, anormal şekilde büyüme gösterir.
    • Demir : Yapraklar sararır. Fakat damarlar yeşil kalır. Yapraklar yukarı doğru kıvrılır.
    • Mangan : Arazlar demirdekine benzer. Yapraklarda ölü dokular görülerek, yaprağa pürüzlü bir görünüş verir.
    • Molibden : Azot eksikliği gibidir.
    • Çinko : Uç yaprakları çok küçülür. Yapraklar ölü bölgelerde benekli hale gelir. Tomurcuk teşekkülü azalır.
    Gübreler genel olarak iki sınıfta incelenir: Doğal ve yapay gübreler.

    Doğal gübreler 

    Doğal gübreler bitki ve hayvanlardan sağlanır. Bunların en önemlisi guano denilen kurutulmuş kuş gübresidir. Bu gübrede % 12 azot ve % 12 fosfor pentaoksit vardır. Bütün doğal gübreler azot ve fosfor temin ederler. Fakat sentetik gübrelerden daha pahalı oldukları için, modern ziraatte çok az kullanılırlar. Bununla beraber doğal gübreler daha yavaş tesirli oldukları, suda daha az çözündükleri için, çim tohumlarına, yeni filizlerin köklerine zarar vermezler. Bu özellikleri dolayısıyle sebze ve çiçek yetiştiriciliğinde tercih edilirler. Doğal gübrelerin bir diğer katkısıda toprak yapısını düzeltmesidir.
    Doğal gübrelerden en önemlileri; ahır gübresi, kompostlar ve yeşil gübredir.

    Ahır gübresi 

    Ahır gübresi, terkibinde bulunan azot, fosfor ve potasyum gibi bitki besin elementleri dolayısıyle, toprağı besin maddelerince zenginleştirir.Toprağa humus vererek de toprağı ıslah eder. Ahır gübresi, toprağın işlenmesini kolaylaştırır. Toprağın su tutma kabiliyetini ve havalanmasını arttırır.
    Genel olarak mahsul artışında gübre faktörü, % 40 gibi bir artış sağlar. Memleketimizde takriben 150 milyon ton ahır gübresi istihsal edilmektedir. Bunun 80-100 milyon tonu tezek olarak yakılmaktadır. Halbuki yakılan miktarın gübre olarak kullanılmasıyla elde edilebilecek mahsul artışı iki milyon ton kadardır.
    Toprağa verilen gübrenin ilk üç sene verim üzerine tesir ettiği, üç seneden sonra da bu tesirin giderek azaldığı müşahade edilmiştir. Dekara verilen iki ton iyi ahır gübresiyle, toprağa 10 kg azot, 5 kg fosfor, 11 kg potas verilmiş olur. Memleketimiz şartlarında ahır gübresi genel olarak ahırdan dışarı atıldıktan sonra ekim zamanına kadar açıkta bırakılmaktadır. Bu durumda yağışlar ve fermantasyon gazlarıyla gübre içinde bulunan besin maddelerinin büyük bir kısmı zayi olmaktadır. Onun için ahır gübresinin iyi muhafaza edilmesi lazımdır. Ahır gübresini gayet sıkı bir yığın halinde biriktirip, içine hava girmesine mani olacak şekilde sıkıştırmak masrafsız ve en pratik bir muhafaza yoludur.

    Kompostlar 

    çiftlikteki bitki ve hayvan artıkları takriben 30 cm yüksekliğinde yayılır. Üzerine su serpilerek iyice ıslatılır ve sıkıştırılır. Bunun üzerine 5–15 cm yüksekliğinde, varsa ahır gübresi, yoksa toprak veya odun külü yayılır. Bunu takiben yine 30 cm’lik bitki artığı konur. Sulandıktan sonra, tekrar 5–15 cm toprak veya odun külü ilave edilerek istenilen yükseklikte bir kompost yığını yapılır. Yığına yukarı doğru daralan bir şekil verilir. Rutubet kaybını önlemek için en üste toprak serilir. Hazırlanan kompost yığını 3-4 hafta kendi haline bırakılır. Bundan sonra birer ay ara ile bir veya iki defa alt üst edilerek yığının her tarafının çürümesi sağlanır. 3-4 ay sonra kompost gübre kullanılmaya hazır bir hale gelir.
    Çiftlikte meydana gelen bitki ve hayvani menşeli artıkların bir araya toplanıp, gübre yapmak üzere çürümeye terk edilmesiyle elde edilir.
    Sanayii şeklinde kompostlama da mümkündür ve farklı çeşitleri vardır. Kompostlama aslen bir fermentasyon biçimidir. Aerobik ve anaerobik olarak ikiye ayrılmaktadır.

    Yeşil gübreler 

    Ekilmiş bir mahsulün hasat edilmeden, toprağı ıslah etmek maksadıyla, toprağa gömülmesine yeşil gübreleme ve bu maksat için kullanılan bitkilere ise yeşil gübre adı verilir.
    Yeşil gübre bitkileri, toprakta çürüyerek, toprağı organik maddece zenginleştirir. Bünyelerinde bulunan besin maddeleri de toprağa geçer. Toprağın yapısı düzelir.
    Yeşil gübrelemede, daha ziyade fiğ, bakla, soya fasulyesi, taş yoncası gibi havanın azotundan istifade ederek, köklerinde azot biriktiren ve bu sebeple toprağı azotça zenginleştiren bitkinin seçilmesi en uygundur. Yapılan birçok denemeler neticesinde, bunların kendilerinden sonra gelen mahsulün verimini % 20-100 arasında arttırdığı görülmüştür.

    Yapay gübreler 

    Gübreleme, genellikle ilkbaharda yapılır. Fakat kışın hafif ve yağışlı geçtiği bölgelerde sonbaharda yapılmaktadır. İstenirse ekstra olarak bitkinin büyüme mevsiminde katı gübre, mevsim ortasında ise sıvı gübre kullanılır. Uçucu özellikte olan gübreler, toprak altına konur. Bitki köklerinin, toprağın derinliklerine gitmesi sağlanır.
    Yapay gübreler, sıvı ve katı halde bulunur. Genellikle taşınması ve depolanması kolay olduğundan, katı ve granül haldekiler tercih edilir. Eskiden kimyevi gübreler toz halinde yapılmaktaydı. Toz halindeki gübreler çok nem çekici ve taşınması zor olduğundan terk edilmiştir. Sıvı gübreler ise gün geçtikçe önem kazanmaktadır.
    Toprağın yapısına ve yetiştirilen bitkinin çeşidine göre azot, fosfor ve potas ihtiva eden yapay gübrelerin dekara verilecek miktarları hesap edilir ve buna göre verilir.
    Yapay gübreler şunlardır:

    Azotlu gübreler 

    Azotlu gübrelerin çeşitli tipleri vardır. En çok amonyum ve nitrat tuzları halinde kullanılır. Bunlar arasında en önemlileri, sırasıyla amonyak ve amonyum hidroksitamonyum nitratamonyum sülfatamonyum fosfat,sodyum nitratkalsiyum nitratpotasyum nitrattır. Bunlardan amonyak sıvı, diğerleri ise katı olup, amonyaktan elde edilirler. Kalsiyum nitrat ve potasyum nitratın dışındaki bütün azotlu gübreler toprağı asidik yaparlar. Fakat bu asitlik uygun kireçleme ile kolaylıkla düzeltilebilir. Siyanamidüre ve üre-form adı verilen üre-formaldehid bileşiği de azot gübresi olarak kullanılmaktadır. Ayrıca bu sayılan bileşiklerin değişik oranlardaki karışımları ayrı patentler altında piyasaya sunulmaktadır.

    Amonyak 

    % 82 azot ihtiva eden amonyak, normal sıcaklıkta bir gazdır ve basınç altında taşınmalıdır. Amonyak gazı direkt gübre olarak kullanılacağı zaman, toprağın 15–20 cm kadar altına gönderilir. Böylece buharlaşıp gitmesine mani olunur. Sıvı amonyak, amonyak gazının suda çözünmesi ile elde edilir. Bu durumda % 20-28 azot ihtiva eder. Sıvı amonyağın buhar basıncı az ve taşınması kolaydır. Ayrıca toprağın derinliğine gönderilmesine gerek yoktur.

    Amonyum nitrat 

    Amonyağın oksitlenmesiyle elde edilen nitrik asit, amonyakla birleştirilerek amonyum nitrat elde edilir. Amonyum nitrat % 32-33,5 azot ihtiva eder. Çok geniş bir kullanma sahası vardır. Pekçok ürün için faydalıdır. Yalnız pirinç yetiştirilmesinde kullanılmaz. Çünkü su baskını olan sahalarda mikrobik denitrifikasyon işlemi ile nitrat, azot gazına dönüşür ve kaybolur. Amonyum nitrat, granül halinde ve kireç ile karıştırılarak satılır.

    Üre 

    45-46 azot ihtiva eden konsantre edilmiş azotlu bir gübredir. Amonyak ile karbondioksidin basınç altında birleştirilmesiyle elde edilir. Toprakta hızla amonyum karbonata hidroliz olur. Bu sebepten kararsız olup, amonyak gazı salıverir. Amonyak kılcal kökleri tahrip ettiği için üre, tohumun veya genç bitkinin yakınına konulmaz.

    Fosfatlı gübreler 


    Süperfosfatlar
     
    Fosfatlı gübreler veya fosfat gübreleri olarak daha çok fosfat asidinin kalsiyum tuzları kullanılır. Fosfatlı gübrelerin imalinde çeşitli kaynaklar vardır. Bunlar doğal trikalsiyum fosfatlar, hayvan kemiklerinden elde edilen fosfatlar ve tomas çelik üretim konverterlerinden çıkan curuflardır. Doğal fosfat yataklarının en önemlileri Amerika’da ve Fas’ta bulunmaktadır. Bu fosfatlar ince bir şekilde öğütülerek başka işlem yapılmadan asidik topraklara kullanılabilir.
    Süferfosfatlar, doğal fosfatlar üzerine sülfat asidi etkisiyle meydana getirilir. İlk süperfosfat fabrikası, İngiltere’de 1855 yılında kurulmuştur. Bunu 1868’de Almanya ve Fransa, 1870’te Amerika takip etmiştir. Trikalsiyum fosfat Ca3(PO4)2 suda çözünmez, dolayısıyla bitkiler tarafından emilemez. Trikalsiyum fosfatın sülfat asidi ile muamelesinden suda çözünebilen monokalsiyum fosfat elde edilir, buna süperfosfat denir.
    En çok kullanılan fosfatlı gübre % 18-20 fosforpentaoksit (P2O5) ihtiva eden normal süperfosfattır. % 45-50 fosforpentaoksit ihtiva eden zenginleştirilmiş süperfosfat gün geçtikçe daha fazla önem kazanmaktadır. Fosfor yüzdesi zengin olan fosfat gübreleri yalnız başına kullanıldığı gibi diğer gübrelerle karıştırılarak da kullanılır.

    Amonyum fosfat 

    Azot ve fosfor gibi iki faydalı elementi ihtiva etmesi bakımından çok önemlidir. Monoamonyum fosfat ve diamonyum fosfat olmak üzere iki çeşittir. Amonyum fosfat üretmek için önce trikalsiyum fosfattan, elektrik fırınında fosfor elde edilir. Fosfor su buharı ile muamele edilerek fosforik asit haline çevrilir. fosforik asit (H3PO4)nin uygun miktardaki amonyak ile muamelesi neticesinde amonyum fosfat elde edilir. Bu işlemler fazla miktarda elektrik enerjisine ihtiyaç gösterir. Amonyum fosfat gübreleri % 11-14 azot, % 48 civarında fosforpentaoksit (P2O5) ihtiva ederler.

    Potasyumlu gübreler 

    Potasyum tuzlarının üretimi: Denizlerdeki oranı düşük olan potasyum tuzları, tuzla ana sularında biriktirilerek çıkarılır. Böyle bir biriktirme bazı kapalı deniz veya göllerde de doğal bir sûrette vukua gelerek kaya tuzu gibi yataklar teşekkül eder. Stassfurt ve Alzas potas madenleri buna güzel birer misal teşkil eder.Bütün potasyum gübreleri suda çözünürler. Potasyum tuzlarının çoğu, esas itibariyle (% 91-93 nisbetinde) gübre olarak kullanılırlar. Potasyum ihtiva eden yatak ve kayalardan üretilerek zenginleştirilir ve gübre şekline getirilirler.
    Denizlerde uzun yıllar boyunca sodyum klorür çöker ve ana sular kalsiyum, mağnezyum ve potasyum tuzlarınca zenginleşir. Açık denizle olan bağlantı kesilince ana sular zenginleşmeye devam eder ve mağnezyum ile tuzlardaki sıraya göre çökmeğe başlarlar. Mesela, Stassfurtta çöken ham ürünlerin bileşimi şöyledir:
    1. Silvinit (% 18-20 K2O)
    2. Karnalit (% 9-10 K2O)
    3. Kainit (% 13-14 K2O)
    4. Hartsalz adı verilen bir silvinit + kieserit karışımı (% 12 K2O)
    Bu tuzların uzun mesafelere nakli için zenginleştirilmeleri lazımdır. İşlemler ilkel maddelerin cinsine göre şöyle yapılır:


    Potasyum sülfat üretimi: İlkel madde olarak kainit kullanılır. Bunun sıcak suda eritilmesi ve çözeltinin soğutulmasıyla % 55 potasyum sülfat ihtiva eden bir ürüne varılır. Yeni bir kristalizasyondan sonra da sanayide kullanılan % 90’lık tuz elde edilir.
    Potasyum klorür üretimi: Zenginleştirilmiş potasyum klorür, en çok kullanılan potaslı gübreyi teşkil eder. Bunun üretimi için de madenden gelen ve ortalama % 50 karnalit, % 20 kieserit ve % 30 silvinit ihtiva eden ham ürün, birkaç kademe kristalizasyon işlemlerinden geçirilerek % 90’lık potasyum klorür elde edilir.
    Alzas yataklarının en önemli ürünü ortalama % 30-60 KCl, % 50-65 NaCl, % 0,1-0,7 MgCl2 ve % 9-14 çözünmeyen kısım ihtiva eden “silvinit”tir. Bu madde sadece parçalanıp öğütüldükten sonra bileşimine göre % 20-22 veya % 14-16 K2O’lu gübre olarak satılır veyahut zenginleştirilerek özel gübreler hazırlanır. Alzas ürünlerinde mağnezyum bulunmadığından, bu işlem Stassfurttaki üretime nazaran ana suların buharlaştırılmasına lüzum olmaksızın hasıl olması sebebiyle basittir. İşlemin esası sodyum ve potasyum klorürlerinin soğukta ve sıcaktaki çözünürlük farkına dayanır.
    Kimyasal yolla üretilen sodyum nitrat beyaz renkli, kokusuz suda kolay çözünebilen bir gübredir. Piyasada satılan sodyum Nitratın % 16 N ile % 26 Na içerdiği garanti edilmiştir. Gübre olarak kullanılan sodyum nitratın tümü 1929 yıllarına değin Şili'de bulunan doğal sodyum nitrat yataklarından üretilmiştir. Bugün de Şili'deki doğal yataklardan önemli ölçüde sodyum nitrat üretilmekledir.

    Sodyum nitrat kimyasal olarak değişik yöntemlerle üretilmekledir. Bu yöntemlerin tümünde sulu sodyum nitrat çözeltisi buharlaştırılmakta ve sodyum nitrat kristal şekle dönüştürülmektedir. Sodyum nitrat gübresinde nitelik yönünden nem, parça büyüklüğü durumu, nitrit kapsamı, toplam yabancı madde kapsamı ile azotun % I6'dan düşük olmaması hususları dikkate alınmakladır.
    Stassfurt ve Alzastan başka Amerika’da (Teksas), Afrika’da Tunus ve Avrupa’da (Fransa, İspanya) diğer bazı potasyum tuzu madenleri mevcuttur.

    Potasyum tuzlarının kayalardan çıkarılması: Potasyum tuzları bazı kayalardan da çıkarılmaktadır. Fakat pek bol değildirler. Önemli bir maden feldispattır ki ortalama % 2,4 K2O ihtiva eder. Ancak bu oran üretim masrafını karşılayamaz. Buna karşılık İtalya’da bulunan ve leucit (4 SiO2Al2O3K2O) ihtiva eden bazaltlar (Bkz. Bazalt) bu hususta daha elverişlidir. Burada potasyumun kazanılması için yapılan bir usûlde (blanc usûlü), leucitli taşlar kum şekline getirilerek, bazaltı çeken ve leuciti bırakan bir elektro mıknatıs tesiriyle zenginleştirme yapılır. Bu suretle % 23 Al2O3, % 18 K2O ve % 55 SiO2 ihtiva eden bir ürüne varılır. Klorür asidi tesiriyle silis çöker ve potasyum klorürle alüminyum klorür ihtiva eden bir çözelti meydana getirir. Bu iki tuz da billurlaşma işlemleriyle birbirinden ayrılarak % 90’lık potasyum klorür, öte yandan bir çöktürme ile alüminyum üretimine elverişli saf alüminyum elde edilir.
    Kullanım Alanları
    • Sodyum nitratin antimikrobiyal özellikleri gıda koruyucu katkı maddesi olarak kullanımını sağlar.
    • En çok gübre olarak ya da gübre yapımına ek olarak tarımda kullanılır.
    • Havai fişek, barut ve diğer patlayıcıların yapımında kullanılmaktadır.
    • Faz değiştirici materyal olarak kullanılabilir. Endüstride ısı transferi uygulamalarında sodyum nitrattan faydalanabilir.
    • Metal sektöründe, çeliği temizlemede, alüminyumu dekapajlamada, fosfatlamada hızlandırıcı olarak kullanılır.
    • Yapı sektöründe, çimento katkısı olarak kullanılır.
    • Cam sanayinde, üretilen camin kalitesini arttırmada kullanılır.
    • Kimyasal laboratuarlarda nitrik asit ve diğer nitratlar ile nitritlerin hazırlanmasında da kullanılır. Sodyum nitrat sülfürik asit ile birleştiğinde nitrik asit üretir.

    Gıdalarda Kullanımı
    • İşlenmiş (kürlenmiş, dumanlanmış) et ve et ürünlerinde koruyucu olarak bulunur. Salam, sosis, sucuk, pastırma, jambon gibi et ürünlerinin içeriklerinde sodyum nitrat bulunur.
    • Etin rengini ısıl işlemlere karşı korur. İşleme sırasında pişmiş de olsa ürün, içinde sodyum nitrat ya da nitrit bulunan etlerin rengi pembe yada kırmızı kalır ve bu amaçla et ürünlerinde kullanılır.
    • Peynir ve pizzalarda koruyucu olarak kullanılır. Tavuk ve balıkta da kullanımları vardır. Konserve yapılan tavuk ve ton balığının korunacak pembelikleri olmadığından içlerinde sodyum nitrat/nitrit bulunmadığını düşünebilir.

    Yan Etkileri
    Nitratların yan etkileri yoktur. Ama ısıtılarak veya midenin içerisinde bulunduğunda nitratlar nitrite (E250) çevrilebilirler ve bu durum nitritin sebep olabileceği yan etkilerin görülmesine yol açabilir.
    Bazı ülkelerde, sağlık durumlarının hassasiyetleri nedeniyle hamile kadınların ve küçük çocukların nitat içeren gıdaların tümünden uzak durmalarını önerilmektedir.

    interAnaliz.com Antalya da web tasarım hizmetleri sunmaktadır.
    Kaynak: Sebze Gübreleme (www.artesalimited.com)