Atlar ve ırkları (Horses and breeds)

0 yorum
Abtenauer Atları


Abyssinian Atları



Arap Atları

Arap Atı profilden bakıldığında wV şeklinde bir kafası, geniş alnı, küçük burnu, geniş burun delikleri vardır. Birçok Arap atının gözlerinin arasında, bedevilerin  jibbah dedikleri, sıcak havada nefes almayı kolaylaştıran bir çıkıntı vardır. Boynu da oldukça geniştir. Altı yerine beş bel omuru bulunduğu için sırtı diğer cinslere göre daha küçüktür. Buna rağmen ağır binicileri kolaylıkla taşıyabilir. Bir diğer önemli özellikleri de doğal olarak kalkık duran kuyruklarıdır.
Arap atları ince yapılıdır, zarif bir görüntüsü vardır. Uluslararası otoritelere göre Arap atı için ideal boy 14,1 ila 15,1 el uzunluğu arasındadır. Biniciler genelde büyük atlara ilgi duydukları için hep daha geniş atlar kullanılarak genelde 16 ele yakın uzunlukta Arap atları elde edilmiştir.

Arap atları yüzyıllardır çöllerde insanlarla yakın ilişki içinde olmuşlardır. Savaşlarda başarılı olan atlar bazen evlerde misafir edilmiştir. Çocuklarla olan iyi ilişkileri nedeniyle 18 yaş altındaki çocukların binmesine izin verilen tek çeşittir.
Arap atlarının çoğu zeki, çevresiyle iyi ilişkili ve hassastır. Kolay öğrenirler, sahiplerinden sevgi gördükleri zaman buna çok iyi karşılık verirler. Bu özellikleri onları hem evcil hem vahşi yapar. Çünkü düzensiz veya gereğinden fazla tekrarlanan eğitim Arap atlarını çok hırçınlaştırabilir.
Arap atı, hızlarıyla bilinen cinslerin bulunduğu sıcakkanlı atlar sınıfına girer. Eğitiminin zor olduğunu düşünenlerin, bunun kendi davranışlarından kaynaklandığını bilmesi gerekir, çünkü Arap atı, sahibinin davranışına çok hızlı cevap veren, hassas bir cinstir. Yanlış yetiştirilen Arap atları, kamuoyunda olumsuz bir imaj bırakmıştır.
Safkan Arap atları gri, fındık rengi veya kırmızıdır.
Birçok Arap atının beyaz gibi görünmesine rağmen, bu aslında gri tüy renginin doğal bir özelliğidir. Birçok Arap atı doğduğunda fındık rengi veya kırmızıdır. Mevsim, yaş gibi koşullara bağlı olarak tüy renkleri değişse de derileri hep siyahtır. Beyaz Arap atları aslında gridir.
Siyah Arap atı çok nadir bulunur. Bu renk genini taşıyanlar yanlış üretim sonucu sadece bazı kahverengi atlarda siyah beneklere dönüşmüştür. Bazı gelişmiş çiftlikler sipariş üzerine farklı renklerde çiftleştirme veya DNA üzerinde değişiklik yapmaktadır.

Safkan Arap atlarında beyaz veya krem rengi tüye rastlanmaz. Yaşamış hiçbir safkan Arap atında Appaloosa (gövdenin yalnız bir bölgesinde benekler olması, gerisinin düz renk olması) benzeri bir renk görülmemiştir. Bu da DNA üzerinde çalışılarak elde edilebilir.
At sahiplerinin, iyi atın aynı zamanda güzel renkte olmasını da istemeleri, Arap atının renklerine yüklenen anlamların sadece küçük bir parçasını oluşturur. Bedevi kültüründe her rengin, her tonun bir anlamı, sosyal statü üzerine etkisi vardır. Örneğin siyah Arap atları zor bulunduklarından, sahipleri zengin veya şanslı insanlar olarak bilinir. Üzerindeki en küçük bir beyaz benek Arap atının değerini düşürür, safkan olmadığı anlamına gelir.
Gövdesinde fındık renginin farklı tonlarını bulunduran kayıtlı çok az Arap atı vardır ve hâlâ tartışma konusudurlar. Bu atlardan birçoğunun renk değiştirerek aslında gerçek Arap atı renklerinden biri olduğu görülmüştür. Bu durum en çok gri tüy renginde görülür.
Arap atlarının tüy renkleri (don) değişse de derileri hep siyahtır. Siyah deri güneş ışınlarına karşı koruma sağlar. Göğüs ve ayakları çok kaslıdır.
Çok dayanıklı olan Arap atı, yüksek süzülebilme kabiliyeti ile iyi yol tutuşu sağlar. Dengesi iyidir ve hızlı kalkış yeteneği vardır. Savaş atlarında olması gereken özelliklerin tümüne sahiptir.
622 yılındaki hicretle beraber İslam dünyası Arap atlarıyla tanışmıştır. 630’lu yıllarda Müslüman toplumlar Kuzey Afrika ve Ortadoğu’ya doğru genişleme çabasına girdi. Bu genişleme 711yılında İspanya’ya kadar vararak 720’de bütün İspanya Yarımadası’nı kapladı. Arap ve Ortadoğu kökenli akıncıların atları en güçlü Avrupa kökenli atları ezip geçtiler. Endülüs atı bu sırada ortaya çıkmıştır. Amerika Kıtası`nı keşfedenler de beraberlerinde Osmanlı İmparatorluğu sayesinde tanıştıkları Arap atlarını götürmüşlerdir. Osmanlı İmparatorluğu 1299 yılında yükselerekOrtadoğu’nun çoğunu kontrol altına aldı. Arap atlarını savaştan ticarete birçok alanda kullandılar ve Avrupa’ya da tanıttılar. İstanbul’un ilk Arap atı harası 1864’te Aziziye’de kuruldu.
Efsaneye göre Arap cinsinin dişisini Muhammed bin Abdullah seçmiştir. Çölde uzun bir seyahatten sonra susayan kervandaki hayvanların sadakatini ve dayanıklılığını ölçmek için bir su kaynağının yakınına kadar sürdüğü hayvanları geri çağırmış, bu çağrıya yalnızca beş tane dişi at karşılık vermiş. Suyu bırakarak sahiplerine geri dönecek kadar sadık olmaları sebebiyle bu beş at, el-Hamse, yani beş olarak adlandırılmış. Bu atların, beş Arap atı türünün ataları olduğu söylenir. Bir diğer efsane de Süleyman’a dayanmaktadır.

Criollo Atı




Quarter Atları


Bu tür adından da anlaşılacağı gibi kısa mesafe(çeyrek mil) yarışlarında ustadır. Kökeni İspanyol akıncılar tarafından Amerika?ya getirilen atlara dayanır. 17. ve 185.yy boyunca doğu bölgelere yerleşen kişiler yerel İspanya kökenli atları kendi ithal ettikleri atlarla çiftleştirerek her tür iş için uygun olan ağır çalışabilecek bir tür üretmek istediler. Bu atlar buradaki kişilerin sağ kolu haline geldi. Batıya doğru yayılım olmasıyla sığır çobanlığı günlerinde oldukça gerekli oldular. En gerekli özellik sığırların arkasında atletik ve cesurca çalışabilecek atlar olmalarıydı. Zamanla bu atlar ?sığır hissi? geliştirerek bir sığırın hareketlerini taklit eder oldular.( durup aynı hızla geri dönebilmek…)


İngilizlerin yarışlara olan artan merakı sonucu bu atlar emprovizasyon müsabakalarında yarışmaya başladı: düzlükte bir çift atın birkaç yüz yard boyunca hızla koşabileceği müsabakalar. Quıarter atı sağrısını oldukça kuvvetlendirdi. Durduğu yerden kısa mesafede en yüksek hıza ulaşabildiler. Thoroughbred yarışları başlayınca Quarter at yarışlarına ilgi azaldı. Sonraları sanayileşme ile çiftçilikte atın önemi azaldı ve bu tür de iş atı olmaktan çıkmış hobi atı haline geldi.



Günümüzde Quarter atı Western tarzı müsabakalarda oldukça popülerdir: varil yarışı, rodeolar ve kısa mesafe yarışları. Bu spordaki büyük ilgi sayesinde bu atlar büyük amaçlar için çeşitli dallarda yarışmaktadırlar.

Türün Özellikleri:14,3-16 el uzunluğundadırlar ve her renkte olabilirler. Kısa ve geniş bir baş yapısı, ufak burnu, büyük ve zeki bakışlı gözleri, orta uzunlukta ve kalkık kulakları, uzun ve elastik boynu, yuvarlak omuzları vardır. Göğsü ve karnı geniş, sırtı kısadır. Büyük, derin, ağır ve kaslı bir sağrıya sahiptir. Bacakları kuvvetlidir. Diz Eklemleri geniş ve yere yakındır. İncik kemiği orta uzunluktadır. Tırnakları dikdörtgen biçimli, derin ve geniştir.

İlginç Olaylar: Amerikan Quarter Atı Derneği 1940 yılında kurulmuştur ve kayıtlı olarak dünyadaki en çok sayıda at bu cinstendir. Listede 2 milyondan fazla at bulunmaktadır





TÜRK ATI AHAL TEKE


“Vatanımız, halkımız, bağımsızlığımız gibi atçılığımızı da yüksek tutmak zorundayız. Bunların tümü benim yüreğimin başında yer tutuyor.
Bizim medenîyetimiz dünyada en eskilerden sayılmaktadır, yeryüzündeki insanlara yol göstermiştir ve ruhi bünyelerini pekiştirerek onları korumuştur. Böyle kıymetliklerin, sembollerin birisi de attır. Bizim atalarımız o kadar temiz cins atlar yetiştirmiştir ki, onlar asırlar boyu yaşamıştır. Bizim ahal-teke atlarımız şimdi de çok safkanlı atlardır. Onların böyle olmasına inceliği, eşi emsali olmayan dış görüntüsü şahitlik etmektedir. " Saparmurat Türkmenbaşı



“TARİHİ ÇEVİR, NAL SESİ KISRAK SESİ BUNLAR,

DELMİŞ ROMA’NIN BAĞRINI MIZRAK GİBİ HUNLAR”

Ahal Teke atı, bir Türk atıdır. Bilimciler Ahal Teke atını, 3000 yıl evvel insanlar tarafından ilk evcilleştirilmiş olan at türü olarak görürler. Orta Asyada Türk halkları arasında yaygındır. Özellikle Türkmenler Ahal Teke atına sahip çıkarlar, ve onun bir Türkmen atı olduğunu söylerler. Ahal Teke’nin adı Manas ve Dede Korkut gibi Türk destanlarında geçer ve Türkmenistan‘ın Ahal vilayetinde yaşayan Teke kabilesinden gelmektedir.


Özellikleri
Asil ve dik bir duruşu, uzun ince bir boyunu, dik omuzları, uzun bir sırtı, uzun bacakları ve küçük sert bir kalçası vardır. Boynundaki saçları ipek gibi yumuşak ama azdır. Kulakları diğer atlarınkinden uzun ve hafif Orak şeklindedir. Çoğu Ahal Tekelerin gözlerinin etrafı siyah olduğu için gözleri badem şeklinde gibi görünür. Vücudu daima hafif metalik parlar. Kılları çok ince ve yumuşaktır. Büyüleyici asil hareketleri çok elastiktir. Hüner ve eğitim gösterilerinde diğer atların zorlandığı bazı zor hünerleri kolayca başarır. Soğukkanlı, zeki, duygusal ve bazen de inatçıdır, ama sahibine daima çok bağlıdır.




Tarihi

Ahal Teke atı eski Türk atının doğrudan olarak torunudur, ve böylece buz çağının sonunda var olmuş olan dört at türünden biridir. Ahal Teke daha milat dan önce bile doğu Avrupa dan Çin‘e kadar nam salmış ve kıymetli bir atıdır. Savaşlardan dolayı sayıları bir ara çok azalmış ve sonra Timurlenk (1336-1405) tarafından Arap atı kısrakları ile fazlalaştırılmışlardır.



Ahal Teke atı Avrupalı at soylarını geliştirmekte önemli bir rol oynamıştır. Beverly Turk (Türkmen ya da Arap kökenli) adlı birisi tarafından 3 ya da 4 Ahal Teke atı getirilmiş ve bunlar bugünkü çok kıymetli ve en soylu atlar olarak görülen “Saf-kan İngiliz”-atı’nın türetilmesinin temeli olmuşlardır. “Türkmen atı” adında bir Ahal Teke erkeğinden Alman-imparatorluğunda 17 damızlık at türetilmiş ve bunlarla bugünkü alman yarış atları soylandırılmışlardır.

Avrupa’da ki at soyları bugüne kadar hala ara sıra Ahal Teke damızlıkları ile çiftleştirilip, böylece asilleştirilirler. Almanya’da Neustadt kentinde bulunan bir Trakyalı-atı çiftliğinde kısa zaman önce tekrar Ahal Teke çiftleşmeleri ile Trakyalı-atları asilleştirilmişlerdir.





Amerikan Benekli Atları


TÜRÜN TARİHÇESİ ve ORİJİNİ :

İspanyol fatihlerinin soyundan gelen benekli atlar, Amerikanın batı bölümünün bir parçası olmuşlardır. Evcilleştirildikten sonra çalışma kabiliyetleri ve dayanıklılıkları ile kovboyların sürü işlerinde kullanılmışlardır. Amerikan yerlileri, bu beneklerin kutsal işaretler olduğuna inanmaktaydı. Yıllar geçtikçe, vahşi batının dağlık bölgelerine uyum sağlamak için atletik yapılarının gelişmesine rağmen renkleri ve benekleri değişmedi. Bu gelişme benekli atlara mükemmel bir serbest biniş, çiftlik, rodeo, iz sürme, yarış, gösteri ve çocukların yakın arkadaşı olma unvanını kazandırdı.



CİNSİN ÖZELLİKLERİ : 

Çok yönlü yapıları vardır. Benekli atlar genelde güçlü kemikli ve iyi dengeli atlardır. Boynundaki ve kafasındaki benekler de ayrı bir güzellik katar. Benekli atların renkli derisi soyunu belirler. Çünkü en önemli özellikleri bu beneklerdir. Beneklerin şekilleri sonsuz farklı biçimde olabilir. Derileri daima beyaz ve bilinen diğer at renklerinden birinin kombinasyonu şeklindedir. Benekler yuvarlak hatlı olup, göğüsten boyuna doğru uzanır. Genelde Tobiano’ların yan taraflarında koyu renkler hakimdir. Kuyruk ise çoğunlukla iki renklidir. Overo’ların derisi de koyu veya beyaz olabilir. Ancak Overo’larda beyaz renk atın kürek kemiği ile kuyruğunu geçmez. Ayrıca Overo’ların kafalarında geniş beyaz lekeler vardır ve kuyrukları tek renklidir. Bu atları ilgi çekici yapan lekelerinin genetik yapısının hala anlaşılamamış olmasıdır. Her atın lekesi diğerinden farklıdır.



Amerikan Mustang Atları

Mustang kelimesi İspanyolca da -sahipsiz, başıboş- anlamına gelen mesfeno kelimesinden gelir. Bu kelime Birleşik Devletlerdeki vahşi atları anlatmak için oldukça uygundur.
Modern at yaklaşık olarak 3 milyon yıl önce evrimleşti ve bu yarıküreden yaklaşık 10000 yıl önce kayboldu. Atın Kuzey Amerika ya dönüşü Cortes ve De Soto kaşiflerinin Morocco Barbı, Portekiz Sorraiası ve İspanyol Andalusianı olan müthiş atlara binerek gelmeleriyle olmuştur.


Pueblo Kızılderilileri ata binmeyi öğrenmiş ve bu yeteneği diğer kabilelere de geçirmişlerdir. 1680 yılında Kızılderililer İspanyol kurallarına karşı isyan etmişler ve İspanyollar bu hızlı geri çekilme ile binlerce atı arkalarında bırakmışlardır. Kızılderililer bu at sürülerini toplamış olabilirler. Ancak onların özgürce koşmalarını tercih etmişlerdir. İspanyol yerleşim bölgelerine baskınlar düzenleyip atları çalmak çok daha kolaydı. Kızılderili baskınlarını durdurmak için İspanyol hükümeti sağlam at sürülerini Yeni Dünyaya getirdi. Kızılderililerin ?vahşi? atların peşine düşecekleri ve İspanyolları rahat bırakacakları umuluyordu.

10000lerce İspanyol atı Rio Grand?e götürüldü ve bu atlar 200 yıllık bir süre içinde sahipsiz vahşi atlar haline geldiler. Bu atlar zamanla çiftçilerden ve kovboylardan kaçmış araba ve binek atlarıyla birleşerek sayılarını 1900 yılında 2milyona ulaştırdılar.



Çiftçiler sığır sürülerine yer açabilmek için bu atları öldürmeye başladılar. Bunun ardından 1970 yılında sadece 17000 at kaldı. ?Mustang?lar Batının tarihi ve öncü ruhunu temsil eden canlı sembollerdir. 1971 yılında ?Vahşi Özgür At Kurultayı? oluşturulmuştur. Halka açık çiftliklerde yaklaşık 41000 mustang?ın bulunduğu tahmin ediliyor ve bunların sadece çok azı İspanyol kanı taşımaktadır.

TÜRÜN ÖZELLİKLERİ: 
Mustangler tüm şekil, renk, boy ve türde olabilirler. Ortalama uzunlukları 142cm.dir ancak 130cm. veya 160cm. olanlarını da sıklıkla görebilirsiniz. Renkli, Palomino, Appolosa, Buckskin ve yağız renkte olanlar türün gelişimi esnasında zaman içinde oluşmuş türlerdir ancak bunlar da yaygın olarak görülür.





Andalusian Atları

TÜRÜN TARİHÇESİ ve ORİJİNİ :
 Andalusıan , bir İspanyol bölgesi olan Andalusia da üretilmiş ve adını buradan almıştır. Ataları İspanya ve Portekiz in iber atlarıdır. 60 yıldan biraz daha kısa bir süre önce Andalusian ve Lusitano atı arasındaki ayırım yapılmıştır. İspanyollar günümüzde kendi atlarından Pura Raza Espanola ?dan (saf İspanyol atı.) söz ederler ve kendi aygır kitaplarını tutarlar. Dünyanın birçok yerinde bu attan Andalusıan diye söz edilir. Portekiz atına Lusitano denir ve adını Portekiz?in antik roma adı olan Lusitanya? dan alır.



Andalusian ın kökleri tarih öncesi döneme dayanır. Güney İspanya da iber peninsula sında M.Ö. 30.000 ? 20.000 yıllarına ait mağara resimleri keşfedilmiştir. Bu tarih öncesi atlar , Andalusian?ın ataları olduğu düşünülür. Birçok uzmanın katıldığı bir görüşe göre bu cins ; yüzyıllar boyunca , İspanyanın uzun tarihi süresince buradaki değişik insanlar ve kültürler tarafından oluşturulmuştur. Yüzyıllar boyunca iber atı , iber peninsula?sına değişik gruplar tarafından getirilen atlardan etkilenmiştir. Bu gruplar arasında Fransızlar , Kuzey Afrikalı Kortagiyonlar , Romalılar , değişik Alman boyları ve Moor? lar vardır. 15. yüzyılda Andolusia diğer cinsleri etkilemeye başlamıştır. Dünyanın ilk savaş atı olarak ünlenen , günümüzün Andalusian atının ataları , tarihin büyük savaşçılarına hizmet ederken göze çarpan roller üstlenmiştir.



Bazı araştırmacılar , iber atına M.Ö. 4000 ? 3000 yıllarında binildiğine inanırlar. M.Ö. 2000?de iberya ya Phoenician?ların ulaştığı zamanda , ve M.Ö 1000?de Grek?lerin geldiği zamanda iber süvariler çoktan çetin bir düşman haline gelmişlerdi ve iber atı eşi bulunmaz bir savaş atı olarak göz önünde tutuluyordu. M.Ö. 1100 civarında yazılmış Iliada?da Homer iber atından söz eder. Ünlü Grek süvarisi Xenephon , iber atından övgüyle bahseder ve M.Ö. 450?de Spartalı? ların Atinalıları yenmesindeki önemli rollerinden söz eder. II. Punik savaşı (M.Ö. 218-201) Hannibal akın eden Romalıları iber süvarilerini kullanarak defalarca yenmiştir. İlk savaş atı olarak bilinse de iber atı aynı zamanda güvenilirliği ve hoş mizacı ile de bilinir.

Ağır zırhlı şövalyeler , Avrupa?nın askeri güçlerinde çoğunluk haline geldiklerinde ; Andalusian , en popüler savaş atı konumundan kısa sürede düştü.

Her nasılsa ateşli silahların kullanılmaya başlamasından sonra , iber atı bir kez daha Kraliyetin ve süvarilerin tercihi olmuştur.

Daha sonra , iber atı Avrupa nın Kraliyet atı haline geldi. Avrupa genelinde (Avusturya,Fransa,İtalya ve Almanya dahil) büyük binicilik Akademileri kuruldu. Dresaj ve yüksek binicilik okulu bu akademilerde başladı ve gelişti. İtici gücü ileri hareketi ve çevikliği sayesinde iber atı bu akademilerin onaylanmış binek atı oldu.

1667?de Newcastle dükü Andalusian için şunları yazmıştır. ? Dünyadaki en asil at , olabilecek en güzel at, yüce ruhun , cesaretliliğin ve uysallığın bir ürünü. En gururlu ve aksiyonlu koşması ve yumuşak dörtnalı ile beraber sevecen , nazik bir at. Bir Kralın zafer günü için uygun bir at.? Viyana?daki ünlü İspanyol binicilik okulunun Lipizenleri için kurulan tesislerinde hizmet veren Andalusiandır. Amerikan Quarter atı gibi yeni dünyada geliştirilen birçok cinste olduğu gibi , Alman atının , İrlanda Cannemara?sının ve İngiliz Cleveland dorusunun geliştirilmesinde büyük rolü olmuştur. Günümüzde de Andolusian atı inanılmaz bir çok yönlülük sergiler. Andolusianın gücü , atletikliliği , ve iyi huyu hala bu cinsin önemli özellikleridir. ABD?de Andolusian atı dresaj , atlama , araba , arazi , western ve İngiliz binişi gibi çok yönlü dallarda yarıştırılır. Buna ek olarak çok başarılı bir gösteri atıdır. Tabi ki Andolusian?ın sevecenliği ile mükemmel bir Aile atı olduğu da unutulmamalıdır. Andolusian , nerede bulumuş ve ne yapmış olursa olsun gururun bir simgesidir.

CİNSİN ÖZELLİKLERİ : 
Andolusian güçlü yapısına göre oldukça zariftir. Tipik Andolusian atı 15,2 – 16,2 el uzunluğundadır. Başı orta uzunlukta , dikdörtgen biçimli , zayıf ve profilden bakıldığında dışbükey veya geniş bir alınla , düz ve iyi yerleşmiş kulaklar vardır. Gözler iri ve canlı , boyun orta derecede uzun , geniş ve zariftir. Yele kalın ve gürdür. Kuyruk genelde gür , uzun , aşağıda ve vücuda yakındır. Andolusianların yaklaşık %80?i beyaz veya grinin tonlarındadır. %15?i doru , %5?ide yağızdır.

Andolusian ; gururlu , hassas , zeki saygı ve özenle eğitildiğinde çabuk öğrenen bir cinstir.




Ayvacık Midillisi

Genel ve Morfolojik Özellikleri:Bu atların en önemli özeliklerinden biri de bu atların rahvan yurUyii1eridir. Bu tarzda yürüyüşleri sayesinde çok süratli yürürler ve çok yük taşırlar. Boylarının küçük olması bu yöre için büyük avantaj sayılır. Çünkü boyları küçük olduğu için zeytin ağaçların altından kolayca geçerler. Bu nedenle bilhassa hasat edilmiş zeytin taşınmasında önemlidirler. Bu atlar çok uysal ve sahiplerine büyük itaat gösterip, Sevgi ile bağlanırlar ve sahipleri için bir can arkadaştır. Boylarının küçük olması ve uysal karakteriyle ileride spor ve eğlence maksadı ile çocukların binebileceği bir at ırki olarak potansiyeli parlaktır.



Küçük, yerden yapılı vücudu tıknaz ve dayanıklı bir attır. Cidago yüksekliği 116?120 cm. arasındadır. Baş kısa ve kaba, profil düz, yüz bazen hafif yumrudur. Boyun kısa, kuvvetli ve göğüsle bağlantısı geri, başla irtibatı zayıftır. Omuzlar az meyilli olup oldukça uzundur. Bedenin ön kısmı, ön göğüs iyi teşekkül etmiştir. Göğüs derin, bel kısa. Karin orta büyüklükte, böğürleri kapalıdır. Sağrı kısa, yuvarlak (Elma sağrı) ve az meyillidir. Bacaklar kısa, kuvvetli tırnaklar sert ve dayanıklıdır. Donları genellikle dorudur, demiri kır varsa da azdır.

Dağılım Alanı: Ayvacık ilçesi, Çanakkale


Camargue Atları

TÜRÜN TARİHÇESİ ve ORİJİNİ: 
Dayanıklı, ufak Camargue; güney Fransa?da yaşaması zor, ıssız bölgesi olan Rhone deltasının yerel atıdır. Bu türün orijini eski çağlara dayanmasına rağmen 1968 Ocak ayına kadar bir at türü olarak bilinmiyordu. M.Ö.15000 yılından kalma Lascaux mağara resimlerinde görülen atlarla bir ilişkisi vardır. Bunun yanısıra 19. yy.da Solutré, güneydoğu Fransa?da bulunan at fosillerinin bu türün ataları olma ihtimalini göstermektedir. Uzun süre bataklıklardaki yaşam boyunca buradaki yerli atlar, Kuzey Afrika kanının akınından etkilenmişlerdir. Ancak ilkel atın ana karakteristiklerini yitirmemişlerdir, özellikle; ağır, kare biçimli başları bu niteliği gösterir.

Bu atlar Camargue yaşamında önemli bir rol üstlenmişlerdir. Muhafız ve çobanlar, bölgede geleneksel olarak gelişen sığır sürülerini gütmek işi için güçlü, dengeli arazi binişi sağlayan bu atları kullanmışlardır. Ufak yapılı atlar olmalarına rağmen Camargue atları bataklıkların sert koşullarında iri binicileri güvenle taşıyacak güç ve cesarete sahiptir.
Camargue atlarından oluşan sürüler, her birinde bulunan lider aygırla yarı-yabani bir hayat sürerler. Bununla beraber denetim, genç atların işaretlenmesi, uygun damızlıkların seçimi ve damızlık olmayan kısrakların kısırlaştırılması için yılda bir kere toplanırlar. Otlakların çitle çevrilmesine, arazilerin tarım için kurutulmasına, çobanlara olan ihtiyacın azalmasına rağmen bu tür, hala bölgenin başlıca özelliğidir. Camargue vahşi yaşamı ile ünlenmiş bir bölge olduğundan buraya gelen turist sayısı giderek artmaktadır ve bu atların yeni rolü de bu turistler için binek atı olarak kullanılmaktır.


Türün Özellikleri : 13,1-14,1 el uzunluğundadırlar ve kır olurlar. Geniş, kare biçiminde başları, kısa,dar kulakları, kısa boyunları, dar omuzları, kısa sırtları, derin karınları, kısa, yuvarlak, kaslı sağrıları, uzun kuyrukları, güçlü ve iyi şekillenmiş bacakları ve oldukça sert ve güçlü tırnakları vardır.

*Yarı-vahşi yapılarına rağmen Camargue? ler eğitime yatkındırlar.

Yarı-vahşi Camargueler ressam ve yazarlar için bir ilham kaynağı olmuştur. Roy Campbell ? Camargue?deki Atlar? adlı şiiri bunun en güzel örneğidir.




Canik Atları

Genel ve Morfolojik Özellikleri:
 Bu atlar Samsun ovalarında sürü olarak tabiatta serbest yetiştirilmektedir. Bu sürülerde genellikle 200-500 af. arasında at vardır.Yürüyüşleri rahvan olduğundan eskiden İstanbul arabacılan bu asabi, çevik ve kuvvetli hayvanlan tercih ederlerdi. Bu atlar her renkte olmakla beraber en fazla doru renktedir.

Canik atlarında baş orta büyüklükte, etlidir. Alın geniş, Profıl düz boyun düz ve kısa, cidago mürtesemdir. Sağrılan meyilli, bacakdan kuvvetli, amudiyeleri muntazamdır. bilekler dikçe, tırnakar çok sağlam, incik çevresi 17-18 cm.’dir. Bu atlarda alın geniş tırnaklar sağlamdır. Yükseklikleri 141-145 cm. civanndadır.

Dağılım Alanı: Samsun’un sahil kısınlarında, özellikle Terme civarında




Çukurova Atları

Genel ve Morfolojik Özellikleri:
 Çukurova atına daha sonraları Arap at kanı ve Uzunyayla at kanı karışmıştır. Ancak, hala Çukurova?da Çukurova atının köken aldığı bireyler mevcuttur. Bu atların tırnakları sağlam, siyah ye serttir. İşe ve bineğe elverişlidir. İyi bakıldığı takdirde gayet güzel görünümü vardır. Ekseriya al, doru ve kırdır. Sıcağa ve nemli havaya dayanıklı olup bu iklimde güçten düşmeden çalışır.

Profil genellikle düzdür. Cidago yüksekliği 130?140 cm’dir. Kulaklar ekseriyetle uzundur ye baş yukarıdan bağlanmıştır. Boyun uzun, orta derecede adalelidir. Cidago uzun ye Anadolu atına göre daha yüksek, omuzlar genellikle uzun ve meyilli, bel uzunca, ön göğüs kuvvetli ve geniş; göğüs skapulanın altında ekseriyetle biraz boğumlu ve orta genişlikte fakat uzundur. Böğürler açık, sağrı Anadolu atına göre biraz daha uzun ye az meyillidir. Kuyruk ekseri yukarıdan bağlıdır. Karın yuvarlaktır. Kemik yapısı genellikle kuvvetlidir. Bacaklar bazen inceliğe meyleder. İncikler ye bilekler uzuncadır.

Dağılım Alanı: Adana ovası, Çukurova, daha çok Osmaniye ili ve Kozan ilçesi



Fransız Binek Atları

TÜRÜN TARİHÇESİ ve ORİJİNİ:
 Fransızların at yetiştirmede uzun bir geçmişi vardır. Bu sayede günümüzün en iyi spor atlarından biri olan Fransız binek atını yetiştirmektedirler. Bu cins ilk olarak Saint Lo ve e pin? deki çiftliklerde Normandiyalı at yetiştiricilerinin Thoroughbred, Arap ve Norfolk Trotterini çiftleştirmesi ile Anglo-Norman türü oluşturulmuştur. Daha sonra bu türün tekrar Thoroughbred ve Araplarla çiftleştirilmesi sonucu günümüzde Selle Français denilen tür ortaya çıkartılmıştır. II. Dünya savaşı sonrası , Fransa?da atların hızını, dayanıklılığını ve yeteneğini arttırmak için çalışmalar yapılmaya başlandı. Bu gelişmiş yeni cinse 1958?de Fransız binek atı denmeye başlandı. Fransız binek atı , bir spor atının nasıl olması gerektiğine dair iyi bir örnektir. Bu at atletik, güçlü, zeki ve uysal bir cinstir. Özellikle engel atlama dalında yıldızı parlamıştır. Ayrıca Dresaj ve cross-country dalında çok başarılıdır.


TÜRÜN ÖZELLİKLERİ 

Genel olarak Fransız binek atı zarif ve etkileyici bir kafa ile uzun bir boyuna sahiptir. Omuzları eğimli , göğüs kafesi derin , gövdesi kaslı ve uzundur. Genelde kestane renginde olurlar. Yinede farklı renklerde olanları görülebilir. Yüksekliği 155 ? 170cm. arasında değişir.


Friesian Atları

TÜRÜN TARİHÇESİ ve ORİJİNİ:
Friesian atı, Avrupa’nın kuzeybatısında bulunan Hollanda krallığının 12 eyaletinden biri olan Friesland’ dan çıkmıştır. Friesland kuzey denizi kıyılarında , M.Ö. 500 yıllarına dayanan oldukça eski bir ülkedir. Buradaki insanlar; ticaret, denizcilik, çiftçilik ve at yetiştiriciliği ile yaşamlarını geçiriyorlardı.
[Slayt Gösterisi göster]
 friesian-1 friesian-2 friesian-3 friesian-4 friesian-5 friesian-6 friesian-7
Friesian atı , ” Equus robustus” dan kalmadır. 16 – 17. yüzyıllar boyunca belki daha da önce , Arap kanı , özellikle İspanyadaki Andolusian atlarına doğru tanınmıştır. Sıcaklığından dolayı , Sıcakkanlı düşünülmüştür. Friesian atı, safkan İngiliz atının etkilerinden bağımsız tutulmuştur. Son 2 yüzyıl boyunca safkan olarak üretilmiştir. Friesianlılar için at üretmek ve yetiştirmek çok önemlidir. Reform dan önce Friesland’ daki manastırlarda bulunan rahipler bir çok at üretmişlerdi. Yüzyıllar boyunca Fresian hükümeti kaliteli üretimi koruyucu düzenlemeler yapmıştı. Şimdi ise 1939 Dutch at kanunu , haracılık ve yetiştiricilik için kurallar koymuştur. Geçmişten kalma kayıtlardan öğrendiğimize göre , eski dönemlerde de Friesian atları pek çok ülkede bilinmekteydi. 1251 yılından kalma bilgiler ve bu atların övüldüğü kitaplar mevcuttur.

Dönemin zırhlı şövalyeleri bu atları oldukça tutkulu , savaşlarda ağır yükler taşıyacak kadar güçlü ve hızlı manevralar yapabilen hayvanlar olarak görmüşlerdir. Daha sonraları bu atın çevikliği ve esnekliği , 15 – 16. yüzyıl boyunca Paris ve İspanya daki binicilik okullarında kullanılmasını sağladı. Ayrıca güzel görünümleri ve güçlü yapıları nedeniyle de Avrupa’nın tamamında , kraliyet mahkemeleri bu atları at arabalarında kullandılar. Muhteşem süratiyle , Friesian atı Hollanda’da kısa mesafe yarışlarında kullanılmış ve kazananlar altın, gümüş kamçılarla ödüllendirilmişti. Günümüzde Friesland’ da hala araba yarışları görülür. Bu özel arabalara ” sjeen” adı verilir.

Bu 2 tekerlekli arabalar 1 veya 2 at tarafından çekilir, 1880 lerden kalma geleneksel kostümlerle bir leydi ve centilmen oturur. Sjees ; sürücünün solda oturduğu ve leydi’ nin sağ tarafta bulunduğu ( onur ve itibar tarafı ) az bulunan arabalardandır. 4’lü arabalar yaygındır. Bu geniş ve nadir koşumların gösteri amaçlı kullanımı popüler olmaktadır. Friesian halkı , siyah atlarının koşumdaki doğal kabiliyetleriyle büyük gurur duyarlar. Anthony Dent , ( atlarla ilgili İngiliz araştırmacı ve yazar ) Friesian atının eski İngiliz yağız atı ve pony’ sinin karışımından meydana geldiği görüşündedir. Dent ; Friesian atına oldukça benzeyen Norveç Dol’ unun Friesland’ dan çalınarak veya ticaret yoluyla oraya gittiğini ileri sürer.Hollandalılar , 1609’da Amerika da keşfettikleri bölgede ” New Amsterdam” ı kurdular ve buraya Friesian atlarını da getirdiler. Bu atları yeni topraklarda yetiştirmeye devam ettiler. Ancak 1664’de burayı İngilizlere bırakmak zorunda kaldılar ve bu bölgenin adı ” New York” olarak değiştirildi. Jeanne Mellin’in “Morgan atı” (1961) ve “Morgan atı el kitabı” (1973) isimli kitaplarında bu ünlü Amerikan atının Friesian atından kalma olasılığından bahsetmektedir. Sürat yapabilme yeteneği , gür yeleler , uzun ve gür kuyruk ve ayaklardaki tüyler bir belirti olabilmektedir. Bu tür kuzey Amerika’da melezleştirmeyle bağlantılı olarak tamamen kaybolmuştur. 1974′ e kadar Ohio eyaleti bu atın Kuzey Amerika’ya yeniden tanıtımını engellemiştir. 1983 den günümüze Amerika daki Friesian popülaritesi , ulusal bir kurum ve ulusal bir showu desteklemeye yetecek kadar büyümüştür.Friesian atları ; Almanya, İskoçya ve Güney Afrika’ya ithal edilmiştir. Güney Afrika’ya ithal edilenler , burada “Flemish” denilen çok önceleri Belçika dan getirilmiş olan bir türün geliştirilmesini sağladı.


TÜRÜN ÖZELLİKLERİ: 
Friesian atları her zaman siyahtır. Vücuttaki veya bacaklardaki hiçbir beyaz işaret kabul edilemez. Uzun , kalın , akıcı yeleleri ve kuyruğu ile etkili ayak tüyleri vardır. Hiçbir durumda Friesian atının kuyruğunun ve yelesinin kesilmesi hoş karşılanmaz. Friesian atı başını en yukarıda tutar ve yukarıdaki boynu ile gurur duyar.

Canlı , ahenkli yürüyüşleri doğaldır. Vücut güçlü ve eğimli bir omuzla derinleşir. Tescilli Friesian aygırları en az 153cm. uzunluğunda , kısraklar da en az 143cm. uzunluğunda olmalıdır




Gelderland Atları

TÜRÜN TARİHÇESİ ve ORİJİNİ : 
Sıcak kanlı olarak bilinen gelderland atının ana vatanı Hollanda’dır. Bu atların ataları ; Andolusian , Neapolitan , ve Norfold aygırlarına dayanır. 19. yüzyılda bu atlar iş ve krallık içindeki taşıma işlerinde kullanılmaktaydılar. Bugün ise bu atlar; zarif gösteri atları ve yetenekli engel atlayıcılar olarak bilinmektedirler. Bu cins 1960’lardan sonra Alman safkanı ile çiftleştirilerek resmi olarak yetiştirilmeye başlanmıştır. Yine de eski soya sadık kalınarak bu geleneği sürdüren çiftlikler mevcuttur.



TÜRÜN ÖZELLİKLERİ: 

Gelderland atlarının yüzlerinde ve bacaklarında kahverengi, siyah, gri ve genellikle beyaz lekeler vardır. Arada sırada alacalı olanları da görülebilir. Kafası uzundur. Geniş etkileyici gözleri ve küçük kulakları vardır. Kaslı ve güzel görünümlü bir boynu vardır. Sırtı düz ve uzun , kuyruğu yukarıda , göğüs kafesi derin omuzları eğimli ve uzundur. Ayakları ise kaslı ve güçlüdür.





Haflinger Atları

Haflingerin tarihi ortaçağa dayanır. Belgeler şimdiki Avusturya ve Kuzey İtalya?da olan Güney Tyrolean Dağlarındaki bir tür Doğuya has yarış atından bahseder. Tyrol?deki köy ve çiftliklerin çoğuna sadece dar patikalardan ulaşılabildiğinden ulaşım ve yük taşıma için çevik ve yere sağlam basan atlara gereksinim duyuluyordu. Bölgede bulunan 1800lerin başlarından kalma resimler dik dağ patikalarından yük ve binicileriyle giden ufak , asil, kestane dorusu fındık kabuğu atların varlığını açıkça göstermektedir.Günümüzün Haflinger?inin (Hafling bir Tyrol köyü adıdır.) ilk resmi belgesi 1874 yılında 249 Follie?nin bir damızlık aygırı olarak yarı-Arap aygırı olan 133 El Bedevi XXII ile yerel bir Tyrol kısrağından doğmasıdır. Tüm modern safkan Haflingerlerin orijini 7 farklı aygır çizgisi (A,B,M,N,S,ST ve W) ile doğrudan bu Follie isimli aygıra dayanır.

II. Dünya Savaşı boyunca ordunun yük atlarına olan ihtiyacı ve Haflingerin bu ihtiyacı karşılayabilecek olması nedeniyle türün üretiminde önemli değişiklikler yapılmıştır. Savaş sonrasında türün boyu ve saflığına geri dönüldü. Hem biniş hem de araba sürücülüğüne uygun olan, güçlü yapılı, sağlam kemik yapısıyla güçlü görünümlü ve karmaşık kişilikli ufak bir at türü oldu.

Haflingeri tek yapan ayırıcı özelliği onun altın sarısı rengi ile beyaz, uzun yele ve kuyruğudur. Ama en belirgin özelliği insanlara karşı sevecen, istekli ve affedici olmasıdır. Bu özelliği de yüzyıllar boyu sarp patikalarda ailenin her ferdine hizmet etmesiyle gelişmiştir. Haflingerler kolayca ailenin bir üyesi haline gelebilirler.

Avusturya?da Haflingerlerin sayısı hala çok önemlidir. Eyalet haralarının Avusturya?da türün kalitesini korumak için sahip olduğu aygırlar var. ABD?ye ilk Haflingerler 1958 yılında getirildi. Illinois bunları bir üretim programı başlatmak için Avusturya?dan Lipizzanlarla beraber ithal etti.

Modern Haflingerler günümüzde dünyanın her yerinde bulunurlar. Yük taşıma, hafif araba çekme gibi amaçların yanında western, dresaj, engel atlama, arazi binişleri, dayanıklılık ve atlı terapi amaçlarına da hizmet etmektedirler. Haflingerler boyutlarına göre şaşırtıcı derecede güçlü ve atletik olduklarından diğer cinslerle yarış halindedirler.



TÜRÜN ÖZELLİKLERİ

Haflingerler altın sarısından çikolata rengine kadar değişik fındık kabuğu rengindedirler ve yele ve kuyrukları da daha açık renkte beyaz ile soluk sarı arası olur. Boyları 138-150cm.?dir. Atın büyük gözlü, anlamlı bir baş; biçimli bir gövde ve ne çok kısa ne de çok dik olan biçimli bir sağrıyla uyumlu ve zarif bir dış görünümü olmalıdır. At adaleli olmalı ve belirgin ve biçimli eklem yerleriyle düzgün ve doğru bacak yapısına sahip olmalıdır. Damızlık aygırların hatasız erkeksi özellikleri ve damızlı kısrakların da belirgin feminen özelliklere sahip olmaları gereklidir. Baş gövde ile orantılı, asil ve eğimli olmalıdır. Gözler geniş ve ileridedir. Burun delikleri açık ve geniştir. Boyun orta uzunluktadır ve başa doğru daralır.

Bacaklar net ve eğimli eklemlere sahiptir ve 4 ayak da eşit basar. Önden veya arkadan bakıldığında bacaklar düz olmalıdır. Diz geniş, düz ve hocklar da güçlü ve geniş olmalıdır. İncikler uzun ve iyi gelişmiş, tırnaklar da yuvarlak ve sert olmalıdır.

Haflingerin canlı, istekli, yere emin basan ve ritmik yürüyüşleri vardır. Adeta rahat, enerji dolu, gururlu ve ritimlidir. Süratli ve dörtnalda ise elastik, canlı, atletik ve kendini taşıyan ritmik bir yürüyüşü vardır. Süspansiyon hareketlerinin ayırt edilebildiği dengeli bir aksiyonu vardır. Yüksek itiş gücüyle arka ayaklar aktif olarak çalışır. Bu itiş gücü elastik sırt ile serbest hareket eden omuzlara ve ön ayaklara taşınabilir. Hafif bir diz aksiyonu istenir. Özellikle dörtnal oldukça ileri-yukarı hareketli olmalıdır


Hanoverian Atları

TÜRÜN TARİHÇESİ ve ORİJİNİ : 
Hanoverian, engel atlama, dresaj, konkur komple gibi binicilik dallarına yönelik olarak yetiştirilen ılık kanlı bir attır. Bu cins eski Hannover Krallığı’nın bulunduğu Kuzey Almanya’nın Aşağı Saksonya eyaletinde ortaya çıkmıştır. Eyalet harası 1735 yılında kurulmuş ve resmi kayıtlara 1888 yılında başlanmıştır. Şövalyelik ve çiftçilik için kullanılan atların kalitesinin arttırılması amacıyla Thoroughbredler yerel kısraklar ile çiftleştirilmiştir. Yıllar sonra daha atletik binek atına duyulan ihtiyaç nedeniyle uygun olan diğer cinsler tanıtılarak Hanoverian atı oluşturulmuştur.



Bu at cinsleri arasında Arap atları ile Trakehner atları da bulunmaktadır. Yetiştirme stoku atletik yapılı, kabiliyetli, düzgün vücut yapısına sahip, eğitilebilir ve iyi mizaçlı atlardan seçilmiştir. Hanoverian cinsi atlar doğal bir emplüsyona sahiptir. Hafif ve elastik hareketleri ile yere sağlam basan adetası, ayaklarını karnına çekerek yaptığı süratlisi, yuvarlak ve ritmik dörtnalı vardır. Hanoverian atlarının yarışlarda yakaladığı başarılar yetiştirme programının iyi olduğunu kanıtlamıştır. (1992 Olimpiyatları’nda 13 madalya, peşpeşe 4 Dünya Yetiştiricilik Şampiyonası ödülü, dresajda ve engel atlamada 5 altın, 1 gümüş ve 2 bronz madalya)


Hınıs’ın Kolu Kısası

Genel ve Morfolojik Özellikleri: 
Bu atların doksan üç harbinde Bağdat tan gelen, muavin atlısı aşiretinin atları ile yerli atların birleşirimden meydana geldiği söylenmektedir. Ön ayaklarının, arka ayaklarına göre kısa olması nedeni ile Hınıs ın kolu kısası? atı ismi verilmiştir. Bu atlara bazı çevrelerce kalın boyunu ve geniş göğüsü nedeni ile ?arslan göğüslü at? denilmektedir. Hınıs atı çok dayanıklı ve cesur olup, aynı zamanda çok çevik ve hızlı bir attır. Rahvan yürür. Bu atlar tercihen binek atı olarak kullanılır ve çevik oldukları için cirit oyununda da kullanılırlar.

Cidago 135-138 cm. civarındadır. Bilekler kısa, eklemler kalın güçlü, kemikler sağlam ve kalın, boyun kısa ve güçlü, göğüsler olabildiğince geniş ve derin, baş güzel ve baş tutuşu gururlu, kuyruk sokumu kalın ve güçlü, dayanıklılık, cesaret ve çabukluk ön planda olup tımakları sağlıklı ve güçlü aynı zamanda çok sağlam olarak göz önüne alınır.

Dağılım Alanı: Hınıs yöresi, Karayazı, Karaçoban ve Sarıkamış’ta da yetiştirilmektedir.


Hollanda Atları

TÜRÜN TARİHÇESİ ve ORİJİNİ : 
Hollanda atları ılık kanlı spor atı cinsidir. Bu tür atlara soğukkanlı atlar (koşum atları) ile Thoroughbred ve Arap atı gibi sıcakkanlı atlardan farklı oldukları için ılık kanlı denmektedir. Spor atı deyişiyse cinsin kullanım alanını belirlemektedir. Dresaj ,engel atlama , konkur komple ve at arabası yarışları gibi belli başlı uluslararası binicilik disiplinlerine yönelik olarak kullanılmaktadır. Birçok ılıkkan cinslerinin gelişimine hala devam edilmektedir. Aslında bu tür atlar Thoroughbred ,Arap atı, Morgan atı, Selle Français atları gibi safkan bir cins değildir. Farklı türlerin birleşimi olarak ortaya çıkmışlardır. Bunun sebebi ise her türün farklı karakteristiklerini ayrı bir cinste birleştirmektir. Hollanda ılık kan atları, Alman, Fransız ve İngiliz atları ile yerli Hollanda atlarının seçici çiftleştirilmesi sonucu ortaya çıkan modern bir spor atıdır. Hollanda ılıkkan atlarının kökeninde iki farkı bölge yer alır: Gelderland ve Groningen. Gelderland , Hollanda’nın merkezinde yer alır. Toprağın kumlu olması nedeniyle bu bölgede daha hafif atlar gelişmiştir. Groningen ise toprağın daha ağır ve sert olduğu bir bölge olduğundan daha ağır atlar yetişmiştir. Groningen yetiştiricileri atların daha rafine olması için Gelderland atlarını kullanmış, Gelderland yetiştiricileri ise atlarına daha iri bir yapı kazandırabilmek için Groningen kanını kullanmışlardır.


Hollandalı çiftçiler hayatlarını atlarla kazanırlardı. Dolayısıyla at yetiştirme tekniklerini uzun zamandır kullanıyorlardı. Çiftleşme sonucu atların karakterlerinde oluşan bozulmalar ve hatalar anında telafi ediliyordu. Binicilik ve at malzemelerin yaygınlaşması ile atlar çiftliklerde bakılmaya başlandı. Binicilik klüplerinin sayılarının artması ile de spor atlarına olan ilgi düzenli olarak arttı. Bunun sonucu olarak da Hollandalılar spor atı üretmeye başladılar. Thoroughbred aygırlarının yanı sıra Fransız, Holsteiner, Honeverian aygırları kullanıldı. Stilli koşum atları oluşturmak üzere Hackney atları da kullanıldı. Diğer yetiştiriciler geleneksel Gelderland koşum atlarını yetiştirmeye devam ettiler. Sonuç olarak modern Hollanda ılıkkan atları 3 kategoride toplanmaktadır: Spor atı, koşum atı, geleneksel Gelderland atı.

Hollanda atlarının güzel bir vücut yapısı vardır. Vücut yapılarının yanı sıra güzelliği ve çekiciliği Hollandezlerin ününü arttırmıştır. Oldukça kısa bir zaman içinde modernize edilen Hollanda spor atları uluslar arası müsabakalarda da önem kazanmıştır. Karakterleri, atletik yetenekleri ve sağlamlıkları ile ünlü atlar dünyanın her bir köşesine ihraç edilmiş, değişik ülke bayrakları altında uluslar arası şampiyonlar çıkarmıştır.

TÜRÜN ÖZELLİKLERİ : Hollanda ılık kan atları yaklaşık 162 cm boyunda olup bazıları 170 cm kadardır. Genellikle doru, al, yağız veya kır olup alınlarında veya bacaklarında beyaz işaretler vardır. Başın iyi bir şekli olup profilden bakıldığında düzdür. Boyun kavisli ve kaslı , sırtı düz ve oldukça uzundur. Kuyruk yüksektedir. Göğsü derin ve kaslı omuzlarının ise iyi bir açısı vardır. Bacakları uzun, sağrıları güçlü ve kaslıdır. Bu özellikleri Hollandalıların çiftlik atlarından gelmekte olup güçlü hareketler için gereklidir. Hollandezler hevesli, cana yakın, güvenilir ve akıllı olmaları ile tanınırlar.




Holsteiner Atları

TÜRÜN TARİHÇESİ ve ORİJİNİ :
 Holsteiner, Almanya?nın kuzey bölgesi olan Schleswig-Holstein?da 13.yy.dan beri süren sistematik üretimin bir ürünüdür.Bu bölge Almanya?nin en başarılı at üretim bölgelerinden biri ve Holsteiner da Almanya?nın en eski sıcakkanlı cinslerinden biridir.Holsteiner?ın atalarının izleri Napolitan,İspanyol ve doğudaki damızlık tesislerine dayanır.Buralarda bölgenin yerel damızlıklarıyla dikkatli bir melezleme yapılmıştır.Bu at türü Alman çiftçiler tarafından gücü,sağlamlığı ve güvenilirliği ile değerlendirilirken ordu tarafından da bu değerlendirme cesareti ve yeteneğine bağlı olarak yapılmıştır.


Holsteiner üretiminin ilk yazılı kayıtları 13.yy.a dayanır.Holstein ve Storman kontu 1.Gerhard ,Uetersen?deki manastıra manastır civarındaki özel mülklü arazilerin otlatma haklarını vermiştir.Rahipler, manastırların özelliklerinin özel arazi sahiplerine devredildiği Reform dönemine kadar iyi nitelikte atların üretimine devam etmişlerdir.Bu atların hem çiftlikteki önemine hem de güvenilir savaş atı olma özelliklerine dayanarak arazi sahipleri de rahiplerin başladığı işi devam ettirmişlerdir.

Bu cinsin niteliklerini garanti altına almak için 1686 kanunlarının Schleswig-Holstein?a geçmesi ile iyi üretimin yapılması cesaretlendirilmiştir.1797?de 10000?in üzerinde atın ihraç edilmesiyle 17. ve 18.yy.larda bu cinsin ünü tüm Avrupa?ya yayılmıştır.

Savaş atlarına olan ihtiyacın azalmasıyla beraber İngiliz Yorkshire Araba atları ve Cleveland Bay atları 19.yy.da kaliteli yüksek adımlı yük atlarının üretimi için kullanılmışlardır.2.Dünya Savaşı sonrasında bu cinsin Thoroughbred kanıyla tanışması ile beraber Holsteiner?ın eşsiz karakterine zerafet ve atlama yeteneği de eklenmiştir.Bu cins muhteşem Alman spor atlarından biri olarak ortaya çıkmıştır.Özellikle atlama,dresaj,driving ve eventinge için uygundur ve ayrıca diğer sıcakkanlı cinslerin gelişiminde de etkili olmuştur.

Günümüzde Holsteiner?ın , Olimpiyat oyunları ve Dünya Şampiyonaları dahil birçok uluslararası eventing ve driving müsabakalarında ilk onda yer aldığı görülmektedir.


TÜRÜN ÖZELLİKLERİ: 

Genel olarak Holsteiner dorudur.Çok az beyaz işaretleri olması hatta hiç olmaması tercih edilir.Dengeli bir attır.16-17 hand uzunluğundadır.Açık dörtnalı ve doğal,elastik hareketleri vardır.Büyük,güzel gözlerle sevimli başı,güzel kavisli bir boynu ,(withers) üzerinde yükselmesiyle zarif,hafif ve kendini taşıyan bir görünümdedir.Rahat ve istekli mizacı , iyi bir karakter ve iş yapmaya olan hevesi ile bütünleşmiştir.

Üretimde kullanılan damızlıkların kalitesi yıllık damızlık denetimleriyle ile sağlama alınmıştır.Atların sınıflanması ve bunlara değer biçilmesi kaliteye ve üretim havuzuna yaptıkları katkı potansiyeline bağlı olarak yapılır.Aygırlar için damızlık kitabına girişi için araştırılması bunların tamamen onaylanmış aygır olmaları yolundaki ilk adımdır.Aygırın bir 100 günlük test süresince veya spor müsabakalarında atletikliğini göstermesi beklenir.Yavruları da ayrıca kalite ve genetik bozukluklar bakımından araştırılır.Ancak bundan sonra bu aygıra hayat boyu üretim lisansı verilir. Aynı zamanda kısraklar da araştırılır ve yeterli kalitede olanlar 3 damızlık kitabından birine girebilirler.




İrlanda Atları

TÜRÜN TARİHÇESİ ve ORİJİNİ
İrlanda atının tarihi , tarım alanında olduğu kadar , savaşlardaki başarılarına da dayanır. MÖ. 1’de yazılmış olan “cuchulain” destanı bu atı güçlü araba atı olarak tanımlar. 12. yüzyılda İrlanda’ya gelen Anglo-Norman’lar beraberlerinde güçlü savaş atlarını da getirdiler. Daha sonraları, 16. yüzyılda güney İrlanda ile İspanya arasındaki ticaret sonucu yerli atlara İspanyol kanı karıştı. Ortaçağ boyunca çok sayıda İrlanda atı , Avrupa ordularına ihraç edildi. 1. Dünya savaşı sonlarına kadar bu atların binlercesi savaşlarda ön saflarda hizmet ettiler. 1850-1950 yılları arasında İrlanda atı şekil alarak günümüzdeki İrlandez halini aldı. İrlanda’da tarım , Avrupa’nın gelişmemiş bölgelerinde de ağır yük atlarına olan talepteki azalma bu atlara ilgiyi azalttı. Bunun yerine İrlandalı çiftçiler , tarlada çalışabilecek ve aynı zamanda araba çekebilecek , hem de tilki avına gidebilecekleri atlara ihtiyaç duydular. Avlanan çiftçiler , tüm gün yol alabilecek ve karşılaştıkları her engelin üzerinden atlayabilecek atlar istediler. Yüzyıl boyunca iyi kemik yapısı , dayanıklı , ilginç atlama kabiliyeti olan , oldukça sağlam ve hassas bir at cinsi üretildi. Thoroughbred’le karıştırıldığında bu özellikleri sağlayan , dünyaca ünlü İrlandez avcısı ortaya çıktı. Bu karışım günümüzde İrlandez spor atı olarak bilinir ve temsilcileri tüm dünyada altın madalyaları , grand-prix’leri kazanmaktadır. Ne yazık ki , bu başarı İrlanda soğuk atının çöküşüne izin vermiştir. Çiftliklerdeki makineleşmenin artması , avcı ve spor atlarına olan dünya çapındaki talep bu cinsi soyunun tükenmesi eşiğine getirmiştir. Bu İrlandalı çiftçi için , iyi bir İrlanda kısrağını bir Thoroughbred’e sonrada bir safkan aygırına çekmek daha karlı hale gelmiştir. İrlanda soğuk atı sosyetesinin planlı çabalarına rağmen , dünya çapında sadece 2000 safkanıyla beraber bu cinsin devamlılığı tehlikeli hale gelmiştir.



TÜRÜN ÖZELLİKLERİ:
 İrlanda soğuk bölge atı , özü ve kalitesiyle aktif ve güçlü bir attır. Adından anlaşılacağının aksine iri ve çok tüylü değildir. Duruşuyla , güçlü sağrısıyla heybetli görünümdedir. Zeki ve nazik , doğası ile hassas ve uysal yapısı dikkat çeker. Hareketleri yumuşak ve serbest olmasına rağmen abartılı değildir. Kır dahil olmak üzere her renkte olabilir. Kemik yapısı sağlam ve güçlüdür. Ortalama boyları ; 153 – 163cm. yüksekliğindedir.



DEĞERLİ İRLANDA ATLARI 

KİNG OF DİAMONDS : 

İrlanda atının her ailesi atlama ve konkur komple atları üretmiş olsa da hiçbiri King of Diamonds kadar sürekli başarı sağlamamıştır. Bu kestane doru aygır , Ruby’nin yavrusu Errigal’dendir. 1990 – 1995 yılları arası dünya atlama dereceleri klasmanında 7. sıradadır. Uluslararası engel atlama atları olan Special Envoy , Hill , Pearl ve Millstreat Ruby King of Diamonds’dan üretilmiştir. King of Diamonds üzücü bir şekilde ölmüş olsa da , arkasında sürekli olarak dünya sınıfı atları üreten birçok tay bırakmıştır.



CLOVER HILL : 

Golden Beaker’in tayı olan bu doru aygır, 1990 – 1995 yılları arası Dünya atlama dereceleri klasmanında 16. sıradadır. Dünya sınıfı taylarından ; Cagneys , Skyviews ve Flo Jo Clover Hill’dan olma taylardır ve günümüzde atlama atları üretmeye devam etmektedirler. Kuşkusuz spor atı üretimi üzerindeki etkileri uzun yıllar boyunca devam edecektir.



Lipizzan Atları

TÜRÜN TARİHÇESİ : 
Lipizzan atları 400 yıldan uzun süredir uygulanan seçici bir yetiştirme programını yansıtır. Dünyanın dört bir yanından seçilen iyi kalite atlardan oluşmuştur. Güzellik ve zarafetin yanısıra cesaret, kuvvet, yetenek, iyi mizaç ve aklın nadir bulunan bir kompozisyonunu sergilemektedir. Lipizzanlar ilk olarak 1580 yılında Arşidük II.Charles’ın Lipizza’da bir hara kurarak İspanyol, Andalusian, Barb ve Berber cinsi atları ithal etmesiyle yetiştirilmeye başlanmıştır. Bu atlar yerel Karst atlarına çekilmiştir. Yerel Karst atları beyaz, küçük , yavaş ve sert atlardır. 1700’lerin sonunda Napolyon Savaşları sırasında atlar üç kere yer değiştirdiler. Bir süre atların mülkiyeti Napolyon’a geçti. Napolyon Arap aygırı Vesir’i Lipizzanlara çekti. 1807-1856 yılları arasında 7 Arap aygırı türün gelişimi için kullanıldı: Siglavy,Tadmor, Gazlan, Saydan, Samson, Hadudi ve Ben Azet. 1792-1815 yılları arasında iki Lipizzan kolu olan Maestosa ve Favory, Kladruby atları ile çiftleştirildiler. 1880 yılında Lipizza Harası’nda 341 adet Lipizzan atı bulunmaktaydı. 18. ve 19. yy.da kullanılan tüm Lipizzan damızlıklarından sadece 6 tanesi orijinal aygır kolu olmuştur: 1.Dünya Savaşı sırasında yetiştirme merkezi Viyana yakınlarındaki Laxenburg’a yerleşti. Taylar ise diğer kraliyet harası Kladrub’a yerleştirildi. 1. Dünya Savaşı sonrasında Orta Avrupa yeniden organize edilirken Avusturya- Macaristan İmparatorluğu iki yeni cumhuriyete bölündü ve her devlet bir önceki monarşinin sahip olduklarının mülkiyetini aldı. Lipizza Kraliyet Harası(1580-1916) yetiştirme programı 3 farklı ülkeye bölünmüş oldu.

Bu yıllarda sadece 208 Lipizzan’ın kaldığı bilinmekte olup büyük kısmı (109 at) Lipizza kentine sahip olan İtalya’da kalmıştır. 1913-1915 tayları ise Çekoslavakya’nın sahip olduğu Kladrub’da kaldı. Kalan atlara ve İspanyol Binicilik Okulu aygırlarına 1919’da Avusturya sahip oldu. 1. Dünya Savaşı’nı takiben İtalya, Çekoslavakya ve Avusturya’nın yanı sıra Macaristan, Romanya ve Yugoslavya’da Lipizzan atı yetiştirmeye devam ettiler. 1943’de Lipizzan cinsi soyunun tükenmesi tehdidiyle karşılaştı. Avusturya, İtalya ve Yugoslavya’daki kısrak ve taylar Çekoslavakya’daki Hostau bölgesine Alman komutası altında transfer edildi. Dönemin İspanyol Binicilik Okulu müdürünün çabaları neticesinde okul kurtarıldı fakat; 1955’e kadar damızlık aygırlar okula geri verilmedi. Dünyada 3000’den az saf kan Lipizzan’ın bulunduğu göz önüne alındığında türün seyrek olduğu söylenebilir. Her geçen yıl doğan tay sayısı da azalmaktadır. Lipizzan atlarının safkanlığının korunması için büyük çaba gösterilmektedir. At sahipleri ve yetiştiriciler türün az olması, kültürel önemi, romantik tarihi, güzelliği, uyumu, atletik yürüyüşleri nedeniyle bu atlara ayrı bir değer vermektedir.

TÜRÜN KARAKTERİSTİK ÖZELLİKLERİ :

Lipizzan atları uzun olmamasına rağmen (en irisi 160cm. kadardır.) gururla kendini taşıması, kaslı ve elastik vücudu, güçlü hareketleri onların olduklarından daha uzun ve iri görünmelerini sağlar. Geç olgunlaşır ve uzun yaşarlar. (çoğu zaman 35 yıl ve fazlası) Doğdukları andan itibaren zarafet ve asalet sergilerler.

Yağız veya doru olarak doğar, 5-8 yaşlarında beyaz olurlar. Aslında demir kırdırlar ancak; koyu renk derileri beyaz tüylerle örtüldüğünden yara veya ıslaklık olmadığında beyaz görünürler. Gelişimini ancak 10 yaşına kadar tamamlayan bu atlar 1 yaşındayken aynı yaşlı bir Thoroughbred ile kıyaslandığında oldukça küçüktürler. Vücut yapıları 3 yaşında ancak kendini gösterir. 3 yaşına kadar hiçbir turistin onları göremeyeceği Alp Dağları’na gönderilir ve 3 yaşında ancak doğdukları andaki zarafeti sergilediklerinde insan önüne çıkarlar. Güçlü ve sağlam olduklarından nadiren topallık gösterirler. Yemlerindeki ve çevre koşullarındaki değişimlere anında adapte olurlar. Lipizzanlara binmek yumuşak sırtları ve canlı adımları ile bir keyiftir. Güçlü sağrıları sayesinde kendilerini doğal bir denge ile taşırlar. Doğal bir ritm duyguları vardır. Eyer vurulduğunda oldukça sakin ve tutarlıdır. Aygırlar, kısraklara göre idare edilmesi daha kolay atlardır. Aygırlar, binicilerine bir kez saygı duydu mu bu duygularını kaybetmezken kısraklar daha patroniçe tavırlı olduklarından zaman zaman onlara binicisine üstünlük sağlayamayacağı hatırlatılmalıdır. Bir Lipizzan atı ürktüğünde herhangi bir korku veya panik duygusu yoktur. Çifte atmaz, binicisini fırlatmaz; aksine kendini toplar, ardlarını vücudunun altına getirir, sırtı yükselir ve binicinin eyerde daha güvenli oturmasını sağlar. Boynu kavislenir ve binicisine dizginleri toplaması için ısrar eder. binicisinden komut bekler. Eğer binici bir parça dizgin verirse piaf birden pasaja dönüşür. Bu hareketi doğallıkla yaparlar. Lipizzan başlangıç seviyesindeki bir biniciyi bile saygı duyulan bir binicilik ustasıymış gibi hissettirir. En tecrübesiz binici bile saygıyla komut verdiğinde yürekle ve istekle tepki verir. Ancak “at attır!” diye düşünen ve Lipizzanı’ı sindirmek veya ona zorbalık etmek isteyen insanın vay haline! Gerçekten korktuklarında veya adalet duyguları vahşilikle tahrik edildiğinde karşısındakinin gözünün içine bakar ve savaşa hazırlanır. (400 yıl önce yetiştirilmelerinin gerçek amacı)



Malakan Atları

Genel ve Morfolojik Özellikleri: 
Malakan Atları geniş, derin, kitle ve kuvvetli kemik teşkilatına sahiptir. Malakan Atlarında boyun kısa ve kalın, baş kaba ve Anadolu atına göre büyük ve uzun, bel orta uzunlukta, bacaklar kısa ve kemikler kalın, karın geniş, göğüs derin ve geniş, eskiden renkleri ekseriyetle yağız ancak son zamanlarda al daha çok, ayrıca doru don ve kır don da görülmektedir.
Sağrı geniş ve düşüktür. Ekseriyetle çift oluklu sağrılıdırlar. Cidago yükseklikleri ortalama 140 cm.’dir. Bu atlar soğuğa çok dayanıklı olup, güçleri çok yüksektir. Genel olarak Haflinger atlarına göre daha kısa ve tırnakları daha sağlamdır. Malakan atları, Anadolu atları kadar çevik değil fakat cüsseleri ağır ve kalın olduğu için çekiş güçleri daha fazladır. Bu atlar zahmete karşı dayanıklı ve sakin mizaçlı, iyi bir iş atıdır. Bu atlar Haflinger atına göre daha hareketlidir.

Dağılım Alanı: Kars, Ardahan



Morgan Atları

Amerikan Morgan atının kökü çok ilginçtir ki sadece bir tek aygıra dayanır: Justin Morgan. Bu aygır 14 el uzunluğunda olmasına karşın ağırlık-çekme yarışlarında ağırlığını gösterir.
Justin Morgan 1789 yılında Figure adlı bir tay olarak dünyaya geldi ve daha sonra kayıtlı ilk sahibinin adıyla anılmaya başladı. Bu kişi Vermont?taki bir çiftlik sahibi ve aynı zamanda müzik öğretmeni ve kilise yöneticisiydi. Kayıtlı belge olmamasından dolayı Justin Morgan?ın nasıl üretilip yetiştirildiği konusunda kesin bilgiler yoktur. Olası iddialara göre bu aygır Thoroughbred, Arap, Welsh Cob ve Hollandez ırklarının atasıydı. Ufak yapısına karşın (400kg.dan daha hafifti.) Justin Morgan?ın oldukça kuvvetli bir iş atı olarak tanınması ve sahiplerinin başarısı için çok fazla çalıştırılması tartışma yaratmıştır. Ağır iş atı gibi saban çekmekte ve kereste işlerinde kullanılırdı ve kütük çekmek konusunda ağırlığının neredeyse iki katı olan rakiplerine rağmen yenilmezdi. Müthiş dayanıklı, güçlü ve dinç bir babaydı. Güç, dayanıklılık, hız ve sakin mizacı yavrularına da geçmiştir. Erkek taylarından 3 tanesi cinsin gelişiminde oldukça etkili olmuştur: Sherman Morgan(1808), Woodbury Morgan( 1816) ve Bulrush Morgan( 1812)


Sherman Morgan kanından gelen atlar mükemmel koşum atları olmalarıyla dikkat çekmişlerdir ve Amerika?daki diğer cinslerin ( Quarter, Saddlebred, Standardbred, Tennessee) üretiminde önemli etkileri olmuştur.

Woodbury Morgan kanından gelenlere ise binek ve tören atı olarak talep olmuştur. Bulrush Morganları da süratlideki hızlarıyla dikkat çekmişlerdir.

Diğer cinslerde olduğu gibi Morgan atı da motorlu ulaşımın yaygınlaşmasıyla önemini yitirmiştir. Ancak 1999?da kurulan Morgan At Klübü?nün istekli üyeleri sayesinde bu tür kurtulmuştur. Günümüzde ABD?ye ek olarak Kanada, İngiltere, Avustralya, İspanya, Yeni Zellanda, Almanya, İtalya ve İsveç?te Morgan Klüpleri görülür. Bu klüpler sayesinde Morgan atı sayısı da giderek artmaktadır. Bu atlar gösteri atı olarak bulundurulmasının yanı sıra sürek avı, dresaj ve atlı araba yarışları gibi disiplinlerde de kullanılır.

Türün Özellikleri

14,1-15,2 el uzunluğunda genellikle doru, kestane doru, yağız renklerindedir. Baş haricinde diz veya tırnakta beyaz işaretlere olmamalıdır. Profilden bakıldığında düz veya hafif eğimli başı, öne doğru geniştir. Büyük gözleri, kısa ve dik kulakları, hafif açılı boynu, eğimli omuzları vardır. Sırt uzunluğu kısadır. Sağrısı kaslıdır ve kuyruğu yukarıdadır. Düz ve kuvvetli bacakları kısa ve ince kemik yapısına sahiptir. Uzun ve eğimli inciği hafif ve elastik bir yürüyüş sağlar. Yumuşak ve gür kuyruk ve yeleye sahiptir.



Oldenburg Atları

TÜRÜN TARİHÇESİ VE ORİJİNİ : 

Oldenburg atları Almanya?nın kuzey bölgesinde yetiştirilmektedir. Bu bölgede eski Oldenburg Krallığı bulunmaktaydı. Oldenburg atı Avrupa?nın en eski ılıkkan türlerinden biridir. Oldenburg atlarının gelişimi Herzog Anton Günther Von Oldenburg?un çalışmaları sayesinde olmuştur. Çalışmalarını 16. yüzyılda yapmıştır. Friesian türü kısraklar ile İspanya ve İtalya?dan seçkin aygırlar kullanılarak yeni bir cins ortaya çıkmıştır. 1960?lı yılların başlarında Alman Oldenburg yetiştirme birliği modern bir binek atı cinsi üretme kararı almış ve detaylı bir çiftleştirme programı uygulamıştır. Temel amaç spor atı yetiştirmek olmuştur. Yeni yetiştirme programının ilk aşamasında Oldenburg kısrakları en iyi Avrupa Thoroughbred aygırları ile çiftleştirilerek cinsin rafineliği sağlanmıştır. Bu çiftleşmeden oluşan kısraklar Avrupa?nın en iyi binek atları olan Anglo-Norman , Trakehner ve Anglo-Arab?lar ile Hanoverian , Holsteiner , Westphalian ve Hollandez aygırları ile çiftleştirilmiştir. Bu üretimin sonucu oluşan Oldenburg?lar dünyanın en modern , başarılı spor atlarındandır. Günümüzün atlarından Weihaiwej (Franke Sloothak binmiştir) ,Lady Weingard (Marcus Beerbaum binmiştir), Bonfire (Anky van Grunsven binmiştir) Oldenburg spor atlarının başarısını sergilemiştir.


TÜRÜN ÖZELLİKLERİ

Yetiştirmenin amacı asil, dinamik, elastik hareketleri olan ve karakter olarak çok amaçlı biniş (dresaj, engel atlama, konkur komple, avcılık sınıfları ) için uygun bir tür oluşturmaktı. Aynı şekilde tüm dünyada spor atı yetiştiriciliğinin ortak hedefi de budur. Oldenburg atının başı büyük ve asil, boynu uzundur. İyi bir baş-boyun bağlantısı vardır. Omuzları uzun ve doğru bir açı ile iyi bir pozisyondadır. Eyeri ve biniciyi doğru pozisyonda tutabilmek için cidagonun iyi gelişmiş ve yeterince uzun olması gereklidir. Oldenburg atlarının cidago boyu 160-163 cm.dir. Güçlü bir sırt yapısı vardır. Bacakların iyi bir kas yapısı , gelişmiş eklemleri , iyi yapılanmış tırnak ve kemikleri bulunmaktadır. Ön bacakların önden ve yandan bakıldığında düz olmalıdır. Aynı zamanda arka bacaklar da arkadan bakıldığında düz olmalıdır. At kendini taşır ve sağrısı ile arka dirseklerinden destek alır. Esnek ve enerjik ileri hareketleri, uzun fuleleri, kavisli ve yaylanan sırtı bulunmaktadır.


Thoroughbred Atları

Thoroughbred terimi atalarının izlerinin 3 aygıra dayandığı bir at cinsini anlatır.Bu aygırlar Arap Darley,Arap Godolphin ve Türk Byerly?dir.Saygın sahiplerinden sonra(Thomas Darley,Lord Godolphin ve Kaptan Robert Byerly) isimlendirilmiş bu 3 aygır 17.yy.da Ortadoğu Akdeniz?den İngiltere?ye getirilmiş ve daha güçlü ancak daha az gelişmiş yerel atlara çekilmişlerdir. Sonuç; uzun mesafede hızını uzun süre koruyarak ağırlık taşıyabilen,at yarışlarına yeni bir boyut getiren özellikte bir hayvan olmuştur.


Böylece 300 yıldan uzun sürecek bir seçici üretim süreci başladı. Mükemmellik ve üstünlüklerini yarış pistinde kanıtlamış en iyi aygırlarla en iyi kısraklar birleştirildi. Bu seçici üretim sürecinin anahtarı bu cinsi kayıtlarının güvenilirliğidir. İlk başlarda Thoroughbred kayıtları az ve eksikti.Bu at diğerlerinden daha iyi yetenekleri olduğunu kanıtlamadıkça isimlendirilmezdi. Genel Damızlık Kitabının ilk sayısının yayınlanma işi James Weatherby?a kalmıştı. Kendi araştırmaları ve özel pedigreeleri birleştirmesi sonucu bu kitabı oluşturmuştu.

Bunu 1791?de 387 kısrağın pedigreeleri?ni listeleyerek yaptı.Her bir atın soyu Eclipse(Arap Darley?in doğrudan soyundan gelen),Matchem(Arap Godolphin?in torunu) ve Herod(Türk Byerly?nin büyük büyük büyük torunu) isimli atlara dayanıyordu. Genel Damızlık Kitabı hala İngiltere?de Weatherby ve Oğulları(İngiliz Jokey Kulübü Sekreterliği) tarafından yayınlanmaktadır.

Birkaç yıl sonra ,hızla gelişen kıta Kuzey Amerika?da yarışlar arttıkça Amerikan Thoroughbred? lerinin pedigree sicillerine olan ihtiyaç Genel Damızlık Kitabı?nda olduğu gibi belirgin oldu.1873?te Amerikan Damızlık Kitabı?nın ilk cildi hayatını Amerikan Thoroughbred? lerinin pedigreelerini aramaya adamış bir Kentucky?li olan Col.Sanders D.Bruce tarafından yayınlandı.Bruce,ilk Genel Damızlık Kitabı?non örneğini yakınen takip etti ve projenin Jokey Kulübü tarafından devralındığı tarih olan 1896?ya kadar kayıtların 6 cildini çıkarttı.

Amerikan Damızlık Kitabı?nın güvenilirliği Kuzey Amerika?daki bütün Thoroughbred yarışları üzerindeki kurumdur.Garanti olmadan ,yarışan veya cinsin devamı için çiftleştirilen her Thoroughbred?in kimliği hakkında oluşan kuşkular arkasında günümüzde bilinen yarış sporu varolamaz.Veya Thoroughbred?i düzeltmek için yüzyılların aramalarının ölçülebilir bir sonucuna ulaşmak mümkün değildir.

Jokey Kulübü damızlık kitabının ilk cildini yayınladığında 3000 tane tay vardır. 1986?da ise bu sayı 51000?i geçiyordu. Jokey Kulübü bu kadar büyük sayılar sonucu kayıtlarda ortaya çıkan zorluklara karşı yeni bilgisayar teknolojisi getirdi.Günümüzde Jokey Klübü ülkedeki en gelişmiş bilgisayar operasyonlarından birini idare eder. Veritabanında izleri 1800lere kadar uzanan isimlerin de yer aldığı 3 milyondan fazla atın ismi temel pedigree dosyasında bulunur.Bu sistem aynı zamanda Kuzey Amerika?da koşulan Thoroughbred yarışlarının günlük sonuçlarını da tutar ve pedigree ve yarış verileri İngiltere ,İrlanda, Fransa, Avustralya, Japonya ve dünyada Thoroughbred yarışlarına liderlik eden diğer ülkelerde aynı anda yayınlanır.

Damızlık Kitabı?nın güvenilirliği konusundaki daha ileri dev adımlar 1977?de Jokey Kulübü?nün tıbbi gelişmelerin avantajını da almasıyla atılmıştır. Bu da kapsamlı kan-sınıflandırmasının ilk adımıdır. 1970lerden 2000lere kadar Amerikan Damızlık Kitabına kaydedilmiş olan her Thorouhbred tayının yavrularında soylarının doğrulanmasının garantilenmesi için kan-sınıflandırması yapılmıştır. 2001 ?den itibaren Jokey Kulübü geleneksel kan-sınıflandırmasına yele kıllarının DNA?sını da eklemiştir.DNA tabanlı soy doğrulaması %99,9 luk verim sağlamıştır.Bu oran kan-sınıflandırmasında ise %97dir.

Amerika?nın dolayısıyla da Thoroughbred yarışlarının gelişmesiyle sınırdan sınıra ülke içindeki yayılımla Amerika?daki yarışların büyüklüğü dünyadaki diğer ülkelere göre daha ağır basmaktadır. Amerikan kanları dünyanın dört bir köşesinde saygın hale gelmiştir.

Bir zengin uğraşı ve eğlence sporu halinde başlayan bu yarışlar günümüzde dünya çapında multi-milyon dolarlık bir endüstri haline gelmiş ve ekonomik etkileri bölgesel ve ülkesel bazda geniş olarak hissedilmiştir. Thoroughbred yarışlarındaki lisans ücretleri ve doğrudan vergiler her yıl devlete 500 milyon$lık bir gelir sağlamaktadır. Fakat bu miktar yarış ve üretim endüstrisinin geniş ve çeşitli altyapı sistemleri tarafından yapılan kırsal ve kentsel ekonomik yardımla kıyaslandığında oldukça önemsizdir. Bir örnek vermek gerekirse endüstrinin sadece New York eyaletine yaptığı yardım her yıl 1.8 milyar $dır.

1980lerin ortalarında Avrupa ve Orta Doğu yarış karlarının etkisiyle astronomik hale gelen 1 yaşlı tay fiyatlarına yanıt olarak yıllık Kuzey Amerika Thoroughbred taylarının sayısı 1986?da 51293 gibi bir rakama ulaşarak doruk noktaya geldi.Bu onyıl ,1970lerde görülen toplam tayların sayısında %65?lik bir üretim artışının gösterildiği bir dönem olmuştur.Fakat düzenlemeler kaçınılmazdı ve tay sürüleri 1995?e kadar her yıl azaldı.Bu mecburi düzenlemeler amaçtan fazla bir hizmet verdi ve makul ve sürekli bir üretim endüstrisi kontrollü bir büyüme ile devam etti.

Thoroughbred dünyadaki en görkemli ve çok yönlü at cinslerinden biridir.Uzun mesafeler boyunca hızını koruyabilme yeteneği sayesinde Thoroughbred aynı zamanda değişik binicilik dallarıyla ilgilenenlerin popüler seçimi olmuştur.At yarışı dışında avcılık,engel atlama,eventing ve poloda da favori at cinslerinden biridir.Thoroughbred,yeni at cinslerinin yaratılmasında ve diğer cinslerin geliştirilmesinde de kullanılmıştır.Thoroughbred?in mükemmelliğinin anahtarı hızı ve dayanıklılığıdır ki bu da 300 yıldan uzun bir zamandır üretilmesinin nedenidir.

THOROUGHBRED TEMEL AYGIRLARI :

Thoroughbred Büyük Britanya?dan çıkmıştır ve genetik orijini Arap?tır. Cinsin temelindeki aygırlar:Byerly Türkü;Darley Arabı ve Godolphin Arabıdır.Bu aygırlar yerli hız koşucuları olan kısraklara çekildi?özellikle İskoç Galloway lere ve bunun sonucu doğan taylar da ilk Thoroughbredler oldu.

Byerly Türk:Buda kuşatmasında Kaptan Byerly ,Türklerden adını tarihe yazdıracak bir atı ganimet olarak aldı.Bu at Byerly Türkü olarak anılmaya başladı ve İngiltere?ye gelen 3 temel aygırdan biri oldu.Dediklerine göre 1960?da Boyne Savaşı?nda Kaptan Byerly tarafından binilen bu at ; daha kısraklara çekilmeden kendini bir aygır olarak göstermiş.Adının aksine bu at büyük bir ihtimalle Arap atıydı.Byerly Türk bir dizi Thoroughbredin temeli oldu.Bunların en tanını 1758?de üretilen Herod oldu ki bu at da kendini oldukça başarılı bir aygır olarak kanıtladı.

Darley Arap:İngiltere?ye ithal edilen 2. temel aygır Darley Arap idi.1700?de doğan bu at Thomas Darley tarafından 1704 yılında Suriye?den alındı.Daha sonra İngiltere?ye getirilerek sayısız kısrağa çekildi.En başarılı çiftleşmeler 2 önemli tayı üreten Betty Leeds isimli bir kısrakla oldu.Bu taylar Flying Childers ve Bartlet?s Childers idi.Childers dizisi boyunca Darley Arap, ?Eclipse birinci,geri kalanlar görünürde yok!? tanımlamasını kazanan Eclipse isimli atın büyük büyük büyük babası idi.Thoroughbred cinsi üzerindeki etkileri bakımından Darley Arap 3 temel aygırın en önemlisi oldu.

Godolphin Arap:İngiltere?ye gelen son temel aygır Yemen doğumlu Godolphin Arap idi.Suriye?ye sonra da Tunus?a götürüldğkten sonra Fransız kralına bir hediye olarak verildi.Bir rivayete göre Paris?te küçük bir su arabasını çektiği söylenir.Bu at hayranlık uyandırıyordu ve Edward Coke isimli bir İngiliz tarafından satın alınarak İngiltere?ye getirildi.2.Godolphin Kontu bu ayı kazandı ve bir çok seçkin kısrağa çekti.Roxana ile çiftleşmesi sonucu Lath doğdu ki bu tay Flying Childers?dan sonra İngiltere?deki en müthiş attı.Bir başka çiftleşme sonucu doğan Cade,büyük Matchem?ın babası,Godolphin Arap?ın soyundandı.1850?de ?İngiltere?deki her ahırda Godolphin Arap?ın kanı var? deyimi söyleniyordu.

TEMEL AYGIRLARIN YAVRULARI :

Temel aygırların Doğulu olduğu akılda tutulursa bu aygırların torunlarının da ilk asıl Thoroughbred? ler olduğuna dikkat edilmelidir.Bunlar günümüzde bilinen cinsin üreticileridir.Temel aygırlar Thoroughbred kanının başlangıcında bulunurlar;ancak Thorouhbredin ayırt edici karakteristiklerini sürekli olarak taşıyan atların yaratılması için jenerasyonların bir sayısı gerekiyordu.1660-1750 yılları arasında İngiltere?ye ,ithal edilen 200 Doğulu attan sadece bu 3 temel aygırın doğrudan soyundan gelenler cinsin büyüklüğüne katkıda bulundu.

*Herod:Byerly Türk?ün etkisini temel aygır olarak sağlamlaştıran yavru 1758 doğumlu Herod isimli taydır.Kral 2.George?un 3. oğlu Cumberland Dükü?nün atı idi.Bu kişi Newmarket ve Hanover?de önemli bir at yetiştiricisiydi.Herod göze çarpan bir yarış atı olmamasına karşın eşsiz bir baba olarak kendini kanıtladı.Soyundan gelenler Amerika ve Avrupa?da Thoroughbred cinsinin gelişiminde son derece önemli atlar oldular.Herod?un soyundan gelen en önemli taylar Diomed(1780 1.Epsom Derbisinin galibi),Sir Archie,Flying Dutchman ve Epinard.

*Eclipse:1764 müthiş bir tutulmanın olduğu bir yıldı ve bu astronomik olay Thoroughbred tarihinin bir yıldızı olan bir atın ismi oldu.Eclipse Marske ile Spiletta tarafından üretilmiş ve Cumberland Dükü için yetiştirilmişti.1769?da 5 yaşındayken yarışmaya başladı ve Epsom?da ilk yarışında rakiplerine büyük bir fark attı.Ünlü Denis O?Kelly bu yarışta şu sözü söylemiştir:?Eclipse birinci geri kalanlar görünürde yok!?Eclipse kariyerinde 18 yarış kazandı ve hiçbir zaman kamçı veya mahmuz kullanmayı gerektirmedi.Harada göze çarpan bir kariyeri oldu.Amerikan Eclipse, Hyperion,Kelso ve Sea Bird gibi Eclipse soyundan gelen taylar Eclipse?in etkisini taşıyordu.Bu atın farkedilen yavrularının sonsuz bir listesi vardır ve Darley Arap?ın diğer 2 aygıra karşı olan üstünlüğünün nedeni Eclipse?dir.

*Matchem:Birçok yarış atı hızlarıyla dikkat çekerler ;fakat hız çoğu zaman heyecanlı bir yapının ve saldırganlığın sonucu gelir.Matchem 1748 yılında doğdu ve Godolphin Arap?ın torunuydu.Hızın yanında bu at yavrularına mükemmel bir karakter bıraktı.Snap isimli at Matchem ile karşılaştırılırken şu terim kullanılırdı:?Hız için Snap ve doğruluk ve günışığı için Matchem.? (Snap,Darley Arap?ın torunuydu) Matchem?ın kan varislerine baktığımızda birçok iyi huylu aynı zamanda hızlı at görürüz.Matchem?ın etkileri ünlü emsalleri kadar yaygın değildir ;ancak yavrularının Amerikan atları üzerinde önemli etkileri vardır.At sahibinin oğlu Edward Fenwick,1755 yılında Güney Carolina?ya göç etmiş ve Amerika?ya Matchem soyundan gelen 10 tane at getirmiştir.Matchem?ın oğullarından Brutus,bir süre Güney Carolina?da yarış hayatında en önemli yeri tuttu.

CİNSİN ÖZELLİKLERİ :

Thoroughbred, ortalama 16 karış uzunluğundadır ve görünümü Arap atalarını andırır.İnce bir baş,geniş ve zeki bakışlı gözler,diğer cinslere nazaran daha ince ve uzun bir boyun vardır. Omuzlar derin,adaleli ve oldukça eğimlidir.Öyle ki kolon derin ve dardır.Güçlü tendonlar?la beraber düzgün ve uzun bacakları vardır ve bir düzlükte yumuşak ve ahenkle yürür.Arka bacakların üst kısmındaki kemik yapısı uzun ve güçlü bir kas yapısına yer oluşturur.Uyluk kemiği uzun ve kalça kemiği ile yaptığı açı geniştir.Kalça ve uyluğun güçlü kas yapısı mevcuttur. Thoroughbred donları doru, koyu doru, kestane ,yağız veya kır olabilir. Farklı renkler nadiren görülür. Beyazlıklar sıklıkla hem yüzde hem de ayaklarda görülür.

DEĞERLİ AMERİKAN THOROUGHBREDLERİ :






Trakehner Atları

TÜRÜN TARİHÇESİ : 
Trakehner Almanya’nın en eski ılıkkan cinslerinden biridir. Arkadaş canlısı, akıllı ve atletik yeteneği yüksek bir cinstir. Prusya kralı Frederick Wilhelm I askerlerinin daha hızlı, sağlam ve dayanıklı bir şekilde sevkiyatını sağlamak üzere bu cinsi 1732 yılında oluşturmuştur. Bu amaçla Doğu Prusya’da Trakehnen Kraliyet Harası kurulmuştur. Schwaike denilen küçük yerli kısraklar ile İngiliz Thoroughbred atlarının ve safkan Arap atlarının aygırlarını çiftleştirmiştir. Yıllar boyu kraliyet harası yöneticileri bir çok farklı cinsi denemişlerse de Thoroughbred ve Arap atlarında karar kılmışlardır. Bu çiftleştirmelerin sonucu kralı tatmin etmiştir. Sadece en iyi at çiftleştirmede kullanılırken diğerleri binek atı olarak satılmıştır. Bir süre sonra ayrıcalıklı yeni bir cins ortaya çıkmıştır. Trakehnen Harası’nda doğan atlara Trakehner adı verildi. Bunun yanısıra Doğu Prusya adıyla bilinen bir diğer at türü de özel yetiştiriciler tarafından Trakehnen’den alınan kısrakların Trakehner cinsi aygırlarla çiftleştirilmesi sonucu oluşturulmuştur. 2. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar hem Trakehner kanı atlara hem de Doğu Prusya kanı atlara Trakehner denildi. 1945’de Doğu Prusya’nın bazı atları oldukça ağır işlere koşuldu. Sovyet ordusunun batıya göç etmeye zorladığı dönemlerde bu atlar sahiplerinin ve tüm eşyalarının içinde bulunduğu vagonları çektiler. Tek kaçış rotaları ise Baltık Denizi’nin bir körfezi olan Kurische Haff idi. Bu bölgede deniz tamamen donardı. Bir çok at bu zorlu koşullara dayanamadı ve kırılan buzların arasında can verdi. Atların %10’undan azı Batı Almanya’ya kadar ulaşabildi. Birçoğu ise Sovyet ordusu ve Polonya Hükümeti tarafından savaş ganimeti olarak ele geçirildi. Bu atlar yerli ılıkkan türlerinin oluşumunu etkilediler. Batı Almanya’da bulunan Doğu Prusya atları Dr. Fritz Schlike tarafından bir araya toplandı ve yetiştirilmeye devam edildi. Birçok Batı Alman jenerasyonu Trakehner atının üretilmesinden sonra iklimin ve doğal koşulların değişimine rağmen cinsin özelliklerinin aynı kaldığı görüşmüştür.

Atların bu özellikleri günümüz için de geçerliliklerini korumakta ve Trakehner atları halen dünyanın farklı bölgelerinde yetiştirilmektedir. 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki yıllarda Trakehner aygırları diğer Alman ılıkkan türlerine çekilerek farklı cinsler ortaya çıkmıştır. Örneğin; Abglanz isimli bir Trakehner aygırı Hanoverian cinsinin oluşturulmasında kullanılmıştır. 1950’li yıllarda Kuzey Amerika’da bulunan Gerda Friedrichs 3 aygır ve bir düzine kadar kısrak ithal ederek Amerikan Trakehnerlerinin oluşumlarını sağlamıştır.

TÜRÜN KARAKTERİSTİK ÖZELLİKLERİ :



160-170cm. boylarında iri bir attır. İyi bir kemik yapısı mevcuttur ancak; buna rağmen bir çok diğer Avrupa ılıkkan atlarına göre daha zariftir. Doğal zarafeti ve dengesi ile süper bir performans atıdır. Derin, kavisli omuz yapısı ve uzun sırtının imkan sağladığı yumuşak, dengeli dörtnalı; hafif, esnek süratlisiyle dresajda başarılı olmasının yanısıra, karakteristik kuvvetli sağrısı, güçlü eklem ve kas yapısı ile mükemmel bir atlama atıdır. En çarpıcı özelliği ise dikkatli, akıllı, yetenekli, sakin, itaatkar mizacıdır


Westphalien Atları

TÜRÜN TARİHÇESİ ve ORİJİNİ : 

Westphalien binicilikte ve müsabakalarda kullanılan bir çok ılık kan türünde olduğu gibi resmi hara kayıtları olmadığından bir safkan değildir. Almanya’daki Warrendorf Eyalet Harası’nda Thoroughbred ve Hanoverian atlarının yanısıra Westphalien aygırları da bulunmaktadır. Bu bölgede doğan ve kayıtlı bir kısraktan olan atlara Westphalien denir. 1970’li yıllarda dünyadaki en iyi yarışma atlarından biri olarak tanınmaya başlandı. Türün oldukça uzak bir geçmişi vardır. Westphalien yetiştiricileri birliği 1826’da kuruldu. Bu yüzyılda Westphalien stoku başarılı komşusu Hanoverian ile çiftleştirildi. Bu iki tür birbirlerine oldukça benzer özellikler taşısa da Westphalien daha ağır ve iri bir cinstir. Batı Almanya Tarım Bakanlığı’nın sahip olduğu harada türü iyileştirmek için çalışmalar yapıldı. Aygırlar pedigree, anatomi, karakter ve biniş testlerinden geçtikten sonra çekilebilirdi. 



Potansiyel Westphalien aygırları 3,5 yaşında kuvvet testine, 4 yaşında ise biniş yetenekleri ve binicisiz engel atlama testine, 4,5 yaşında ise binicili engel atlama, dresaj ve veteriner testine tabi tutulmaktadır. Bu testler esnasında mizaç, karakter, yapılanma, çalışma hevesi, binicilik yetenekleri, atlama yetenekleri, çalışma stili ve genel verimlilik puanlanmakta ve her ata eğitim puanı verilmektedir. Çoğunlukla 152-162 cm. uzunluğunda olup ayrık gözleri, vücuda uyumlu güzel biçimli boynu vardır. Sağrıları kuvvetlidir, bazıları inanılmaz birer engel atlama ve dresaj atıdır. Biniciliğin diğer alanlarında da kullanılmaktadır.






Kaynaklar: