Sebzecilikte Püf Noktalar

0 yorum

Sebze yetiştiriciliği, toprak işleme ve tohum ekimi ile başlar; gübreleme, çapalama, sulama ve diğer bakım işlemleri ile devam eder. Bu işlemlerin sebze türlerinin isteklerine göre zamanında...
Sebze yetiştiriciliği, toprak işleme ve tohum ekimi ile başlar; gübreleme, çapalama, sulama ve diğer bakım işlemleri ile devam eder. Bu işlemlerin sebze türlerinin isteklerine göre zamanında yapılması gerekir.

SEBZE TOPRAĞI NASIL OLMALIDIR?
Üzerinde tarımsal üretimin gerçekleştirildiği toprak canlı bir varlıktır. Sebze türlerine göre ufak tefek farklılıklar göstermekle birlikte ideal bir yetiştiricilik için toprakta bulunması gereken özellikler şunlardır.
Toprak sıcak olmalı,
Toprak nemli ve süzek olmalı,
Toprak derin ve gevşek olmalı,
Toprak yumuşak ve humusca zengin olmalı,
Toprak besin maddelerince zengin olmalıdır.

Bu beş özelliği içeren ideal bir sebze bahçesi toprağı; düzgün ve düzenli şekilde işlenmiş, ihtiyaca göre gübrelenmiş, münavebe uygulanmış, kumlu-tınlı ve %4 kireç ihtiva eden topraklardır.

Başlangıçta toprak ne kadar iyi hazırlanacak olursa sonradan alınacak neticeler de o kadar iyi olur. Zira ekilecek tohumların çimlenmesi ve sürmesi, dikilecek fidelerin tutması, toprağın keseksiz ve yumuşak olarak işlenmesine bağlıdır.

ERKENCİLİK İÇİN KUMLU TOPRAKLARI SEÇ
Sebze yetiştiriciliğinde erkencilik söz konusu olduğunda, hafif bünyeli, kumlu ve milli topraklar tercih edilmelidir. Böyle topraklar kolay ısınıp havalandıkları için, ilkbaharda istenen dengeyi kısa sürede sağlarlar. Ancak, bu toprakların besin maddesi içeriği nispeten az olduğu için üretilecek sebzenin ihtiyacı dikkate alınarak gübreleme yapılmalıdır.

Erkencilikten ziyade yüksek verim alınmak isteniyorsa biraz daha ağır bünyeli, tınlı ve killi-tınlı, alüvyonlu topraklar tercih edilmelidir. Bu toprakların, bitkileri besleme gücü fazla olup, su tutma yeteneği yüksektir. Özellikle yazlık yetiştiricilikte bu tip topraklar su tutma yeten
ekleri nedeniyle tercih edilmelidir.

HANGİ SEBZE HANGİ TOPRAKTA?
Taşlı topraklar
Sebze tarımı açısından uygun olmayan topraklardır. Çünkü su tutamazlar ve besin maddelerince fakirdirler. Bununla beraber içinde %50'den fazla toprak bulunan taşlı topraklarda erkenci domates, kabak, hıyar, biber ve patlıcan tarımı yapılabilir.

Kumlu topraklar
İçinde %60'dan fazla kum içeren topraklardır. Besin maddelerince fakirdirler ve su tutma kabiliyetleri azdır. Ancak yanmış çiftlik gübresi ile gübrelenerek sebze yetiştiriciliği için uygun hale getirilebilir. Bu topraklarda kuşkonmaz, kökleri yenen sebzelerden havuç, turp, pancar, kereviz ve ayrıca kavun, karpuz ile hıyar yetiştirilebilir.

Tınlı topraklar
Sıcak ve hafif topraklardır. İyi su tutar ve havalanırlar. Tınlı topraklar sebzecilik açısından en ideal topraklardır. Bu topraklarda bütün sebzeler özellikle ıspanak, hıyar ve bezelye iyi yetişir.

Killi topraklar
İçinde %50 oranında kil bulunur. Su ve besin maddesi tutma kabiliyetleri yüksektir. Ancak, ahır gübresi, kireç ve kum verilerek yapıları uygun hale getirilebilir. Bu topraklarda lahana, pırasa, domates ve enginar gibi çok su ve azot isteyen bitkiler yetiştirilebilir.


GÜBRE NEDİR? ÇEŞİTLERİ NELERDİR ?
Toprağın yapısını düzeltmek ve bitkilerin gelişmeleri ile verimlerini artırmak amacıyla, yetiştirme ortamlarına verilen maddelere gübre, yapılan bu işleme ise gübreleme denir.

Tarımsal yetiştiricilikte kullanılan gübreler 2 gruba ayrılır.
1. Organik gübreler (ahır gübresi, kompost, kent atıkları, kan tozu, yeşil gübre, biyo gübre)
2. Sentetik gübreler

ORGANİK GÜBRELERİN FAYDALARI NELERDİR?
Toprağın işlenmesini kolaylaştırır.
Toprağın su tutma kabiliyetini artırır.
Toprağın havalanmasını sağlar.
Toprakta yaşayan canlıların faaliyetini artırır.
Çok ağır veya çok hafif toprakların yapısını düzelterek daha elverişli hale getirir.
Toprağa besin maddesi sağlar.

Ahır gübresi:
Ahır gübresi muhtelif hayvanların sulu ve susuz artıkları ile altlarına serilen yataklık karışımından ibarettir. Bu gübrenin değeri hayvanlara verilen yemin cinsine ve miktarına, hayvanın sindirme gücüne ve yaşına bağlıdır.
Ahır gübresi ile yapılacak gübrelemede toprağın yapısına dikkat edilmelidir. Hafif, kumlu topraklara gübre azar azar ve sık sık, ağır, killi topraklara bol fakat seyrek uygulanmalıdır.

Ahır gübresinin içindeki besin maddelerinin kaybolmaması için mümkünse üstü kapalı yerlerde muhafaza edilmesi gerekir. Özellikle yağmur ve kar suları gübrenin içindeki besin maddelerinin yıkanarak kaybolmasına neden olur. Ahır gübreleri genelde sebze yetiştiriciliği yapılan topraklara 2-4 ton/da hesabı ile verilirler. Ancak, verilecek ahır gübresi miktarı, toprak tahlilleri sonucunda önerilen dozlarda olmalıdır. Ahır gübrelerinin verilme şekli ise; sonbaharda hasadı bitmiş olan tarlaya gübreyi serpmek ve daha sonra pulluk ve kültivatör geçirerek toprağa karıştırmak şeklinde yapılmalıdır. Bu gübrelerin beklenen faydayı sağlamaları için mutlaka iyice ayrışmaları ve toprağa karışmaları gerekir.

Kompost:
Çeşitli bitki artıkları ve hayvan menşeli besin artıkları bir araya toplanarak ve çürümeye terk edilerek elde edilen gübredir. Bu amaç için ağaç yaprakları, sebze artıkları (kök, yaprak, gövde), bozuk yemler, mutfak artıkları, mezbaha artıkları (kan, deri, tırnak, kemik, et) kullanılır. Toprağa besin maddesi verir ve organik maddece zengin tutar.


YEŞİL GÜBRELER AZOT KAYNAĞIDIR
Yeşil Gübre
Fiğ, bakla, soya fasulyesi, taş yoncası gibi bitkilerin çiçek döneminde iken toprağa gömülmesi işlemine yeşil gübreleme ve bu amaçla kullanılan bitkilere de yeşil gübre denir. Yeşil gübre olarak kullanılan baklagil türleri, köklerinde bulunan nodoziteler ile toprağa bol miktarda azot bağlanmasını sağlayarak toprağı besin maddelerince zenginleştirirler. Bunun yanında toprağın yapısını düzelterek daha iyi havalanmasını sağlarlar.

Şerbet:
Sulu hayvan atıklarının bir kuyuda toplanması ve daha sonra bunlara yağmur sularının ilave edilmesi ile elde edilen sıvı bir hayvan gübresidir. Özellikle salma ve karık sulama sistemleri ile bitkilere verilir.

SENTETİK GÜBRELER DE GEREKLİDİR
Bitkilerin ihtiyaç duydukları besin maddeleri kimyevi olarak sentetik gübreler ile de sağlanabilir. Sentetik gübreler, ihtiva ettikleri besin maddelerinin miktarına göre azotlu, fosforlu, potaslı, kireçli ve birden fazla kimyasal maddeyi birlikte içinde bulunduran kompoze gübreler olarak isimlendirilirler.

Azotlu gübreler:
Amonyum sülfat, amonyum nitrat, sodyum nitrat, potasyum nitrat, amonyum klorür, kalsiyum cyanamit'dir.

Fosforlu gübreler:
Süper fosfat, renaniye fosfat, tomas unu fosforlu gübreler grubunu oluşturur.

Potaslı gübreler:
Bu grupta, potasyum klorür, potasyum sülfat, potasyum nitrat yer alır.

Kompoze Gübreler
İçinde birden fazla besin maddesi bulunan gübrelerdir.

GÜBRELEMEDEN ÖNCE TOPRAK TAHLİLİ ŞART
Sebzeler, diğer birçok kültür bitkisine göre topraktan daha fazla besin maddesi kaldırırlar. Bu nedenle düzenli ve bol ürün alabilmek için mutlaka ihtiyaç duyulan besin maddeleri toprağa verilmelidir. Gübre kullanımında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta mutlaka toprak tahlili yapılması konusudur. Çünkü bitkilerin ihtiyaç duydukları besin maddeleri ve miktarlarının topraktaki mevcudiyeti ancak toprak tahlili ile belirlenebilmektedir. Yapılan tahlil sonuçlarına göre, bitkilere istedikleri miktarda besin maddesi verilerek, gübre israfından kaçınılmış, toprak ve su kirliliklerinin önüne geçilmiş ve insan sağlığını tehdit eden gereksiz kimyasalların insanlar tarafından tüketilmesi önlenmiş olur.

FAZLA GÜBRE FAZLA ÜRÜN GETİRMEZ
Unutulmaması gereken bir nokta da aşırı gübre kullanımının fazla ürün elde edilmesini sağlamadığıdır. Fazla gübre, toprağı çoraklaştırmakta, bitkilerde birikim yaparak bunları tüketen insanların sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca içme sularına karışarak insanlar ve hayvanlar için zehirli etkiler göstermektedir.

GÜBRELERİ NE ZAMAN VERELİM?
Gübrelerin verilme zamanına etki eden faktörler şunlardır:

1. Toprak Tipi:
Toprağın yapısı ve geçirgenliği önemlidir. Kumlu ve hafif, geçirgenliği fazla topraklarda, gübre; ekim veya dikimden sonra verilirken ağır bünyeli, geçirgenliği az olan topraklarda ekim veya dikimden önce verilmelidir. Hafif bünyeli topraklarda yıkanma ile besin kaybı hızlı olduğu için, gübreler partiler halinde birkaç seferde; ağır bünyeli toprakların besin maddelerini tutma gücü fazla olduğu için, gübrelerin tamamı bir seferde verilmelidir.

2. İklim:
Yağış ve sıcaklık, gübre verilme zamanını etkileyen bir diğer faktördür. Yağışı fazla ve sık sulama yapılan yerlerde besin maddeleri çabuk yıkanıp kaybolacağı için gübreler partiler halinde ekim veya dikimden sonra, yağışın ve sulamanın az olduğu yerlerde, ekim veya dikimden önce toprağa verilerek karıştırılmalıdır.

3. Gübre Çeşidi:
Gübre verilme zamanları gübre çeşitlerine göre de farklılıklar göstermektedir. Azotlu gübreler 2-3 parti halinde verilmelidir. İlk parti ekim veya dikimle beraber, ikinci ve üçüncü partiler ise sebze türüne ve gelişme durumuna göre sonraki dönemlerde verilir. Fosforlu gübreler bir seferde son toprak işlemesinde pulluk altına, potaslı gübreler ise; ekim veya dikimle birlikte bir seferde veya iki seferde verilmelidir.

SUSUZ SEBZECİLİK OLMAZ
Sebzeler bünyelerinde türlere göre değişmekle beraber %60-97 arasında su ihtiva ederler. Bu nedenle sulama sebzecilikte çok önemlidir. Ancak önemli olan suyun bitkilerin ihtiyaç duyduğu dönemlerde ve ihtiyaçları kadar verilmesidir. Susuz sebzecilik yapılamaz. Başarılı sebzecilik yıllık yağış miktarı 700-900 mm olan yerlerde yapılır. Bitkiler, verilen besin maddelerinden ancak suda erimiş olarak faydalanabilirler.

SULAMADA HER TÜRLÜ SU KULLANILMAZ
Bir su kaynağının sulama suyu olarak kullanılıp kullanılmayacağının bilinmesi gerekir. Sebzelerde kullanılacak suda aranan vasıflar şunlardır:
1.Sulama suyu soğuk olmamalıdır.
2.Sulama suyu havalanmış olmalıdır.
3.Sulama suyunun içinde bitkilere zarar verecek yabancı maddeler ve madensel tuzlar bulunmamalıdır.

İŞTE SU KAYNAKLARIMIZ
Sebze üretiminde kullanılan su kaynaklarını şöyle sıralayabiliriz:
Yağmur suları
Akarsular
Kuyu suları
Memba suları
Durgun sular

Tarımsal açıdan en uygun sular yağmur sularıdır. Saf oldukları için temiz ve havalanmış olup bileşiminde zararlı tuzlar bulunmamaktadır. Ülkemizde sulama amacı ile oldukça fazla yararlanılan akarsular da sulama açısından uygundur.

KUYU SUYUNA TAHLİL VE DİNLENDİRME YAPTIR
Sulama amacı ile fazla miktarda kullanılan bir diğer su kaynağı olan kuyu sularının içinde, bitkilere zarar verebilecek maddeler bulunabileceğinden, kullanılmadan önce mutlaka tahlillerinin yapılması gerekir. Ayrıca bu sular soğuk ve havasız olduğu için mutlaka 24 saat dinlendirildikten sonra kullanılmalıdır. Memba suları da soğuk ve havasızdır. Tahlilleri yapılarak ve dinlendirilerek kullanılmalıdır.

Durgun sular ise tarımsal amaçlı sulama suyu olarak hiçbir zaman kullanılmamalıdır. Bu sular belirli çukurlarda suların toplanması ile meydana gelirler. İçlerinde birçok hastalık ve zararlı olabileceği için bitkiler için çok tehlikelidirler.

DAMLA SULAMADAN VAZGEÇME
Sebzecilikte kullanılan çeşitli sulama metodları vardır.
1. Salma (taşırma, tava) sulama
2. Sızdırma (karık, tahta, masura) sulama
3. Yağmurlama sulama
4. Damla sulama

Salma Sulama:
İklimi sıcak, suyu bol ve toprağı kumsal olan yerlerde uygulanır. Bu sulama yönteminde sebze bahçesi tavalara ayrılır. Tavaların genişlikleri 3-5 m olmalı ve tavalar birbirinden 25-30 cm yüksekliğinde yapılan setlerle ayrılmalıdır. Tavadaki suyun yüksekliği bitkinin gelişme durumuna göre ayarlanmalıdır. Eğer bitki yeni çimlenmiş ise, su bir uçtan diğer uca ulaşınca kesilmelidir. Şayet bitkiler büyümüş ve boylanmış ise, tavalar 10 cm yüksekliğe ulaşıncaya kadar su ile doldurulmalıdır. Bu sulama şekli soğan, ıspanak, maydanoz ve dereotu bitkilerinde uygulanabilmektedir.

Karık Sulama:
Ülkemizde en çok kullanılan sulama yöntemidir. Bu yöntem domates, biber, patlıcan gibi yazlık ve suya gereksinimi fazla olan sebzelerin yetiştirilmesinde kullanılır. 100-150 cm genişliğindeki tahtaların arasına 40-60 cm genişliğinde ve 15-30 cm derinliğinde karıklar açılır. Karıkların uzunluğu 10-20 m olmalıdır. Karık uzunluğu arttıkça sızma şeklinde meydana gelen su kayıpları artmaktadır. Karıkların uzunluğuna, yetiştirme şekli ve toprak yapısı etki etmektedir. Ayrıca karıklar meyilli arazilerde, meyile dik olacak şekilde yapılarak düzenli bir sulama ve erozyon kontrolü sağlanmalıdır.

Yağmurlama Sulama:
Bu sistem, özellikle suyu bol olan işletmelerde ve suya hassas olmayan bitkilerde kullanılır. Yağmurlama sulama, yaprağı ve kökü yenen sebzelerin verim ve kalitesine olumlu etki yapmaktadır. Ancak yağmurlama, sıcakta yapılmamalıdır. Yağmurlama sulama ile topraktaki potasyum ve azot yıkanarak kaybolduğundan gübrelemede bu husus göz önünde bulundurulmalıdır.

Damla Sulama:
Ülkemizde son yıllarda geniş ölçüde kullanılmaya başlanan en iyi sulama sistemidir. Özellikle sulama suyunun kısıtlı olduğu ve toprak yüzeyindeki fazla suya hassas olan bitkilerin yetiştirilmesinde idealdir. Bitkilerin bulunduğu sıraların üzerinden geçirilen çeşitli çaplardaki borulara açılan küçük deliklerle bitkilerin kök bölgesine damlalar şeklinde su verilmektedir. Bu yöntemin en büyük faydası suyu çok tasarruflu kullanması ve hastalıkların sulama yolu ile yayılmasını önlemesidir. Bitkinin istediği miktardan fazla su verilmesi ile ortaya çıkan çeşitli problemler (çoraklaşma, tuzlanma) engellenmektedir. Ayrıca bu sistemle sentetik gübrelerin sulama suyu ile verilmesi de mümkündür.

ŞİMDİ SIRA TOHUM EKİMİNDE
Sebzelerin yetiştirilmesinde doğrudan tarlaya tohum ekilebildiği gibi, fide ile üretim de mümkündür. Bu tercihte bazı faktörler etkili olmaktadır. Bunlar yetiştirilecek türün ekolojik istekleri, tohumun pahalı olması, tarlanın uzun süre bir türe tahsis edilip edilmemesi, çimlenmede problemi olan türlerin seçilmesi, yoğun bir yetiştiricilik yapılması gibi faktörlerdir.
Soğuk ve sıcağa hassas olmayan sebzelerin tohumları, ekim zamanı düşünülmeden doğrudan tarlaya ekilerek yetiştirilebilir. Bu sebzeler havuç, maydanoz, ıspanak ve bezelyedir. Diğer grupta yer alan sebzeler iklim isteklerine göre ancak uygun şartlar oluştuğunda ekilirler. Bu sebzeler soğan, salata ve marul, fasulye, bakla, hıyar, kavun, karpuz, turp gibi sebzelerdir.

HİBRİT ÇEŞİTLERİNİ FİDEDEN YETİŞTİR
Günümüzde hibrit çeşitlerinin yaygınlaştığı domates, biber, patlıcan, hıyar, salata, marul, kavun, karpuz, ve soğan türlerinde tohumların pahalı olması nedeni ile fide ile üretim zorunludur. Domates ve biberin sanayi için üretiminde doğrudan tarlaya tohum ekim yöntemi uygulanabilir.

DOĞRUDAN EKİMİ SIRAYA VEYA OCAKLARA YAP
Sıraya ekim sisteminde, tohumlar türlere göre belirlenen sıra üzerlerine sık bir şekilde ekilir. Tohumlar genellikle boylarının 3-4 katı derinliğe ekilirler (iri tohumlar 3-5 cm, küçük tohumlar 1-3 cm). Ekimden sonra toprak bastırılır ve can suyu verilir. Bitkiler çimlenip sürdükten sonra istenilen sıra üzeri mesafede seyreltme yapılır. Sebze tür ve çeşitlerine bağlı olarak verilecek ekim derinliği ve mesafeler Tablo 1'de verilmiştir.

Tarlaya doğrudan ekimi yapılan hıyar, kabak, kavun, karpuz ve fasulye gibi sebzeler sıraya veya ocaklara ekilir. Ocaklara ekimde bitki tür ve çeşidine bağlı olarak saptanan derinlik ve mesafelere göre açılan çukurlara yanmış ahır gübresi konularak 3-5 tohum atılır. Ocaklara atılan tohumlardan, daha sonra kuvvetli gelişen 1-2 bitki bırakılarak diğerleri sökülür.

FİDE DİKİMİNDE DİKKAT !
Fideler, türlere göre değişmekle beraber tohum ekiminden 30-70 gün sonra dikilecek büyüklüğe erişirler. Fidelerin dikimi, elle ve makine ile yapılabilir. Dikimde, gövde ve kökler zarar görmemelidir. Mümkünse fideler topraklı olarak dikilmeli, böylece strese girmeleri önlenmelidir. Dikim serin ve kapalı havalarda yapılmalıdır. Fidelik, dikimden bir gün önce sulanırsa söküm işlemi daha kolay olur.



YETİŞTİRİCİLİKTE ZAMANLAMA ÖNEMLİ
Sebzelerin ekim ve dikim zamanları türlere ve bölgelere göre değişiktir.


BAKIM İŞLERİNİ İHMAL ETMEYELİM
İster tarlaya doğrudan ekilsin, isterse fide olarak dikilmiş olsun, belli bir büyüklüğe erişen sebzelere bir takım bakım işleri gereklidir. Genel olarak sebzelere sulama, boğaz doldurma, budama, çapalama, mücadele gibi işlemler yapılır.


CAN SUYUNU BOL VER
Fide olarak dikilen sebzelerde ilk bakım işlemlerine can suyu verilerek başlanır. Daha sonra mevsim çok kurak geçmediği takdirde ilk meyveler görülene kadar bir daha su verilmez.


SIRIK ÇEŞİTLERE HEREK GEREKİR
Domates, bezelye, fasulye ve hıyar gibi türlerin sırık çeşitlerine herek vermek gerekir. Domates bitkileri uzadıkça her 30-35 cm'de bir hereğe bağlanmalıdır. Diğer türler sarılıcı olduklarından dolayı böyle bir uygulamaya gerek kalmaz. Bu türlerde bitkiler tek tek hereklere sardırılabildiği gibi, belli mesafelerde dikilen hereklerin arasına gerilen tellere bağlanan iplere de sardırılabilirler.


BUDAMA, KALİTE VE ÜRÜN ARTIŞI DEMEKTİR
Domateste budama, yaprak diplerinden çıkan ve koltuk adı verilen sürgünlerin bitkiden koparılması ile yapılır. Örtü altında yetiştirilen hıyar çeşitlerinde de budama, tepe alma ve sürgün koparılması şeklinde uygulanır.

İKİ ÇAPA BİR SU YERİNE GEÇER
Çapalamanın faydalarını şöyle sıralayabiliriz:
Sulama ve yağmurdan sonra oluşan kaymak tabakasının kırılması,
Toprağın gevşetilip havalandırılması,
Topraktaki nemin muhafaza edilmesi,
Yabancı ot kontrolünün sağlanmasıdır.

KUVVETLİ KÖK SİSTEMİ İÇİN BOĞAZ DOLDUR
Dikimden sonraki ilk çapalama ile beraber boğaz doldurma işlemi de yapılır. Böylece bitki köklerinin gelişmesi teşvik edilerek, kuvvetli ve sağlıklı bitki gelişimi sağlanmış olur.


MÜNAVEBE TOPRAĞI DİNLENDİRİR, BİTKİYİ GÜÇLENDİRİR
Münavebe (ekim nöbeti), aynı tarlada çeşitli bitki türlerinin belli bir sıra ile yetiştirilmesidir. Uygulanacak münavebe sisteminin faydalı olabilmesi için kullanılacak bitkilerin iyi seçilmesi gerekir. Bilinçsiz yapılan münavebe faydadan çok zarar getirir. Bitkilerin kök yapıları, tarlada kalma süreleri, hassas ve dayanıklı oldukları hastalık ve zararlı türleri, topraktan kaldırdıkları besin maddesi miktarları, hasattan sonra tarlada bıraktıkları bitki artıklarının miktarı ve içeriği gibi birçok faktör, bitki seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalardır.


AYNI TARLADA 2 YIL ÜST ÜSTE AYNI ÜRÜN OLMAZ
Aynı familyadan sebze türleri (örneğin; domates, biber, patlıcan aynı familyadan sebzelerdir) aynı tarlada 2 yıl üst üste yetiştirildiğinde verim düşüklüğü olmaktadır. Bunun en önemli sebepleri topraktan aynı besin maddelerinin fazla miktarda alınması sonucu toprağın o besin maddelerince zayıflaması ve o türe ait hastalık ve zararlı miktarındaki artışlardır. Bu olumsuzlukların ortaya çıkmaması için mutlaka bilinçli ve faydalı bir münavebe programı uygulanmalıdır. Aynı tarlada aynı familyadan bir sebze türü 4-5 yıl ara ile yetiştirilmelidir.


MÜNAVEBEDE BUĞDAY VE BAKLAGİLLER ÖNEMLİ
Sebze yetiştiriciliğinde özellikle tarla bitkileri münavebeye sokulmalıdır. Buğdaygil bitkilerinin toprakta bıraktıkları anızlar toprağa organik madde kazandırmanın yanında toprağın havalanmasını da sağlamaktadır. Böylece kendilerinden sonra gelen sebzeler için iyi bir gelişme ortamı sağlamış olurlar. Baklagil bitkileri ise, toprağa azot bağlamaları nedeniyle münavebede çok değerli bitkilerdir.


MÜNAVEBE BİTKİLERİNİ NEYE GÖRE SEÇELİM?
Bitkinin ekonomik durumu nedir?
Bitki hangi amaçla kullanılacaktır?
Bitkinin iklim ve toprak özellikleri nelerdir?
Verimi nasıldır, insan beslenmesindeki değeri nedir?
Bakım ve hasat üretim işlerinde kolaylık getirilebilir mi?
Makinalı tarıma uygunluk derecesi nedir?
Hastalık ve zararlılarla mücadelesi ve dayanıklılığı fazla mıdır?
Hasat zamanı nedir, hasat sonrası işlemlere gereksinim duyar mı sorularına cevap veren bitki tür ve çeşitleri seçilmelidir.

HASTALIK VE ZARARLILARLA MÜCADELE GEREKLİ
Sebzelerde görülen en önemli hastalıklar; kök ve kök boğazı solgunlukları, erken yaprak yanıklığı, Domates bakteriyel kanser ve solgunluğudur. En önemli zararlılar ise; bitki paraziti nematodları, yaprak bitleri, tripsler, kırmızı örümcekler, bozkurtlar, tel kurtları, yeşilkurt, patates böceği ve Lahana kelebeği ’dir. Hastalık ve zararlılar ürünün miktarını ve kalitesini önemli oranda düşürmekte ve zaman zaman ürün kaybına neden olabilmektedir.

Zirai mücadelede öncelikle iç ve dış karantina yönetmeliklerine uyularak sağlıklı üretim materyali kullanılmalıdır. Kültürel ve hijyen önlemler alınarak hastalık, zararlı ve yabancıotların bulaşması veya yayılması önlenmelidir. Sağlıklı bitki yetiştirilerek bitkilerin zararlılara karşı direncinin arttırılması sağlanır. Bir yörede devamlı sorun olan hastalık veya zararlı etmenlerinin yoğunluğunu azaltacak münavebe sistemi uygulanmalıdır. Mücadelede öncelikle çevre dostu mücadele yöntemleri kullanılmalıdır. Kimyasal mücadelede çevreye en az yan etkisi olan ilaçlar seçilmelidir. İlaçlar hastalıklara karşı hastalığın ilk belirtisi görüldüğünde, zararlılara karşı ise zararlı yoğunluğu mücadele eşiğine ulaştığında uygulanmalıdır.

FAZLA İLAÇ ÇEVRE VE İNSAN SAĞLIĞINA ZARAR VERİR
Zirai ilaçların hastalık ve zararlıları yok etmesi yanında toprakta ve bitkide kalıntı yapmaları nedeni ile çevre ve insan sağlığı açısından tehlikeli yönleri de vardır. Bunun için hastalık
ve zararlı teşhisleri mutlaka konu uzmanlarına yaptırılmalı, önerilen ilaçlar uygun dozlarda ve zamanında tekniğine uygun olarak kullanılmalıdır. Fazla ilaç vermenin tıpkı fazla gübrelemede olduğu gibi bitkisel üretime hiçbir faydası yoktur. Aksine çevre ve insan sağlığına olumsuz etkileri yanında milli ekonomiye büyük zararları vardır.

BAŞARILI ÜRETİM İÇİN!
Sertifikalı tohum kullan,
İklim ve toprağa en uygun ürünü seç,
Bölgeye uygun üretim zamanını planla,
İyi işlenip drenajı yapılmış toprak kullan,
Münavebe programı uygula,
Hastalıklara dayanıklı sebze tür ve çeşitlerini kullan,
Yabancıotlarla mücadeleyi ihmal etme,
Hasattan sonra kalan bitki artıklarını yakarak yok et,
Toprak tahlili yaptırmadan gübre atma,
Sebze hastalık ve zararlılarını öğren,
Hastalık ve zararlılar ile bulaşık bitki artıklarını, hasadı tamamlanan bitkileri toplayıp imha et,
Hastalık ve zararlıların bulaşmasını engelleyen hijyen önlemlerini al,
Sebzelerde bulunan zararlıları yiyen doğal düşmanları öğren ve onları koru,
Hastalık ve zararlılara karşı mücadele yöntemlerini öğren,
Mücadele yöntemleri içerisinde insan sağlığı ve çevreye en az zarar veren mücadele yöntemlerine öncelik ver.

Kaynaklar:Derleyen By Eyyupk

http://www.bahcesel.net/forumsel/ozel-sebzecilik/22970-sebzecilikte-puf-noktalar/