Hangi gübre ve element bitkiye ne gibi etki eder?

3 yorum
Bunun için bitkinin biraz yapısını incelemekte fayda var.

  BİTKİLERDE TAŞIMA
Gelişmiş, çok yıllık tohumlu bitkilerde taşıma sistemi odun(ksilem) ve soymuk(floem) borularından meydana gelir.
Ksilem; topraktan alınan su ve mineral gibi inorganik bileşiklerin fotosentezde kullanılmak üzere yapraklara kadar taşınmasından sorumludur. Taşıma tek yönlü ve hızlıdır. Gövdede merkeze yakın bulunur. Trake, trakeid, sklerankima(destek hücreleri) ve parenkima hücrelerinden oluşur. Parenkima haricindekiler ölüdür.  Dikey yönde çeperler kaybolmuş yan çeperler ise kalınlaşıp boru şeklini almıştır. Taşıma sadece difüzyonla sağlanır. Fotosentez için gerekli olan CO2 ise yapraktaki stomalardan içeri alınır.


Floem; çift yönlü olarak fotosentez ürünü olan organik bileşikleri taşır. Taşıma ksileme göre daha yavaştır. Floem; bol sitoplazmalı arkadaş hücreleri, kalburlu hücreler(çekirdeksiz), sklerankima ve parenkima hücrelerinden oluşur. Asıl taşımanın yapıldığı kalburlu hücreler arasındaki dikey çeperler tam erimeyip yer yer delikli yapı gösterir. Hücreleri canlıdır. Gövdede kabuğa yakın bulunur. Taşıma difüzyon ve aktif taşıma şekilleriyle gerçekleştirilir.
  YAPRAK
Genel anlamda yaprak; bitkilerde fotosentezin asıl yapıldığı birim olarak görev yapar. Fotosentezin substrat ve ürünü olan bileşikler yaprak içerisinde dallanmış olan iletim demetleriyle taşınır. Tek çenekli(monokotil) bitkilerin yaprakları şerit şeklinde ve paralel damarlıyken, çift çenekli(dikotil) bitkilerin yaprakları ise geniş ayalı ve ağsı damarlıdır.
Yaprağın yüzey genişliği, kütikula kalınlığı, stoma sayısı ve stomaların derinliği gibi faktörler bitkinin yaşamı için çok önemlidir ve bitkilerin yaşadığı coğrafyaya göre değişir. Çöl bitkilerinde yapraklar su kaybını önlemek için diken şeklini almıştır. Fotosentez gövde tarafından yapılır. Kurak bölgelerde yapraklar çamlarda olduğu gibi iğne şeklindedir. Kütikula tabakası kalın ve stomalar alt epidermisin içine gömülü halde bulunur. Bataklık ve su bitkilerinde ise su sorunu olmadığı için yapraklar geniş yüzeyli ve parçalıdır, kütikula tabakası ince stomalar alt ve üst epidermiste yüzeye yakın bulunur. Az nemli ortamlarda su kaybı stomalardan terleme yoluyla gerçekleşir. Çok nemli ortamlarda ise su kaybı yaprak kenarlarında bulunan hidatoddenilen gözeneklerden damlama(gutasyon) ile olur.

Yaprağın anatomik yapısına baktığımızda üstten alta doğru sırasıyla şu yapılar bulunur; Kütikula, üst epidermis, mezofil (palizat parenkiması, sünger parenkiması) ve alt epidermis. İletim demetleri de genel olarak sünger parenkimasına gömülü olarak bulunur. Kütikula tabakası epidermisin salgıladığı; yaprağın yüzeyini örten; cansız, mumsu, saydam bir yapıdadır. Epidermis tabakası yaprağın alt ve üst yüzeylerinde tek sıra halinde dizilmiş klorofilsiz hücrelerden oluşur. Stoma ve hidatodlar burada bulunur. Mezofil tabakası fotosentezin yapıldığı tabakadır. Üst epidermisin altında silindirik hücreli palizat parenkiması bulunur. Burası fotosentezin en hızlı yapıldığı yerdir. Alt epidermisin üstünde yer alan sünger parenkiması ise hücreler arası geniş boşluklara sahiptir. O2, CO2 ve su buharı alış verişinde bu boşluklar önemli rol oynar.
Yaprakta terleme ve gaz alış verişinden sorumlu epidermis hücrelerine stoma denir. Stomalar fasulye şeklinde iki hücreden(bekçi hücresi) meydana gelmiştir. Stoma hücrelerinin bir birlerine bakan(ventral) çeperleri kalın, dış(dorsal) çeperleri ise incedir. Temel olarak açılıp kapanmayı bu kalınlık farkı sağlar. Stomaların açılmasında iki faktör etkilidir. Bunlar; CO2 miktarı ve turgor basıncıdır. Bekçi hücrelerde fotosentez yapıldıkça glikoz yoğunluğu artar. Bu da osmotik basıncı artırır ve bu sayede hücrelere su girişi olur. Su girişiyle artan turgor basıncı ince çeperleri daha fazla gerer ve kalın çeperlerin bir birinden uzaklaşmasını sağlar. Bu şekilde stoma açılmış olur. Yine fotosentez yapıldıkça CO2 miktarı azalır. CO2 azaldıkça pH yükselir. Yükselen pH fosforilaz enzimini harekete geçirir. Nişasta, glikoz fosfata dönüşür ve osmotik basınç artar. Su girişiyle birlikte stoma açılır. Daha çok ışık yokluğuna bağlı olarak bu mekanizmaların ters yönde çalışmasıyla da stomalar kapanır.
Fotosentez ve solunumun yanı sıra yaprağın bir diğer önemli görevi terlemedir. Terlemeyle su buharı stomalardan dışarıya verilir. Terlemeyle; topraktan emici tüylere su girişi olur, bitkinin vücut sıcaklığı düzenlenir ve su buharı ile birlikte bazı atık maddeler uzaklaştırılmış olur. Terleme hızına etki eden en önemli faktör rüzgardır. Bir diğer önemli etken ise havanın nemidir.
Not: 1-Nişasta suda çözünmediği için osmotik değeri yoktur. 2-Stoma çok nemli ortamlarda üst durumludur yani epidermis seviyesinin üzerine çıkmıştır. Normal nemli ortamlarda epidermis seviyesindedir. Kurak ortam bitkilerinde ise alt durumludur yani epidermisin derinliklerine gömülmüştür. Bu son durumdaki stomaların üzerinde su kaybını önlemek amacıyla ayrıca tüy, hava boşluğu gibi farklılaşmalar da görülür. 3-Stomalar genellikle; dik duran yapraklarda(soğan gibi) her iki yüzeyde, eğik duran yapraklarda(kiraz gibi) alt yüzeyde ve su ile temas halinde olan yapraklarda(nilüfer gibi) da üst yüzeyde bulunur.
  
 GÖVDE
Gövde; gelişmiş bitkilerde temel olarak kök ve yapraklar arasında iletimi sağlamakla görevli organdır. Gövdeler, tek çenekli(monokotil) ve çift çenekli(dikotil) bitkilerde farklı anatomiye sahiptir. Monokotillerde iletim demetleri kambiyumsuz ve dağılışları düzensizdir. Bu tip iletim demetlerine kapalı demet denir. Dikotillerde ise iletim demetinde floemle ksilem arasında kambiyum dokusu bulunur ve dağılışları düzenlidir. Bu tip iletim demetlerine de açık demet denir. Dikotil bitki gövdelerini otsu ve odunsu olarak da sınıflandırabiliriz. Kambiyum meristematik özellikte olup bölünmelerle floem ve ksilemin yenilenmesini(yaş halkaları), gövdenin ence büyümesini sağlar.
Odunsu gövdelerde kabukta yer alan bazı hücrelerin meristematik özellik kazanmasıyla mantar kambiyumu oluşur. Mantar kambiyumu, koruyucu mantar dokuyu oluşturur.  Mantar kambiyumundaki bazı hücreler özelleşerek gaz alış verişini sağlayanlentisel adı verilen boşluklara dönüşürler. Lentiseller yapraktaki stomaların karşılığıdır.
    KÖK

Temel görevi bitkiyi toprağa bağlamak ve topraktaki su ve mineralleri gövdeye iletmek olan organdır. Kök ucu, kaliptra(kök şapkası) denilen yüksük şeklindeki bir yapı ile dış etkenlerden korunur. Dikotil bir bitkinin kökünde dıştan içe doğru sırasıyla; epidermis, korteks(kabuk), endodermis ve iletim silindiri(öz bölgesi) kısımları görülür. Epidermis emici tüy hücrelerini oluşturur ve kütikula içermez. Parenkima hücrelerinden meydana gelmiş olan korteks temel olarak nişasta depolar ve epidermisten gelen su ve mineralleri iç tabakalara iletir. Daha içeride korteks ile merkezi silindiri birbirinden ayıran endodermis tabakası yer alır. Endodermis hücreleri arasında boşluk bulunmaz ve çeperlerinde gaspari şeriti denilen ve suya geçirgen olmayan kalınlaşmalar görülür. Su ve minerallerin iç kısımlara iletilmesi ise çeperleri kalınlaşmadan kalan ve geçit hücreleri denilen bazı canlı hücreler tarafından sağlanır. Daha altta yer alan periskl tabakası meristematik özellik kazanarak yan kökleri ve kök kambiyumunu oluşturur. Nihayet kökün merkezinde ksilem ve floemin bulunduğu öz bölgesi yer alır.

  İNORGANİK MADDELERİN TAŞINMASI

İnorganik maddelerin taşınması ksilemler vasıtasıyla kökten yapraklara doğru olur. Su ve suda çözünmüş olan mineraller kökteki emici tüylerle alınır. Su emici tüylere osmoz ve difüzyon kurallarına göre geçer(hücrelerin madde yoğunluğu toprak suyundaki madde yoğunluğundan fazladır). Toprakta su yetersiz olunca aktif taşımayla alınır. Emici tüylere giren su osmoz kurallarına göre hücreden hücreye geçerek ksileme ulaşır.  
Suyun kökten yapraklara kadar taşınmasında etkili olan faktörler şunlardır: Kök basıncı: Daha önce de belirtildiği gibi emici tüy hücrelerinin osmotik basıncı toprağa göre çok daha fazladır. Bu basınç farkı kök basıncını oluşturur. Bu, topraktan köke su çeken bir kuvvettir. Bu yolla su birkaç metre yükselebilir. Kılcallık olayı: İnce boru çeperlerinin su moleküllerini çekmesi olayıdır(adhezyon). Bu, suya has bir özelliktir ve boru ne kadar inceyse o kadar yükseğe çıkar fakat yavaşça. Terleme: Yaprakta fotosentez ve terlemeyle tüketilen su osmotik basıncı artırır. Bu durum bitkinin üst kısımlarında bir emme kuvveti oluşturur. Böylece su kökten yukarılara doğru emilir. Kohezyon: Polar yapıdaki su molekülleri arasında oluşan çekim kuvvetidir. Bu sayede su, kökten yapraklara kadar kesintisiz taşınır. Terleme ve kohezyon etkileşimiyle su 100 metreden daha yükseklere taşınabilir.

  ORGANİK MADDELERİN TAŞINMASI


Fotosentez sonucu yapraklarda oluşan sakkaroz ve aminoasit gibi organik maddelerin köklere; köklerde oluşan azotlu organik bileşiklerin de yapraklara doğru çift yönlü taşınımı floemlerde gerçekleşir. Taşınım sıvı basıncı farklılığına dayanır. Yani yapraklarda üretilen glikoz önce nişastaya daha sonra da sakaroza dönüştürülür. 


Floem hücrelerindeki sakaroz yoğunluğu artınca komşu hücrelerden su çeker ve sıvı basıncı artar. Oluşan bu basınçla maddeler aşağı yönde taşınmış olur.


NPK(AZOT-FOSFOR-POTASYUM)


















Azot (N)( Nitrojen )  – DAL : Azot elementinin latince adının baş harfidir, bitkilerde yeşil aksamın gelişmesinde rol oynar. Bitkinin çimlenmesindeki temel besin elementidir. Bitkinin yaprak sayısının arttırmasının yanı sıra, bitki gelişimi için olmazsa olmaz elementlerden biridir. Bazı bitkilerde kardeşleşmeyi sağlayan azot, fotosentez yüzeyini canlı tutarak daha çok kuru madde oluşturur. Azot eksikliliğini bitki yaprağındaki sarı rengin yoğunluğuyla anlayabiliriz. Her bitki için azot ihtiyacı farklılık gösterir. Değişik formlarda bulunabilir. NO3 nitrat azotu suda hızlı çözünür ve bitkilerce çabucak alınır. ( Üre - amonyum ) Amonyak azotu yavaş çözünür ve bitkilerce zor alınır.  Azot bitkilerin en çok ihtiyaç duyduğu elementtir. Yeterli azot bulunmadığı durumlarda yapraklarda sararmalar gözükür ve bitkiler canlılığını kaybeder. Azot, bitkilerde yaprak ve gövde oluşumunu teşvik eder. Bitki bünyesindeki önemli fizyolojik fonksiyonları, ürün miktarını ve ürün kalitesini etkiler. Bitkilerde proteinin ana maddesi olup güneş enerjisini bitki için yarayışlı enerji haline dönüştüren klorofil maddesinin temel yapı taşıdır. Bitki yeşil aksamının gelişme döneminde fazla miktarda azot kullanır.Bitkide yeterince azot olduğunu yaprakların koyu yeşil olmasından yeni sürgünlerin olmasından anlaşılır.Toprağı havalandırmak azot alımını kolaylaştırır.Ayrıca npk gübrelerin daha etkiliolması için toprağa 1/3 oranında leonardit gübre atmanızı öneririz.Azot fazla olursa gelişim yavaşlar dona karşı dayanıklılığı azalır.Aşırı Azot belirtilerinde; Gövdenin sertlik durumu azalır. Taraklar ve salkımlar arasında normal dışı mesafeler oluşur. Meyveler  daha düşük depolama ,saklama ve taşıma özelliği olur.
Azot, hayvan dışkılarının, üre ve ürik asit halinde büyük kısmını oluşturur.
---Azotun etkisinin özeti (Sürgün-Kök-Dal gelişimi arttırı bitki hızlı gelişir)
---Uygulama zamanı Bahar - Nisan -Mayıs

Fosfor (P) ( Phospor )– DÖL :  Fosfor elementinin latince adının baş harfidir. Bitki genel sağlığı için çok önemlidir. Köklenmeyi ve meyve tutumunu teşvik eder. Daha çok bitki büyüme döneminde kullanılır. Eksikliğinde yapraklarda kızarma ve morarmalar olur.Toprakta belli bir miktarda bulunur, fakat bu miktar bitki gelişimi için yeteri kadar değildir. Ekimle birlikte toprağa verilmesi gereken fosfor, hemen hemen tüm bitkilerde çiçeklenmeyi sağlamanın yanı sıra bitkilerin döllenmesini sağlamış olur. Bitkiyi güçlendirerek yatma ve kırılmayı önleyen fosfor, düşük ısılarda bitkiyi donmalara karşı da korur. Bazı ürünlerde enerji kaynağıdır. Eksikliği bitkinin yaprağındaki mor renk ile anlaşılabilir. Fosfor, toprakta yavaş hareket eder.Fosfor, bitkilerde özellikle çiçeklenme, kök gelişimi, tohum ve meyve oluşumunda önemli rol oynamaktadır. Bitki metabolizmasında enerji transferinde büyük rol almakta, şeker ve nişasta gibi maddelerin oluşumunda etkili olmaktadır. Bitkilerde yeni hücrelerin oluşması, dokuların büyümesi ve bitki bünyesindeki bazı organik bileşiklerin oluşumunda rol oynamaktadır.Fosfor çoğunlukla toprakta yeterince bulunur ancak bitki bunu parçalayamaz bunun için fosforik asit (süper fosfat %16-23) kullanırsanız toptraktaki fosfor parçalanır ve bitkinin alacağı kıvama gelir.Meyvenizin kabuğu kalın olursa bu genellikle portakalda görüyoruz fosfor eksikliği vardır.Npk gübresi tam olan meyve düzgün olur.


Fosforun çözülmesiyle demir,çinko,kalsiyum alımı kolaylaşı aksi halde bu elementleri bitki alamaz.Fosfor Noksanlığında, Yapraklarda mavi, mor renklenme, aşırı durumlarda, Hem ana hem de yan bitkilerde bitki yapısı zayıflar.Kalsiyum, mağnezyum, fosfor kemiklerin yapısında bolca bulunur.Fosfor elde etmede hayvan kemiklerinden faydalanılır.Fosfat (fosforun %85 kadarı kemikte fosfat formunda depolanır) hücre içi sıvıların ana anyonudur.
---Fosforun etkisinin özeti (Gonca-Çiçek sayısı-Meyve Tutumu-çiçek güzelliğinin artmasını Sağlar)
---Uygulama zamanı -Temmuz-Haziran

TARIMDA FOSFORUN ÖNEMİ..

   Topraktaki fosforun ana kaynağı topraktaki kayaç ve minerallerdir. Topraktaki fosforun yaklaşık
yarısı organik, diğer yarısı inorganik formda bulunur. Organik fosfor hayvan gübreleri ile ve yeşil gübrelerle sağlanabilir, ancak topraktan ürünle kaldırılan fosforu karşılamak çoğunlukla yeterli olamamaktadır.
  Organik tarım kuralları inorganik fosforlu gübrenin kullanımına sınırlı olarak izin verir. Bu nedenle fosfor dengesini sağlamak önemli bir problem olmaktadır. Yağışla karşılanan fosfor yılda 1 kg/P/ha/yıl altında olmaktadır.
  Organik tarımda kullanılan fosfatlı gübrelerinin karakteristiği çözünebilirliğinin çok az olmasıdır. En
çok kullanılan fosforlu gübreler ham fosfat veya kalkerli topraklarda (pH>7.5) aluminyum kalsiyum
fosfattır. Ancak yapılan surveyler organik tarım çiftliklerin çoğunun ek fosforlu gübre kullanmadığını ortaya koymuştur.
  Ham fosfatın gübre olarak kullanımının etkisi çeşitli faktörlere bağlıdır. Bunlar içerisinde ham
fosfatın incelik derecesi, miktarı, toprak pH’sı, toprak organik maddesi ve toprağın P içeriği ile yetiştirilen bitki türü önemlidir. Yeni Zelanda’da yapılan tarla denemelerinde, yağışın yüksek (>800 mm) ve toprak pH’sının asidik olduğu alanlarda ham fosfat, fosforlu gübrenin eriyebilir formları kadar etkili bulunmuştur.

   Çözünebilir fosforun kolaylıkla yıkandığı kumlu topraklar hariç, ham fosfat aynı yıl uygulanan superfosfatın yalnızca % 5-30’u kadar etkilidir. Özellikle mera alanlarında ham fosfat kullanımı diğer bitkilere göre daha uygundur. Düşük toprak pH’sı ve toprak solusyonundaki çözünebilir P düzeyinin yüksek olması etkinliği artırmaktadır. Fosforun daha az yıkandığı topraklarda ham fosfat superfosfatın % 5-80’i kadar etkili olmaktadır. Çözünebilir P’un kolaylıkla yıkanabildiği kaba tekstürlü topraklarda ham fosfaın düşük çözünürlüğü bir avantajdır ve etkinliği çözünebilir fosforlu gübre formlarına eşit veya daha yüksektir.

    lkalin topraklarda ham fosfat daha düşük etkiye sahiptir.Ürünleri ham fosfattan yararlanabilme kabiliyetleri değişiktir. Tahıllar bu kaynaktan P kullanmadakısman daha zayıf etki gösterirken üçgüllerin daha etkili olduğu saptanmıştır. Mikoriza ve toprak bakterileri ham fosfattan P kullanımında artış göstermektedirler. Bu kısmen üçgülün baklagil olmasının etkisindendir.

  Amerika’da Soya fasulyesinde yapılan bir çalışmada organik tarımda ham fosfat kullanımıyla verim
artışının yalnızca superfosfatın % 15’i kadar olduğu bulunmuştur. Yüksek düzeyde kalsiyum isteyen bitkiler kaya fosfatın çözünebilirliğini hızlandırmaktadır. Bu bitkiler kalsiyumu depolamakta ve fosforun çözünebilirlik sınırını genişletmektedirler.
   Yapılan çalışmalarda diğer eriyebilir P formları ile karşılaştırıldığında ham fosfatın kalıntı (artık)
etkisinin daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Düşük kalıntı etkisi 11 yıl devam edebilmektedir.    Sonuç olarak ham fosfat yalnız başına 4-5 yılda bir uygulanmalıdır. Diğer eriyebilir fosforlu gübreler ham fosfat ile eşit miktarda uygulandığında kalıntı etkileri ilk 3-4 yıl ham fosfattan daha yüksektir.Sıcaklık çözünme oranı üzerine çok düşük etkiye sahip iken, düşük sıcaklıkların ham fosfatın çözünebilirliği üzerine direkt etkisi muhtemel değildir. Bununla birlikte bu durum kışın organik toprak P’unun serbest bırakılması ve düşük sıcaklıkların mineralizasyonu azaltmasının etkisinin ihmal edileceğini göstermez.

  Ham fosfatın hayvan gübreleri ile karıştırılarak veya kompost yapılarak uygulanması gübrenin
çözünebilirliğini artırmakta kullanılmaktadır.
   Organik tarımda öğütülmüş ham fosfat P’lu gübrenin esas formudur. Çözünebilirliğinin sınırlı olması ve serbest hale geçme oranı ürünlerin P’a gereksinim duyduğunda doğrudan karşılanmasını olanaksızlaştırır. Dolaylı bir yararı da süperfosfatın aksine nispeten yavaş erir olması ham fosfatın mikorizal populasyonu azaltmama yönündedir.

Potas (K) ( Kalium ) – BAL :  Potasyum elementinin latince adının baş harfidir. Bitki genel sağlığı ve yapısal gücü için çok önemlidir. Meyveli bitkiler için meyve olgunlaşma dönemlerinde daha çok kullanılır. Eksikliğinde yaprak uçlarında kararma, meyvelerde çatlamalar görülür.Toprakta en çok bulunan besin elementlerinden olmasına rağmen bitkiler, bu elementten yararlanamazlar. Kükürt potasın açığa çıkmasında önemli bir unsurdur. Bitkiler potasın suda çözünen sülfat veya oksit formda olanlarından hızlı ve kolayca yararlanır. Bitkilerin hastalanmasında direnç sağlayan potas, ürünlerin tadı ve aromasını da düzenler. Ürünü canlılık katan potas, aynı zamanda ürünün raf ömrünü arttırır. Bitkideki potas eksikliği bit ki yaprağının kenar kısımlarının kurumasıyla anlaşılabilir. Aynı zamanda potas eksiliği sonucu bitki yaprağı kıvrılır ve sararır.Potasyum, ürünün kalitesini arttırır, meyvenin tat, aroma ve renk yönünden gelişmesine katkıda bulunur. Potasyumun en önemli fonksiyonlarından biriside bitkinin su dengesini düzenlemesidir. Bu nedenle potasyum eksikliği bitkilerin susuzluğa karşı dirençlerinin azalmasına neden olmaktadır. Kök gelişimini teşvik eder, hastalık ve susuzluğa dayanıklılığı arttırır. Bitkide protein, şeker ve yağ oluşumuna katkıda bulunur. Çiçeklerin Kokusunu renklerinin canlılığını ve bitkinin güçlü olmasını sağlar.İnsan için bal neise bitki içinde potas aynıdır.Meyvenin olgunlaşması,meyvenin tatlılaştırılması ve bağışıklığın güçlenmesini sağlar.Bitkide yeterince potasyum varsa erken çiçeklenme görülür bitki kalınlaşır ve yaprak sertleşir.
Doğal yolla yakılan bir çok üründe özellikle odun külünde yüksek oranda potasyum bulunur.Külü toprağa katarak bitkiye veriniz.Ayrıca kurutul muz kabuğunu robotta toz haline getirirseniz potasyum elde etmiş olursunuz.Potasyum noksanlığında, uçlardan başlayarak yapraklar sararır, meyveleri şekilsiz olur, bir salkımda az sayıda parmak oluşumu olur.Doğada deniz suyunda ve pek çok mineralde diğer elementlere bağlı olarak bulunur.
---Potasyumun etkisinin özeti (Sürgünlerin kalınlaşmasını-donlardan az etkilenmesini sağlar)
---Uygulama zamanı -Temmuz-Ağustos
Not :gübreler verildikten sonra su vermeyi unutmayın.Ülkemiz topraklarının pH seviyesi genelde yüksek olduğu için, kültür bitkileri öncelikle iz elementleri almakta zorlanmakta ve ekonomik üretimde ihtiyacımız olan verim ve kalitede sorunlarla karşılaşmaktayız. Bunlardan demir noksanlığı öne çıkmakta. Bağlardaki demir noksanlığı bitkilerin genç yapraklarında sararma şeklinde kendini gösterdiği gibi, ilerleyen safhalarda yaprakların rengi beyaza kadar dönebilmektedir. Bölgedeki bağlarda uzaktan dahi rahatlıkla fark edilebilmekte, fotosentez kaybı, dolayısıyla bitki bünyesinde üretim kaybına yol açmakta, böylece verime etki etmektedir.

Gübre Okuma
NPK 7-4-7 Gübre paketlerinin üzerinde yazan bu üç sayı, sırasıyla N Azot, P fosfor ve K potasyum elementlerinin miktarlarını belirtmektedir.
Örneğin:12.28.05
fosfor 28 meyvenin veya çiçeğin  olgunlaşması isteniyor, potasyum 05 olduğuna göre bu oran gül için idealdir.Büyümeye ihtiyaç yok fakat çiçeklenme güzel olsun bol bol gül versin.
15.15.15
dengeli ve hepsi aynı oran meyve ağaçları için kullanılabilir.
25.10.35
Meyve ağaçlarını meyveye yatmayıp büyümesini hızlandırmak için verilen orandır.
Mesala vişnenin azot ihtiyacı kiraza gore daha fazladır.Üzümde besin elementlerinin alımına baktığımızda yine birçok bitki gibi oran olarak potasyumu daha fazla istemekte, yani verilen azot miktarından daha çok potasyum verilmesi gerekmektedir.Yine dengeli bitki beslemenin önemini ve yaprak ve toprak analizleri ile doğru bir gübreleme programı oluşturulabileceğimizi bilmemiz gerekir.Diğer bitkilerde olduğu gibi narenciyede de potasyum oran olarak diğer besin elementlerinden daha fazladır.

Not:  
Kullanılacak gübre türüne karar verirken toprak testi yaptırmak çok önemlidir. Farklı bitkiler farklı gübrelere ihtiyaç duyarken, gelişim dönemlerine görede gübre içerikleri değişmektedir.
Bazı mikro elementlerin ETDA şelatlı olduğu yazıyor. EDTA elementlerin toprakta bozulmadan kalmaları ve bitkilerin kolayca faydalanmaları için geliştirilmiş organik bir bileşiktir.Narenciyede de toprak pH'larının yüksek olmasından dolayı iz element eksiklikleri rahatlıkla görülebilir. Bunu önlemek için topraktan uygulama yapacaksak, şelatlı iz elementlerin kullanılarak toprakta Hidroksit (OH) iyonlarıyla bağlanmasını önlemek gerekmektedir. Hangi şelatın doğru olacağını bilmemiz gerekir. Özellikle yüksek pH'lı topraklarda demir kullanacaksak EDDHA şelatlı demir kullanmamız ve Ortho-Orto oranının yüksek olması gerekir.

Mikro elementler ( İz element )
Demir (Fe), Bakır (Cu), çinko (Zn), Bor (B), Mangan (Mn) ve Molibden (mo) Bitkide çok az miktarda bulunmalarına karşın bitkiler için hayati önem taşırlar.

KALSİYUM
Kalsiyum bitkide hücre duvarlarını güçlendirir ve dolayısıyla çevresel strese karşı bitkinin direncini artırır. Kök gelişimi için gereklidir, hücre bölünmesi ve hücrelerin büyümesine yardımcı olur. Eksikliği durumunda kök sistemi çok zayıflar, gelişme çok zayıflar veya tamamen durur, meyveler yumuşar, dayanıklılıkları azalır.
   Yumurta kabuklarını robota verip toz haline getirin bitkinin toprağına karıştırın işte size kalsiyum gübresi.
   Yapraktan gübreleme konusunda da kalsiyumun önemi üzerine durmak gerekir. Kalsiyum bitkide hareketsiz bir besin elementi olduğu için meyve çapı büyüdükçe, meyve hücrelerinin sağlamlığının artması için yapraktan kalsiyum uygulaması yaparak meyvede olan çatlamayı önleyeceği veya çatlama oranının önemli miktarlarda düşürülebilineceğinin, meyvenin hasat sonrası daha dayanıklı olacağının bilinmesi gerekir.

Verime ve kaliteye etki eder.
Örnek olarak :
Ca noksanlığında muz bitkisi önemli verim kaybına uğrar.
Kalsiyum noksanlığında,
Yaprak;
Yaprak kenarlarına yakın bölgelerde damar arası klorozu
Yeni yaprakların çıkış noktasında "spike leaf" denen yapının oluşması
Belirtiler bitkinin hızlı büyüme zamanında görülür
Yâda yüksek oranda potasyum uygulandığı durumlarda
Meyve;
Meyve olgunlaşma döneminde kabuk çatlaması
Meyvenin yamulması - salkımdaki diğerlerini etkiler
Meyve ağırlığı ve çapı azalır
Gözlem;
(muzda)Black Sigatoka (Mycosphaerella fijiensis) hastalığı artar
MAGNEZYUM
Klorofilin yapısında yer alır ve bu nedenle bitkide fotosentez için çok önemlidir. Bu nedenle, eksikliği sonucunda bitkilerde gelişme zayıflar, tohum ve meyve oluşumu zayıflar, meyve dökülmesi fazlalaşır. Ayrıca, bitkide şeker, yağ ve nişasta oluşumuna katkıda bulunur.

Bu Örnek yinemuz için verilmiştir.Yapraklar uçlardan ve kenarlardan başlayarak yavaş yavaş sararak orta kısımları yeşil kalır. Noksanlık dördüncü ve beşinci yapraklarda daha etkilidir.

KÜKÜRT
Kükürt, bitki bünyesindeki çeşitli fonksiyonlarından dolayı ürün miktarını ve ürünün kalitesini etkiler. Bitkilerde protein, enzimler ve vitaminlerin işlevlerine yardımcı olur. PH’sı yüksek topraklarda pH’yı düşürmede etkili olur.


DEMİR
Demir bitkilerde klorofil oluşumu için mutlak gereklidir. Fotosenteze, protein ve karbonhidrat oluşumuna, solunuma ve çoğu enzimin faaliyetine yardımcı olur. Kireç oranı yüksek topraklarda bitki tarafından alımı zorlaşır. Eksikliğinde gelişme geriler, kalite ve verim azalır.
DEMİR noksanlığı, genellikle kalsiyum fazlalığı demir alımını engeller. Genç yapraklar tamamen sararır / beyazlar. Eksikliğin ilerlemesi durumunda yaprakta tam sararma sonra da tamamen kuruma görülür.
Demir noksanlığı görülen yerler:
-Kireçli topraklarda
-Toprakta yüksek miktarda su bulunması
-Yüksek oranda mangan içeren topraklar

ÇİNKO
Çinko bitkilerde klorofil oluşumu ve gelişmeyi teşvik eden hormonların faaliyetleri için gereklidir. Suyun bitkiye alınımı ve kullanımında görev alır. Fazla miktarlarda yapılan fosforlu gübreleme, potasyumu yüksek topraklar ve kireçli topraklar çinko noksanlığına neden olmaktadır. Noksanlığı durumunda bitki gelişiminde gerileme, yaprak boyunda azalma ve şeklinde bozulma, meyve boyu ve gelişiminde azalmalar görülür.

BAKIR
Bakır, bitkilerde klorofil üretimi için gereklidir ve fotosenteze yardımcı olur. Bitkide su hareketinin dengelenmesine yardımcı olmaktadır ve tohum üretimi için gereklidir. Eksikliği durumunda gelişme ve verim azalmaktadır.

MANGAN
Demir ile birlikte klorofil oluşumuna yardım eder. Bu nedenle fotosentez için gereklidir. Bitkilerde çeşitli enzimlerin işleyişinde etkilidir ve aynı zamanda protein ve karbonhidrat oluşumunda rol oynar. Bitki gelişmesine yardımcı olmak için bakır, demir ve çinko ile kombinasyonlar oluşturur.


BOR
Bor çiçek ve meyve tutumu ile oluşumuna katkıda bulunur, polenlerin varlığını sürdürmelerini sağlar. Hücre zarlarının dayanıklılığını artırarak bitkilere direnç kazandırır. Noksanlığı durumunda çiçeklenme, tohum ve meyve tutumu azalırken büyüme noktalarında ölümler görülmektedir.
Muz için Bor noksanlığı belirtileri: Kıvrık ve şekli bozuk yapraklar, Yaprakların dış yüzünde damarlara paralel beyaz çizgiler
MOLİBDEN
Azotun bitkiler tarafından alımı ve kullanımında etkilidir. Demir ve fosforun kullanılmasında rol oynamaktadır. Noksanlığında toprak kaynaklı hastalıklar bitkide daha kolay ilerler, çiçekler solar, bitki boysuzlaşır. Bitkide C vitamini oluşumu engellenir, klorofil miktarında azalma ve dolayısıyla gelişme çok zayıflar.

KLOR
Kökler vasıtasıyla bitkinin oksijen alımını kolaylaştırması, toprak üstü yeşil aksamının ve kök gelişiminin sağlanması, azot alımının uygunlaştırılması en önemli özellikleridir.

SONUÇ

Bitki ihtiyaç duyduğu besinleri, ihtiyaç duyduğu miktarda aldığı sürece gelişimine devam eder. Yani bitkinin büyümesi besin elementlerinin alımı ile sınırlandırılır. Bu nedenle bitkilerin sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi için uygun miktar ve formülasyonlardaki besin elementlerinin gübrelerle birlikte gerek topraktan gerektiği durumlarda da yapraktan verilerek kullanılması gereklidir.


KALSİYUM NİTRAT 
    Yetiştirdiğimiz Bitkiler Kalsiyum Nitratı öncelikli olarak maksimum vejetatif büyümenin olduğu dönemde isterler: Yaprak oluşumunda, artan protein sentezine paralel depo organlarında; yumru ve danelerde.
Kalsiyum Nitrat için tavsiye edilen açık arazi koşullarında uygulama:
Fidelik, tohumluk ve ekimlerde taban gübrelemesinde
Yetiştirme döneminde değişik safhalarda
Soğuk havalarda veya büyümenin aksadığı zamanlarda büyümeyi teşvik etmek için
Aşırı yağışlarla yıkanan azotu telafi etmek için
Azot eksikliğinde, hızlı etkili nitrat azotu sağlamak için uygulanır.
Genel olarak Bitki azot ihtiyacının %30 - % 50 si ekim öncesi uygulanmalıdır. Geriye kalan miktarın bir kısmı Kalsiyum Nitrat olarak büyüme döneminde 2-4 ayrı seferde üst gübre olarak uygulanmalıdır. Böylesine bir gübreleme programı büyüme koşulları, bitkinin azot ihtiyacı ve atmosfere bağlı olarak azot uygulaması için en iyi zamanlamayı sağlar.
Kalsiyum Nitrat farklı şekillerde uygulanabilir:
Kuru gübre elle serperek satha, makine ile sıra üzerlerine verilebilir Damla sulama, yağmurlama sulama sistemleriyle sıvı olarak verilebilir .Sulu çözeltisi yapraktan uygulanabilir
Depolanma
Kalsiyum Nitrat higroskopik olması sebebiyle nem çekici özelliği vardır. Havayla maruz kaldıktan kısa bir süre sonra erimeye başlar. Bu yüzden ağzı açılmış torbalar da arta kalan gübreyi muhafaza etmek için üzeri sıkıca kapatılmalıdır.Karışabilirlik Suda çözünebilen Kalsiyum Nitrat fosfat veya sülfat içeren gübrelerle veya kimyasallarla karıştırılmamalıdırzira çözünmez bileşikler oluşabilir. Kalsiyum Nitrat bir besin çözeltisi hazırlamak üzere potasyum nitrat, magnezyum nitrat, amonyum nitrat ve nitrik asitle karıştırılabilir.

NEDEN KALSİYUM NİTRAT KULLANMALI?
    Kalsiyum Nitrat bitkiler için gerekli olan nitrat azotu ve suda eriyebilir kalsiyumu sağlar. Kalsiyum Nitrat Değişken toprak ve hava koşullarında bitkisel üretimde ana gübreleme olarak uygulanabilecek en iyi seçenektir.
    Hem Kalsiyum hem de Nitrat azotu bitkiler tarafından kullanılan besin elementleridir ve kök bölgesinde Zararlı artıklar kalmaz, toprakta tuzlulaşma sorunu olmaz.
    Daha ötesi Nitrat azotu suda eriyebilir kalsiyumu köklerden emilimde bitkiye taşıyıcı rolü üstlenmektedir. Bitkinin kalsiyum alımı en üst seviyeye çıkar.

Kalsiyum Nitrat yaygın olarak ekonomik değeri yüksek olan bitkilerde kullanılır:
Sera sebzeleri ve çiçeklerdeAçıkta yetiştirilen sebzelerde Sert ve yumuşak çekirdekli meyvelerde Saksı bitkileri ve fideliklerde Tütün, pamuk, patates ve seker pancarı gibi değerli bitkilerde
Kalsiyum Nitrat tamamen suda eriyebilir kalsiyum içeren tek kaynaktır.  Torf, kaya yünü ve dönüşümlü su kullanılan substratlarda yeri alınamaz bir gübredir. Higroskopik ve yüksek çözünürlüğü sebebiyle uygulamayı takiben hızla alınır. Hava nemi veya gece oluşan çiğ Kalsiyum Nitrat granüllerinin çözünmesi için yeterlidir. Kalsiyum Nitrat, sıcak ve kuru koşullarda dahi nadiren yaprak yanmasına sebep olur.Gübre maliyeti; artan verim, yüksek meyve kalitesi ve depolanma kayıplarının azalmasıyla fazlasıyla karşılanacaktır
Amacınız yüksek kalite ve optimum verim elde etmekse, Kalsiyum Nitrat gübreleme programınızda yerini almalıdır.Kalsiyum Nitrat'ın gübre olarak başlıca avantajları üç başlık altında açıklanabilir

BİTKİ BESLEMESİNDE KALSİYUMUN HAYATİ ROLÜ
   Kalsiyum bahçe bitkileri yetiştiriciliğinde ve tarla ziraat inde sahip olduğu çifte rolden dolayı özel bir önemi bulunur: Bitki beslemesi için gerekli bir elementtir ve toprak yapısını iyileştirir. Kalsiyumun beslenme değeri aşağıda açıklanacaktır.

   Kalsiyum bitkiler için gerekli olan önemli bir besin elementidir, olmadan bitkiler büyüyemez. Meyve ve yapraklara sağlanan yeterli miktarda kalsiyum düzgün bitki gelişimi ve ürün büyümesi, hasat ile depolanma esnalarında oluşabilecek Ca noksanlığından kaynaklanan bozuklukları gidermek için gereklidir.
Kalsiyum değerli bir elementtir; nitratla birlikte yüksek kaliteli ürün ve verim artışı sağlar

    Kalsiyum genç yaprak ve meyvelere bitki kökünden emilerek ve suyun hareketiyle ulaşır. Kalsiyum immobil (hareketsiz ) bir elementtir. Bu yaşlı yapraklardan genç olanlara veya meyvelere, tohumlara Kalsiyum iletimi olmayacağı anlamına gelir. Düzenli Ca alımı için kök bölgesinde yeterli ve sürekli miktarda suda çözünebilir formda Ca bulunmalıdır. Düzenli Kalsiyum Nitrat Kullanımı ile dengesiz Ca alımından kaynaklanan bozukluk/rahatsızlıklar engellenebilecektir.

    Kalsiyumun İşlevleri
Kalsiyum genç dokuların (yaprak, sap ve kökler) düzgün ve sağlıklı gelişimi, renklerinin daha iyi olması, kaliteli ve sağlam meyveler için şarttır. Hızlı bitki büyümesi yeterli miktarlarda Ca ihtiyacına sebep olur. Bu ihtiyaç kalsiyumun hücre duvarı ve hücre zarının oluşumunda ve yapısında önemli bir rol oynamasından kaynaklanmaktadır.
    Bitki ve meyvelerde Kalsiyum noksanlığından kaynaklanan birtakım rahatsızlıklar tespit edilmişlerdir. Kalsiyuma bağlı bu rahatsızlıklar kayda değer ekonomik kayıplara sebep olmaktadır.
Kalsiyum noksanlığı semptomları genellikle bitkiler tarafından yetersiz Ca alımı veya genç dokulara Ca iletiminde sorunlar olması sonucunda ortaya çıkmaktadır. Kalsiyum noksanlık semptomları genellikle büyüme noktalarında ya da büyüme noktalarının yakınlarında veya taze olarak depolanan meyve, yumru, dane ve tohumlarda görülmektedir.

   Kalsiyum meyve, yumru ve tohumların sağlamlığını arttırır ve raf ömrünü uzatır. Geç hasat kayıplarını azaltır. Çiçeklerin saksı ömrünü uzatır.

  Nitratla artan Kalsiyum alımı
Bitki besin elementleri toprak çözeltisinde nitrat-NO3- de olduğu gibi negatif yüklü anyonlar veya Amonyum-NH4+ ve Kalsiyum-Ca+2 de olduğu gibi pozitif yüklü katyonlar olarak bulunurlar. Nitrat anyonu bitki tarafından emildiğinde beraberinde kalsiyumu ve Mg+2 gibi katyonları da taşır. Pozitif yüklü amonyum iyonunun alımı ise aşağıda şekilde görüldüğü üzere Ca alımını engeller.

Kalsiyum noksanlığıyla mücadele
Araştırmalar göstermektedir ki düzenli olarak kalsiyum uygulaması topraktaki kalsiyum içeriğini arttırmakta ve bu da bitkideki Ca seviyesini arttırmaktadır.
Bu da Kalsiyum noksanlığına bağlı bozuklukları azaltmaktadır.
Kalsiyum Nitrat uygulamaları içerdiği suda çözünebilir kalsiyumun varlığıyla açık tarla koşullarında yetiştirilen domates denemelerinde, Blossom end rot vakalarını azaltmıştır. E k olarak nitrat azotu kalsiyum alımını iyileştirmiştir. Kalsiyum eksikliğini gidermek üzere yapraktan uygulamalarda yapılabilir.
Kalsiyum nitrat yaprak veya meyvelerde Ca noksanlığının ortaya çıkmasını azaltıcı faydalı bir araçtır. Veya bozuklukların ilk görülmesinde uygulanabilecek ölçüttür.
Kalsiyum Nitrat Kalsiyum noksanlığına karşı diğer gübrelerden daha iyi sonuç verir.

  Noksanlık Semptomları
Kalsiyum eksikliği bitki büyümesinin durması ve küçük yaprak ve sapların belirmesiyle kendini gösterir. Genç yaprakların gelişimi aksar ve noksanlık olan bitkiler solgun yeşil renk alırlar. Uçtaki yapraklar aşağı ve kendi içlerine doğru kıvrılırlar. Sararırlar ve yaprak kenarları yanar. Yapraklarda nekrotik lekeler oluşur. İç damarlarda klorozlar meydana gelir. Yaprak uçları lahana, marul, çilek, karanfil vb. olduğu gibi kahverengiye dönebilir ki buna 'uç yanıklığı' denmektedir. Saptaki büyüme noktalarının ölmeleri de sıkça görülmektedir.

   Kalsiyum noksanlığı bulunan bitkilerin kökleri zayıf gelişirler; genç kökler erken dönemde ölürlerken yaşlı olanlar kahverengini alır. Bazı Ca noksanlığı durumlarında Çiçek açan sapların solması ve çiçek tomurcuklarının düşmesi de görülür.
Kalsiyum noksanlığından kaynaklanan belirtilerin ortaya çıkması daha çok meyvelerde görülür. Domateste 'Blossom end rot', elmada 'bitter pit'.
   Yüksek tuz stresi, kuru ortam ve rekabet eden iyonların çokluğu bitkiye kalsiyum alımının azalmasına neden olur. Bitkilerde kalsiyum noksanlığı daha çok sıcak ve kuru iklimlerle yüksek ışık yoğunluğunda daha sık ortaya çıkar. Bu sebepten ötürü arid bölgelerde yetiştiricilik yapan çiftçiler bitkilerine yeterli miktarda çözünebilir kalsiyum sağlamaya özen göstermelidirler.

CAN gübresi ile Kalsiyum nitrat aynı değildir. CAN-Kalsiyum Amonyum Nitrat gübresi içindeki Kalsiyum bitkiye faydalı değildir. Çünkü içersinde suda erimesi zor olan Kalsiyum Karbonat içermektedir.

Doğal Yollarla Bitkiyi Nasıl Beslerim


Yumurta kabuğunun
kimyasal bileşimi      
Unsur                                Miktar (%)
Kalsiyum Karbonat            93,7
Magnezyum Karbonat        1,0
Kalsiyum Fosfat                 1,0
Organik Maddeler              3,3
Su                                      0,1

   Eskiden beri kullanılan haşlanmış yumurtanın suyu bitkilere verildiğinde muhteşem bir canlanma saplanmıştır.
         Organik maddelerin içinde çeşitli proteinler mevcut. Kaynayan suya geçen kabuktaki bu maddelerden kalsiyum musluk suyunda fazlasıyla mevcut. Çunkü su depolarında suyun ph ını yükseltmek ve dezenfekte için kireç katılıyor. Yeraltı sularımız zaten doğal yolla aşırı kireçli.
        Magnezyum ve fosfat da musluk sularında az miktarda bulunuyor. Yumurta kabuğundaki diğer maddelerden biri keratine benzer bir protein olduğundan saçlara iyi geldiği söyleniyor. Bayanlar bu suyu çiçeklere de veriyor.
     
  Bildiğimiz kireç taşında (kalsiyum karbonat) bitkinin doğal yolla kalsiyum ihtiyacı giderilebilir.

 Yumurtaların kabuklarını atmayıp biriktirip sadece bu kabukları suda uzun süre kaynatarak çok daha yüksek fosfat elde edilebilir.

   Ph çok yüksekse  limon tuzu ile ayarlama yapılabilir .

   İyot ihtiyacı için ince kabak dilimlerini çok az suda yumuşayıncaya kadar haşlayıp verirseniz bitkiye  iyot ihtiyacını giderirsiniz.

   Haşlanmış Patates suyu iyi bir  potasyum kaynağıdır.

Gübre Eksiklik belirtileri;
Azot: Yetişme engellenir, bitkinin rengi sararır. Yaprak uçları bitkinin altındaki yapraklarından başlayarak kırmızımsı kahverengi olur.
Fosfor: Kök gelişmesi engellenir, saplar uzar, bitkinin olgunlaşması gecikir. Bitkinin rengi morumsu olur.
Potasyum: Yaprak uçları kavrulur, sararır, saplar zayıflar. Meyve çekirdekleri kuruyup büzülür.
Kalsiyum: Yaprak uçları tarak dişi gibi parçalanır. Uç tomurcuklar ölür, çiçekler olgunlaşmadan taç yapraklarını kaybederler.
Magnezyum: Yapraklar ince ve gevrek olurlar; uçlarında ve damar aralarındaki bölgede renklerini kaybederler, soluk yeşil renk alırlar.
Kükürt: Bitkinin alt kısımlarındaki yaprakları sararır, kökler ve sapların çapları küçülür.
Bor: Uç tomurcuklar açık yeşildir. Köklerde koyu lekeler görülür. Saplar çatlar.
Bakır: Bitkilerin renkleri ağarır. Turunçgiller kırmızımsı kahve renkte, anormal şekilde büyüme gösterir.
Demir: Yapraklar sararır. Fakat damarlar yeşil kalır. Yapraklar yukarı doğru kıvrılır.
Mangan: Arazlar demirdekine benzer. Yapraklarda ölü dokular görülerek, yaprağa pürüzlü bir görünüş verir.
Molibden: Azot eksikliği gibidir.
Çinko: Uç yaprakları çok küçülür. Yapraklar ölü bölgelerde benekli hale gelir. Tomurcuk teşekkülü azalır.
Gübreler genel olarak iki sınıfta incelenir: Doğal ve yapay gübreler.


Bakır Sülfat 

Görünümü :
Mavi kokusuz
Kimyasal Adı : Copper Sulphate / Blue vitriol; Copper (II) Sulfate Pentahydrate
Kimyasal Formülü : CuSO4.5H2O
Ambalaj Şekli : 25 kg. lık torbalarda  
Tanımı ve Kullanım Alanları        

Bakır sülfat, göztaşı olarak da bilinen mavi ve kokusuz bir maddedir. Yoğunluğu : 1.02 g/cm³'tur. Suda tamamen çözünür.Tüm bakırlı bileşikler, sudaki her tür canlı için zehirlidirler. Bakır iyonları; balıkları, algleri, protozoa ve bakterileri 1 mg/litre.nin altındaki dozlarda öldürürler. İstiridye, midye gibi kabuklu deniz hayvanları da 12 saat süreyle 0.1-0.55 mg/litre bakır iyonlarına maruz kaldıklarında ölürler.
Metal kaplama,Yem sanayi,Tarım sanayi,Havuz larda kullanılmaktadır.



Çinko Sülfat 

Görünümü : Beyaz kristal toz ve granül
Kimyasal Adı : Zinc Sulphate
Kimyasal Formülü : ZnSO4.7H2O
Özellikleri : Suda çok rahat çözünür.
Ambalaj Şekli : 25 kg. lık torbalarda
                     

 
ÇİNKO SÜLFATIN BİTKİYE YARARLARI
Birim alanda alınan ürün miktarını artırır.
Toprak pH'ını düzenler.
Yapraklardaki sararmaları, erken dökülmeyi ve küçülmeyi önler.
Bitkinin soguğa karşı direncini artırır.
Meyve ağaçlarında meyve tutmayı artırır.
Meyvenin görünüşünü güzelleştirir, şekil bozukluğunu önler.
Sürgün sayısını artırır, bodurlaşmayı önler.
Su tutma kapasitesini artırır ve bitkinin kuraklıktan daha geç etkilenmesini sağlar.
Hububatların boyunu ve sap kalınlığını artırır.
Çayır ve meralarda otların sararmasını önler, hızlı büyütür ve bol ot oluşumunu sağlar.
HAYVANLARIN BESLENMESİNDE ÇİNKONUN ÖNEMİ
Çinko eksikliği olan çayır ve meralarda otlatılan veya çinko eksikliği olan tahılların kullanıldığı kırma ve Slaj yemlerle beslenen hayvanlar yeterince çinko alamazlar ve bunun sonucu olarak
İştahsızlık, Huysuzluk, Büyümede yavaşlama
Kas gelişiminde zayıflama
Kilo kaybı, Kıl dökme
Ayak şişmesi
Hastalıklara karşı bağışıklık sisteminin zayıflaması
Burun ve ağız etrafında iltihaplanma
Dişilerde döl verim azalması
Doğumda aşırı kanama
Erkek hayvanlarda testislerde bozulma ve sperm oluşumunda azalma
Süt veriminde düşme olur.


Potasyum Sülfat 

Görünümü : Beyaz Toz Halinde
Kimyasal Adı : Potassium Sulphate
Ambalaj Şekli : 25 Kg. çuvallarda
Kimyasal Formülü : K2SO4

Kullanım Alanı
En çok patates, tütün, sebze, meyve, turunçgiller, baklagiller, mısır, pamuk, şekerpancarı ve seralarda kullanılır. Yeterli potasyum sülfat verilmediğinde bitkilerin yapraklarında sarı ya da kırmızımsı kahverengi lekeler görülür. Sulu tarımda ve yağışlı bölgelerde potasyum noksanlığına sık rastlanır. Organik maddeler açısından fakir, kumlu topraklara potasyum sülfat verilmelidir. Asit özellikli olduğundan uzun yıllar sürekli kullanılması halinde topraktaki asitliği arttırır. Asit topraklarda kullanıldığında toprağa bir miktar kireçte verilmelidir. Bünyesinde ayrıca kükürt bulunduğundan bitkilerin kükürt ihtiyacını da karşılar.



3 comments

16 Haziran 2016 07:34

Benim top kiraz ağacın var yanliz gubreleme hakkında biraz bilgi istiyorum cicek açmadan ne atmaliyim yıl boyu gubre planı onerebilirmisiniz teşekkür ederim

Reply
27 Haziran 2016 00:51

toprak analizinden sonra eksik olan gübreyi toprağınıza atın

Reply
Yorum Gönder