Karanfil

0 yorum








Türkiye’de kesme çiçek üretiminin %60’ını karanfil oluşturur.Türkiye çiçek mezatlarında yılda 80-100 milyon adet karanfil satılmaktadır. Karanfil küçük aile işletmeleri tarafından tercih edilmektedir. Bunun nedenini ise yıl boyunca sürekli gelir getirmesi ve çeşitli kültürel işlemlerin ailedeki kadınlar ve küçük çocuklar tarafından yapılması ve ayrı bir işgücü gerektirmemesi olarak sıralayabiliriz.

Çok tanınmış, yoğun kokulu, çiçek parterlerinde, kapalı mekânlarda kaya bahçelerinde ya da kaplarda yetiştirilen ve 300 kadar türü bulunan bir bitkidir. Akdeniz sahillerinde doğal olarak yetişmektedir. Ülkemizde de 67 türü bulunmaktadır. Bu bitki grubunun çok azı otsu karakterdedir. Tek veya iki yıllık bir bitkidir. Bazen de çok yıllık otsu – odunsu karakterde ve çalı formunda olan bitkilerdir. Çiçekleri tek tek veya başak dizilişli, taç yaprakları uzun, dar ve uçları düz veya dişli ya da parçalıdır. Çiçek rengi beyaz, kırmızı, sarı olabilmektedir. Yaprakları şeridimsidir. Yaprak kenarları düzdür. Yaprak rengi gri, mavi ve yeşil olabilir Karanfiller, açıkta ve kapalı ortamlarda, serin seralarda yetiştirilen ve kesme çiçek olarak da kullanılan bitkilerdir. Yediveren ve yaz çiçeği olarak da kullanılır. Çiçekleri, çok renkli olmakla ve kolay üretilebilmekle birlikte çok kokulu olması ile göz kamaştırıcıdır. Karanfilleri, başlıca 4 gruba ayırabiliriz.
 Küçük karanfiller: Kaya bahçelerinde kullanılabilir. D. alpinus, D. deltoidesçayırlar gibi yoğun gelişme gösterir. Yeşil yaprakları dar ve mavimsiyeşil renktedir. Çiçek renkleri beyaz, pembe ya da kırmızıdır. Çiçeklenmeleri yaza rastlar. Hemen hepsi kireçli toprakları sever. Bol ışıklı yerleri sever. Yamaçlarda yetiştirilebilir. Sıcak yerler ve kumlu topraklar için pek uygun değildir. Tohum, çelik ve yaz sonunda kökten ayırma ile üretilir.
Yıllık ve iki yıllık karanfiller: D. barbatus, D. caryophyllus, D. Chinensis, eski moda çiçeklerin başında yer alır. Avrupa kökenlidir. Yaşamlarını iki – üç yılsürdürür. Yaprakları mızrak şeklindedir. Tohumla üretilir.
 Bordür için kullanılan karanfiller: D. x allwoodiibol güneşten ve geçirgen topraktan hoşlanır. Toprakta bulunan az miktardaki kireç gelişimi için faydalıdır. Tohumla üretilir. İlkbaharda hafif kumlu toprak karışımına tohum atılır. Çelikle de üretim yapılır. Yazın yeşil çelik alınır.
Seralar için uygun çok yıllık karanfiller: D. plumaris fazla zengin olmayan toprakları sever. 10 – 15 derece sıcaklıkta iyi gelişir. Çok yüksek sıcaklıktan hoşlanmaz. Karanfilin Ekolojik İstekleri:

Toprak:

Drenajı iyi olan orta tınlıdan hafif tınlıya kadar olan topraklarda iyi gelişme gösterirler. Organik maddece zengin hava ve su dengesi iyi sağlanmış geçirgen topraklar karanfilin köklenmesini teşvik eder.
Sıcaklık:Karanfilde büyümeyi, çiçek, yaprak ve sapın şeklini ve ölçüsünü aynı zamanda çiçeklerin ömrünü etkileyen bir etmendir.Özellikle gece sıcaklığı çiçek kalitesini doğrudan etkilemektedir.
Işık: Işık karanfilin büyüme ve gelişmesi üzerine ışık yoğunluğu ve ışıklanma süresi (gün uzunluğu) olarak iki şekilde etki eder.
Sera Yönü: Türkiye’nin bulunduğu kuzey yarım kürede kurulan seraların iyi ışık almasını sağlamak için, doğu batı yönünde inşa edilmesi gerekmektedir. Sera içerisinde hazırlanan tavalar ise, kuzey güney yönünde yapılmalıdır.

Çoğaltılması:
Karanfilde çoğaltma üç yöntem ile,
1-Tohumla
2-Meristem Kültürü
3-Sürgün ucu çeliklerinin köklendirilmesi, ile yapılmaktadır. Tohumla çoğaltma ancak ıslah çalışmalarında kullanılmaktadır. Meristem kültürü ile çoğaltma 0.5mm büyüklükteki sürgün ucu labaratuvar da aseptik koşullar altında büyütülmesi ile yapılmaktadır. Genellikle virüssüz, patojensiz fide elde etmek için bu yönteme baş vurulur. Karanfilde ticari çoğaltma hastalıksız sağlam anaç fidelerden alınan sürgün ucu çeliklerin köklendirmesi ile yapılır.
Köklendirilmesi: 
Sağlıklı bitkilerden alınmış karanfil çelikleri hormona batırıldıktan sonra steril kum veya perlit ortamında hafif gölgede 10-110C’de hava sıcaklığı, 15-160C’de ortam sıcaklığında üç haftada köklenir.Bütün yıl boyunca dikim yapılabilir. Ne zaman çiçek alınması isteniyorsa dikim zamanı buna bağlı olarak ayarlanır.Dikim mümkün olduğu kadar yüzlek olmalıdır. Sadece kök kısmı toprakla kapatılmalı kök boğazı toprağa temas etmemelidir. Dikimden hemen sonra can suyu verilmeli ve fidelerin üzerine zaman zaman sisleme şeklinde su püskürtülmesi gelişmeyi artırır.
Bakım İşlemleri:
Sürgün uzunluğu dipten başlayarak sürgün ucu 5-6.yaprak çifti üzerinden elle kopartılarak kırılır buna uç alma denir. Uç almadan sonra yaprak koltuklarından yeni sürgünler çıkar ve bu sürgünlerden çiçek kesilir. Uç alma işlemi dikimden 2-4 hafta sonra yapılır.
Destekleme ve tomurcuk alma

Gövdenin yukarı doğru büyümesini sağlamak için desteklenmesi gereklidir. Bunun sağlanması için çiçek tavalarının üzerine ağ sistemi kurulur.
Bunun sağlanması için çiçek tavalarının üzerine ağ sistemi kurulur.Karanfil bitkisinin çiçek sapı üzerinde yaprak koltuklarında yan sürgün ve tomurcuklar oluşur. Koltuk ve yan tomurcuklar alınarak tepe tomurcuğunun küçülmesi önlenir.

Sulama ve Gübreleme:
Kuraklığa dayanıklıdırlar, fakat yinede sulamada oluşacak aksaklıklar kalitenin düşmesine sebep olur. Önemli olan toprağı iyice kurutmadan düzenli bir şekilde nemli tutmaktır. Gübreleme toprağın dengesini bozmayacak şekilde yapılmalıdır. Toprak hazırlığı sırasında yapılan gübrelemeye ek olarak, yetiştirme süresince azot ve potasyum karışımı verilir.


Çimlendirme resimleri


Karanfil Cinsleri; Çiçek meraklılarının çok sevdiği karanfil çeşitlerinin ıslah edilmesiyle elde edilen renk renk karanfiller bugün bütün dünyada bahçe ve saksılarda yetiştirilmektedir.

Karanfillerin senelik yetişenleri, ömürlü olanları vardır. Pesent adı verilen Çin karanfili, Hüsnü yusuf  bodur karanfil senelik karanfillerin meşhurlarından-dır.

Pesent Karanfili. — Çin’den çıkmıştır. Çok süslü çeşitleri vardır. Yazın aralıksız çiçek açar. Bunun tohumları sonbaharda soğuktan korunan bir yere ekilebilir. Bitki ilkbaharda yerine dikilir. Yahut nisanda ekilir, mayısta şaşırtma yapıldıktan sonra bir iki yaprak olunca kök toprağı dökülmeyerek yerlerine dikilir.

Hüsnüyusuf. — Avrupa’dan çıkmıştır. Şair Karanfili de denir. Katmerli, katmersiz çeşitleri vardır. Çiçekleri toplu halde açılır. Görünüşleri çok güzeldir. Yarım metre kadar boylanırlar. Memleketimizde çok ekilir. Tohumla yetiştirilir. Haziranda ekilen tohumlar şaşırtma yapıldıktan sonra yerlerine ekilir.

İspanya Karanfili. — Çin-Pesent karanfili arasında ömürlü bir türdür. İspanya karanfilinin boyu hüsnüyusuftan biraz yüksek ve tatlı kırmızı renktedir. İri çiçekleri salkımlar teşkil eder. Mayıstan hazirana kadar çiçeklenir.



Filon-Semperflorens. — Bu bitki Hüsnüyusufla Çin karanfili arasında bir yer tutar. Çok dallı ve 40 santim boyundadır. Oldukça iri çiçeklerinin çeşitli renkleri vardır. Bazıları düz renk, bazıları alacalı, çizgili, yahut 3 beneklidir.

Filon karanfili bahçelerde çok ekilir. Mayıstan donlara kadar çiçeklendiğinden makbuldür. Kümelerinin ayrılmasıyla, ya da ilkbaharda çelik lenerek çoğaltılır.

Senelik, ya da iki senelik karanfillerden sonra ömürlü karanfiller önemlidir. Bunlar günden güne ıslah edilerek katmerli, katmersiz, türlü renkli, yediveren, büyük-küçük çiçekli çeşitleri elde edilmiştir. Başlıcaları şunlardır:

Çiçekçi Karanfili. — Gövdesi ağaç; 50-70 cm. boyunda ömürlü bitkidir. Dipten dallanır. Yaprağı mavimtırak yeşildir; çiçekler katmerli, ya da yalınkat ve kokuludur. Maviden başka her renkte çiçek verir. Hazirandan’ sonbahara kadar çiçeklenir.

Büyük Çiçekli Yediveren Karanfili. — Güneşli ve sıcaklığı ılık bir yerde kışın bile çiçek veren bir çeşittir; dalları uzun olduğundan vazolara girer. Pek çok çeşitleri vardır, daldırma ve çelikle üretilir.

Nis Çocuğu Yediveren Karanfili. Çok büyük çiçekleriyle şöhret bulmuştur. Tohum ekildikten 7-8 ay sonra çiçeklenir. Yaprakları geniş, dalları serttir. Masif ve saksı karanfilidir. Yüksekliği 75 cm.’dir.

Margarit Karanfili. — Boyu 40-60 cm. olup tohumu ekildikten 5-6 ay sonra çiçeklenir. Çiçekleri büyük, kokulu, katmerli olup birçok renkleri vardır. Tohumları ocaktan şubata kadar şasi altında ekilir, yaz sonlarında çok kokulu ve çok katmerli çiçekler açar.

Büyük Çiçekli Karanfil. — Mükemmel ve kıymetli bir türdür. 40-50 cm. boylanır. Zengin ve uzun bir çiçeklenme mevsimi vardır. Bu mevsim margarit karanfillerinde olduğu gibi tohumu ekildikten 7 ay sonra başlar. Uzun ve geniş dallardaki çiçekleri katmerli ve çok kokuludur.

Mis Karanfili (Minyardis). — Çiçekleri ince dişli kenarlıdır. 20-30 cm. boylanır. Çok kokuludur. Mayıstan temmuza kadar çiçeklenir. Katmerli katmersiz yediveren çeşitleri vardır. Daha çok saksı çiçeğidir. Çelikle ve köklerinden ayrılarak çoğaltılır.

Amerikan Karanfilleri. — Büyük çiçekli, katmerli katmersiz, çeşitleri, vardır. Birçok melez çeşitler vermiştir. Çiçeği çatlamaz ve çok makbuldür. Tohumları ocakta sıcak sere ekilir. Çelikleri ağustostan sonra, daldırması çiçekleri kuruduktan sonra yapılır.

Yediveren Karanfiller. — Çiçekleri çok büyük, dolgun, katmerli zengin renklerdedir. Çelikleri Amerika karanfilleri gibi yapılır. Tohumlar katmersiz olanlardan alınıp iklime göre şubatla nisan arasında ekilir. Tohumdan yetiştirilenlerin çoğu yalınkat çıkar. Tohumlar kasalara hafif kumlu ve yaprak çürüğü ile karıştırılmış toprağa ekilmelidir. 3-4 yaprak olunca şaşırtma yapılıp 7-8 yapraktan sonra kırmızı buğday toprağı ile yapılan harç içinde saksıya veya yere dikilirler.


Önemli Türleri
Dianthus caryophyllus ( Çiçekçi Karanfili, Bahçe Karanfili, Adi Karanfil )

İspanya, İtalya ve Arnavutluk’ta yaygın olarak bulunur. İki yıllık bir bitkidir. 40 – 80 cm kadar boylanır. Çiçeklerinin 1 – 6 adedi bir aradadır. Çiçekler başak şeklindedir. Çiçekler genellikle kırmızı ve kokuludur temmuz , ağustos aylarında açmaktadır. Yalınkat ve katmerli çeşitleri mevcuttur. Yaprakları şerit biçimindedir.
Güneşli yerlerde, kuru – taze topraklar üzerinde yetişir. Ocak , mart ya da ekim aylarında tohum atılır.

Dianthus plumarius

Doğu Avusturya’da doğal olarak bulunmaktadır. 15 – 30 cm kadar boylanmaktadır
Çiçek sürgünleri tek veya beş çiçeklidir. Çiçek rengi kırmızı veya beyazdır. Taç yaprakları çok parçalı olup mayıs – temmuz arasında açmaktadır. Yaprakları şeridimsidir. Yalınkat veya katmerli çiçeklere sahiptir. Güneşli – kuru ve hafif kumlu, normal derin bahçe topraklarında iyi gelişir. Yumrularla, ağustos ayında çelikle üretimi yapılır.

Dianthus arenarius

Doğu Almanya ve Rusya’da doğal olarak bulunmaktadır. 15 – 25 cm boylanabilir.
Çayır örtüsü teşkil eder. Çiçekleri beyaz, keskin kokuludur. Haziran ve eylül aylarında açar. Kumlu ve kurak ortamlarda rahatlıkla yetişmektedir.
Dianthus barbatus ( Hüsnüyusuf, Kıllı Karanfil )

Balkanlar’da doğal olarak bulunmaktadır. Kışlık bir türdür.
Yaşamlarını iki üç yıl sürdürür. 30 – 60 cm boylanabilir. Çiçekleri kırmızı veya pembedir. Haziran ve temmuz aylarında çiçeklidir. Çiçekler dal ve sürgün ucunda oluşmaktadır. Yalınkat ve katmerli çeşitleri mevcuttur. Yaprakları mızrağımsıdır. Üretimi tohumla nisan ve temmuz aylarında yapılır. Açık alanda yastıklara, 15 cm aralıklı çizgiler içine ekilir.
Dianthus superbus
Avrupa’nın nemli çayırlarında gelişmektedir. Uzun ömürlü bir bitkidir.
Resim
30 – 60 cm boylanabilmektedir. Çiçekleri taç yaprağı şeklinde, ince dilimlidir.Çiçekler pembe, menekşe veya beyaz renklidir. Güzel kokuludur. Çiçek sürgünlerinde iki veya çok sayıda çiçek bir arada bulunur. Haziran ve eylül arası çiçeklenir. Yaprakları tüysüzdür. Yapraklar şeridimsidir. Gölge ve nemli ortamları sever
Devamı.......
Dianthus chinensis ( Çin Karanfili )

Çin’de doğal olarak bulunur. Çok yıllık ya da iki yıllık bir bitkidir. 15 – 40 cm kadar boylanabilir.
Çiçekleri büyük ve tek tek ya da ikisi bir arada bulunur. Değişik renkte açan çiçekleri mevcuttur. Yaz aylarında çiçeklenir. Yaprakları açık gri olup şeridimsidir. Güneşli ve yarı gölge yerlerde yetişir. Kuru bahçe topraklarında iyi gelişir. Tohumla üretilir. Eylül, ekim ya da mart ayında tohum atılır. Sonbaharda ekilen tohumlar 6- 7 cm boya ulaşınca yastıklara uygulanır.
Devamı....
Dianthus deltoides

Avrupa ve mutedil iklim bitkisidir. 20 – 50 cm kadar boylanır.
Çiçek sürgünleri dallı ve çiçekler kırmızı renklidir. Haziran ve temmuz aylarında çiçeklenir. Yaprakları grimsi yeşil ve kısmen tüylüdür.
Karşılaşılan Önemli Hastalık ve Zararlılar
Alternaria, yaprak ve sap leke hastalığı, fusarium, kırmızı örümcek ve yaprak
bitleridir.

EKOLOJİK İSTEKLER
Sıcaklık
Sıcaklık tüm bitkilerde olduğu gibi karanfil bitkisinde de önemlidir. Bitkinin büyümesini, çiçek, yaprak ve çiçek sapının şeklini ve büyüklüğünü etkiler. Aynı zamanda çiçek ömrünü de uzatır. Sera içinin gece sıcaklığı çiçek kalitesini doğrudan etkileyen bir faktördür.
Karanfil bitkisinin çiçek tomurcuğu gece sıcaklığı 4 0C olduğunda erken meydana gelmektedir. Ancak tomurcuğun gelişmesi için daha yüksek sıcaklığa ihtiyaç vardır. Gece sıcaklığı 16-18 0C olduğunda çiçek gelişmesi artar. Ancak kalite düşer. Çiçek kalitesinin düşmesi, taç yaprak sayısının azalması, çiçeklerin küçük olması ve çiçek saplarının zayıf olması şeklinde olur. Bunun dışında boğum araları kısalmakta ve çiçek sapları da kısa kalmaktadır.
Karanfil yetiştirilen ortamların gece sıcaklığı istenenden az olursa kalite yine düşer. Bitkinin kuru madde yapısı azalır. Çiçek sapları çabuk kırılır. Çiçek rengi bozulur.
Karanfil bitkisinin kaliteli olması için gece ve gündüz sıcaklıklarının sabit tutulması gerekmektedir. Ani sıcaklık değişmelerinden kaçınılmalıdır. Bitkinin sıcaklık isteği bitki çeşidine göre değişmektedir. Genel olarak yaz aylarında 18–22 0C, kış aylarında 10–15 0C sıcaklık bitki gelişmesi için yeterlidir.
Işık
Karanfil bitkisi ışığa en fazla ihtiyaç duyan bitkilerden biridir. En çok verim ve kalitenin alındığı zaman kuzey yarım kürede haziran aylarıdır. Haziran ayı, hem en uzun günleri, hem de uygun sıcaklığı sağladığı için karanfilde kalitenin artmasına sebep olur.
Bol ışık alan ortamlarda yetiştirilen karanfillerde kuru madde yapımı artar. Ancak yaz aylarında ışıkla birlikte sıcaklık da artacağından fazla sıcaklığın etkisinden bitkileri korumak gerekir. Sıcaklığın azaltılması için gölgeleme yapılmalıdır. Gölgeleme sıcaklıkla birlikte ışığı da azaltır. Buna rağmen çiçek kalitesi iyi olmaktadır.
Işığın karanfile etkisi dikim zamanında da görülebilir. Mayıs ayında dikilen bitkinin haziran ayında uç alımı gerçekleşirse ağustos – eylül aylarında çiçek açar. Ağustosta dikilen bitkinin eylül ayında uçlarının alınması çiçeklenmenin mart –nisan aylarında olmasına sebep olur. Bu durum şunu göstermektedir. Kış aylarında hem ışık miktarının azalması, hem de sıcaklığın düşmesi gelişmeyi yavaşlatmaktadır. Kış aylarında karanfil yetiştirilecekse sera içi sıcaklık isteğe göre ayarlanmalı ve ek ışık uygulaması yapılmalıdır. Ek ışık uygulaması sürgünlerin yaklaşık % 50’si 6 – 8 yaprak çiftine geldiği dönemde ocak – şubat aylarında yapılır. İki üç tavaya bir 100 – 150 W ampuller 3 m arayla yükseğe asılarak 14 gün süreyle 24 saat aydınlatma yapılır. Ek aydınlatma ile çiçeklenme erkene alınır. Ancak çiçek kalitesi düşük olur.
Nem
Karanfil yetiştirilen ortamların atmosferinin fazla nemli olması istenmez. Fazla nem bitkiye zarar verir. Ancak toprağın nemli olmasına özen gösterilmelidir.
Havalandırma
Karanfil yetiştirilen seraların iyi havalandırılması gerekmektedir. Özellikle plastik seralarda havalandırma daha çok önem kazanmaktadır. Seralar kurulurken havalandırma sistemi içinde yetiştirilecek bitki göz önüne alınarak yapılmalıdır. Karanfil yetiştirilecek seralarda havalandırma pencereleri sera tabanının % 20’si kadar olmalıdır.
Havalandırma yaz aylarında sera içi sıcaklığın ve havadaki nemin azaltılması için yapılır. Yaz aylarında sıcaklığın düşürülmesinde havalandırma yeterli olmayabilir. Bu durumda seralarda gölgelemede yapılmalıdır.
Resim
KÜLTÜREL İŞLEMLER
Sulama
İyi ve kaliteli karanfil yetiştirmek için sulamaya önem verilmesi gerekir. Karanfil bitkisi düzenli sulanmak ister. Düzenli sulama çiçek kalitesini artırır. Ancak dikkat edilmesi gereken bazı noktalar bulunmaktadır. Karanfil bitkisi sulanırken eldeki imkânlardan yararlanılır. Her türlü sulama sistemi kullanılabilir. Sulama toprağın yeterince ıslanmasını sağlamalıdır. Ancak ikinci sulamaya kadar toprağın biraz kurumasına izin verilmelidir. Eğer toprak sürekli ıslak tutulursa bitki kökleri zayıflar. Boğum araları uzar, dolayısıyla çiçek kalitesi düşer.
Karanfil bitkisinin sulanmasında en önemli nokta sulama zamanının ayarlanmasıdır. Bu ayarlamada toprak suyunu ölçen aletler kullanılabilir. Aletlerin kullanılması son derece basittir ve işçiler rahatlıkla ölçüm yapabilir. Bu tür alet bulunmayan işletmelerde ise sulama zamanı bitkilere bakılarak anlaşılabilir. Sabah saatlerinde bitkilerde solgunluk görülmesi sulama zamanının geldiğini gösterir. Sulama sıklığı toprak çeşidine göre değişebilir. Ayrıca mevsimlerde sulama sıklığı da önemli rol oynar.
Genel olarak karanfil bitkisi yaz aylarında 3 günde, kış aylarında ise 10-15 günde sulanabilir.
Gübreleme
Karanfil bitkisinde dikimden 3–4 hafta sonra gübreleme yapılmaya başlanır. Bitkinin ihtiyacı ve toprağın eksiklikleri tespit edilerek gübreleme yapılmalıdır. Karanfil bitkisi dikilmeden önce yapılan temel gübrelemeye ek olarak bitkinin yetişme süresince toprağa azot ve potasyum karışımı verilir. 2–2.5 ölçü amonyum sülfat ile 1 ölçü potasyum sülfat karışımı m2 ye 60 gr gelecek şekilde bitkiler arasına serpilir. Gübreleme sıklığı mevsime göre değişir. Yaz aylarında 2–3 haftada bir gübreleme yapılırken, kış aylarında 4–6 haftada bir yapılır. Toprağa kuru gübre verilecekse gübrenin yapraklara değmemesine dikkat edilmelidir. Gübrelemeden hemen sonra sulama yapılmalıdır. En uygun gübreleme, sulama suyuna katılan gübrenin sulama yapılırken verilmesidir. Bitki bu şekilde gübreden daha çok faydalanır. Topraktaki gübrenin az olması kadar çok olması da zararlıdır. Fazla gübre topraktaki tuzluluğu artırır. Bu da toprağın dengesinin bozulmasına sebep olur.
Bazı gübrelerin karanfil bitkisi üzerine etkileri şu şekilde özetlenebilir:
Azot: Azlığı da fazlalığı da bitkiyi olumsuz yönde etkiler. Toprakta azot miktarı azaldığında yapraklar küçük, ince ve dar kalır. Yapraklar düzleşir. Bitkinin rengi değişir. Sarımsı, soluk bir renk alır. İleri safhalarda yaprakların uç kısmı kahverengileşir.
Azot fazlalığında ise bitkinin rengi koyu yeşile döner. Yapraklar kıvrılır ve büyür. Karanfil bitkisi için topraktaki en uygun azot miktarı 40–100 ppm arası olmalıdır.
Potasyum: Karanfil bitkisinin en fazla ihtiyaç duyduğu besin elementlerinden biri potasyumdur. Eksikliğinde, yapraklarda uç ve kenar yanıklığı ile nekrotik lekeler görülür. Fazlalığı bitkiye zarar vermez. Ancak toprağın tuzluluğunu artırır. Bir metre kareye yılda 100–150 gr potasyum verilebilir.
Kalsiyum: Karanfil bitkisinin en fazla ihtiyaç duyduğu besin elementlerinden biri kalsiyumdur. Eksiklik belirtileri bitki üzerinde çok az görülür. En tipik belirti genç yaprakların ve kök uçlarının yanmalarıdır. İleri durumlarda ise alt yapraklar koyu yeşil olur ve çiçekler tam açmaz. Bir metre kareye yılda 250–500 gr kireç verilmesi yeterlidir.
Bor: İz elementlerden en çok bor noksanlığı görülebilir. Bor noksanlığı tomurcuk ve çiçekte bozulmalara sebep olur. Bunun için yılda 3 kg boraks kullanılmalıdır.
Hastalık ve Zararlılar
Bitki yetiştiriciliğinde hastalık ve zararlılar sorun hâline gelmeden gerekli önlemlerin alınması önemlidir. Gerekli önlemler dikim yapmadan önce alınmalıdır.
Bunlar;
-Öncelikle temiz ve sağlıklı köklü çelikler kullanılmalıdır. Köklü çelik alınacak anaç bitkilerin zamanında ilaçlanması bu nedenle önemlidir.
-Köklü çelikler dışarıdan alınacaksa güvenilir kişi ve kuruluşlardan almak gerekir.
-Dikim yapılacak seranın temizliği ve sterilizasyonu önemlidir.
-Fideler mümkün olduğunca yüzlek dikilmelidir. Yüzlek dikim kök boğazı hastalıklarına karşı bitkinin korunmasını sağlar.
-Dikimden sonra gölgeleme yapmak (özellikle geceleri çiğ düşen bölgelerde) pas hastalığına karşı olumlu sonuçlar verir.
-Sera nemi sık kontrol edilmelidir.
-Çevredeki yabani otlar temizlenmelidir.
-Karanfil seralarındaki drenajda iyi yapılmalıdır.
-Bitkilerin iyi beslenmesi bazı hastalıklara karşı dayanıklılığı artırır.
Karanfil bitkisinin sağlığını etkileyen faktörler şunlardır:
Fidelerde görülen hastalıklar: Genellikle fidelerin kök boğazlarında ve çeliklerin dip kısımlarında çürümelere yol açarak bitkinin solmasına neden olurlar. Hastalık etmeni anaç bitkiden, köklendirme ortamlarından veya sera toprağından geçebilir. Bu gruba giren önemli hastalıklar şunlardır:
Rhizoctonia sap çürüklüğü: Yeni dikilmiş bitkinin kök boğazında, yaprak sapının hemen altında kahverengi lekeler şeklinde görülür. Bu lekeler daha sonra çürük hâlini alır. Bitki sapı toprak üstündeki seviyeden zayıflayıp kırılır. Hastalık etkeni genellikle topraktan gelir. Bu hastalıktan korunmak için fidenin yüzlek dikilmesi gerekir.
Fusarium sap çürüklüğü: Bu da kök boğazı hastalığıdır. Çürüme alanlarında turuncu pembe renkte spor püstülleri görülür. Bu hastalık genellikle iyi gelişmeyen bitkilerde görülür. Hastalık anaç bitkilerden veya köklendirme ortamlarından geçebilir. Hastalık dikimden sonra görülüyorsa hastalık etkeni topraktan da geçmiş olabilir. Hastalıktan korunmak için anaç bitkilerin ilaçlanması ve köklendirme ortamının sterilizasyonu önemlidir.
Siyah çürüklük: Soğukta depolanmış çeliklerde görülen bir hastalıktır. Çeliklerin dip kısmında çürümeler görülür. Çeliğin yapraklarında da hastalık etmeninin sporları görülür. Bu hastalıktan korunmak için çeliklere depolanmadan önce mutlaka fungusit ilaçlaması yapılmalıdır. Hastalıklı çelikler seradan uzaklaştırılmalıdır.
Dip çürüklüğü hastalıkları: Bu hastalıklar iyi drenaj edilmeyen ıslak topraklarda yetiştirilen bitkilerde görülür.
Gelişmiş bitkilerde görülen solgunluk hastalığı: Bu hastalıkta bitkiler gelişme dönemlerinde birden bire solgunlaşırlar. Hastalık etmeni bitkinin iletim demetlerini tıkar. Düzenli su alamayan bitkilerde solgunluk görülür. Hastalık etmeni mantar veya bakteri olabilir. Solgunluk hastalıkları şunlardır:
Fusarium solgunluğu: Bu hastalık etmeni hücre zarını parçalayarak zarar verir. Hastalığın ilk belirtileri alt yaprakların sararmasıdır. Sararma zaman içinde tepe yaprağına kadar ulaşır. Sararan yapraklarda mor-kırmızı lekeler görülür. İletim demetleri de aşağıdan yukarılara doğru gözle görülür şekilde kahverengi olur.
Hastalık genellikle topraktan geçer. Hastalık sera içinde çok hızlı yayılır. Hastalık sporları suyla, hava akımıyla, köklerin birbirine sürtünmesiyle yayılabilir.
Phialophora solgunluğu: Bu hastalıkta iletim demetlerinde meydana gelir. Bu hastalıktan korunmak için sağlıklı fide seçimi yapılmalı, toprak sterilizasyonu yapılmalı ve ilaçlamalara dikkat edilmelidir.
Bakteriyel solgunluk: Bu hastalıkta önce bir iki dal solgunlaşır. Daha sonra bütün bitki solgunlaşır. Gövdenin kabuk kısmı soyulursa altta derin bir çatlak görülür. Bitkinin kök kısmı çürümüştür.
Bakteriyel bodurluk: Bu hastalıkta bitkiler çok yavaş büyürler. Bitkinin solgunlaşması yaprakların gri renk almasıyla başlar. Bu süre içinde bitki büyüyemez ve ölür. Sağlıklı bitkiler çiçeklenir, ancak sağlıksız olanlar bodur kalır. Bitki gövdesinde kesik kesik çatlaklar görülür.
Yaprakları, çiçekleri, tomurcukları etkileyen hastalıklar: Karanfil bitkilerinde dal ve tomurcuklarda da hastalıklar görülmektedir. Bu hastalıklar bitkinin büyüme ve gelişmesini olumsuz etkilediği gibi çiçek kalitesinin de düşük olmasına neden olur. Genellikle iyi havalandırılmayan seralarda bu hastalıklar görülmektedir. Önemli hastalıklar şunlardır;
Pas hastalığı: Karanfil bitkisinde çok görülen hastalıklardan biridir. Bitkinin sap, yaprak ve kaliks üzerinde oluşan sporlar bitkinin canlılığını azaltır. Yüksek nem ve su damlaları hastalığın yayılmasını hızlandırır. Hastalığın yayılması için ideal sıcaklık 15 0C’ dir. Sıcaklık 21 0C’ nin üzerine çıktığında hastalığın yayılması durur.
Gri çürüklük: Sap ve çiçeklerde görülen bir mantari hastalıktır. Bu hastalıkta çiçek ve sap çürür. Çiçek sapının rengi değişir. Hastalıklı bitkide mantar sporları havaya yayılır. Düşük sıcaklık ve yüksek nem hastalığın ilerlemesine neden olur.
Güzel halkalı leke: Bitkinin sap ve yapraklarında toz şeklinde sporlarla oluşan lekeler görülür. Lekeler halkalar içinde yer alır. Bu lekeler bitkinin pazar değerini düşürür.
Yağlı leke: Yaygın görülen bir hastalık olmasına rağmen bitkinin ekonomik değerini etkilemez. Yapraklar üzerinde örümcek ağı gibi oluşumlar meydana gelir. Daha sonra kütikula üzerinde mumsu bir yapı oluşur. Bu yapı kaldırılırsa yağlı bir görüntü oluşur.
Alternaria yaprak lekesi: Yapraklar üzerinde küçük mor lekeler şeklinde görülür. Suyla yayılır. Bir kaç leke birleştiğinde yaprağı öldürebilir.
Septoria yaprak lekesi: Yapraklar üzerinde lekeler şekilde görülür. Hastalık genellikle yaşlı yapraklarda görülür. Ancak lekeler çürüme yapmaz.
Yaprak çürümesi: Karanfil yetiştirilen seralarda yüksek nem ve düşük sıcaklık alttaki yapraklara zarar verir. Çevre koşulları düzeltilerek hastalık önlenebilir.
Külleme: Bu hastalığın belirtisi beyaz toz şeklindeki mantarlardır. Hastalık genellikle alttaki yapraklarda görülür.
Virüsler: Virüs hastalıkları önemli ölçüde çiçek verimini düşürürler.
Karanfilde görülen önemli virüs hastalıkları şunlardır:
a) Carnation Mottle Virus: Karanfil Beneklenme Virüsü
Etmenin genel özellikleri: Karanfil beneklenme virüsü, viral hastalık etmenidir. Viral hastalık etmeni mekanik inokulasyon, aşı yolu ve bitkilerin birbirine sürtünmesi ile bulaşmaktadır. Tohum yolu ile taşınmamaktadır. Virüsü yetiştiricilik yapılan yerlerde görmek mümkündür.
Belirtileri: Bitkilerde beneklenme olarak ortaya çıkmaktadır.
Kültürel mücadele:
1. Hastalıktan arındırılmış fidelerin kullanımı.
2. Hastalıklı olduğu tahmin edilen bitkilerden sürgün alınmamalı.
3. Hastalıktan arındırma yöntemleri kullanılabilir (meristem kültürü ve ısı uygulaması ya da her ikisi birlikte kullanılabilir).
4. Vektör böcekler ile mücadele edilmeli.
Carnation Vein Mottle Virus: Karanfil Damar Beneklenme Virüsü
Etmenin genel özellikleri: Karanfil damar beneklenme virüsü, viral hastalık etmeni olup, etmen virüs vektör böcekleri ve mekanik inokulasyon yoluyla taşınır. Bitkilerin teması ile taşınma olmamaktadır. Virüsün karanfil bitkisinin yetiştiği alanlarda rastlamak mümkündür.
Belirtileri: Yapraklarda klorotik ve koyu yeşil lekeler ve beneklenme şeklinde görülmektedir.
Kültürel mücadele:
1. Hastalıktan arındırılmış fidelerin kullanımı.
2. Hastalıklı olduğu tahmin edilen bitkilerden sürgün alınmamalı.
3. Hastalıktan arındırma yöntemleri kullanılabilir (meristem kültürü ve ısı uygulaması ya da her ikisi birlikte kullanılabilir.
4. Vektör böcekler ile mücadele edilmeli.
c) Carnation Ringspot Virus:Karanfil Halkalı leke Virüsü
Etmenin genel özellikleri: Karanfil halkalı leke virüsü, viral hastalık etmeni olup, ilk olarak Dianthus spp., karanfillerde bildirilmiştir. Hastalık etmeni nematodlar tarafından taşınmaktadır. Ayrıca mekanik inokulasyon, aşı ve bitkilerin birbiri ile temasıyla taşınabilir. Tohumla taşınmamaktadır. Hastalık etmenini dünyanın bir çok yerinde görmek mümkündür.
Belirtileri: Yapraklarda beneklenme ve halkalı lekeler şeklindedir. Bitkilerde genel olarak bodurluk ve şekil bozukluğu vardır. Çiçeklerde de şekil bozuklukları görülür.
Kültürel mücadele:
1. Hastalıktan arındırılmış fidelerin kullanımı.
2. Hastalıklı olduğu tahmin edilen bitkilerden sürgün alınmamalı.
3. Hastalıktan arındırma yöntemleri kullanılabilir (meristem kültürü ve ısı uygulaması ya da her ikisi birlikte kullanılabilir.
4. Vektör nematodlar ile mücadele edilmeli.
d) Carnation Etch Ring Virus:Karanfil Etch Halka Virüsü
Etmenin genel özellikleri: Karanfil etch halka virüsü, viral hastalık etmeni olup, hastalık belirtileri mevsimlere göre değişiklik gösterir. Viral hastalık etmeni afid ile yaprak biti ile, mekanik inokulasyon ve aşılama yolu ile taşınabilir. Fakat bitkilerin teması ve tohum ile taşınmamaktadır.
Belirtileri: Hastalık etmeninin belirtileri sezona göre değişmekle birlikte genelde belirtisiz, ama bazen nekrotik beneklenmeyi ve çizgileri görmek mümkün olabilir.
Kültürel mücadele:
1. Hastalıktan arındırılmış fidelerin kullanımı.
2. Hastalıklı olduğu tahmin edilen bitkilerden sürgün alınmamalı.
3. Hastalıktan arındırma yöntemleri kullanılabilir (meristem kültürü ve ısı uygulaması ya da her ikisi birlikte kullanılabilir.
4. Vektör böcekler ile mücadele yapılabilir.
e) Carnation Latent Virus:Karanfil Latent Virüsü
Etmenin genel özellikleri: Karanfil latent virüsü, viral hastalık etmeni olup, hastalık belirtileri mevsimlere göre değişiklik gösterir. Viral hastalık etmeni Myzus persicae afidi ile yaprak biti olarak, mekanik inokulasyon ve aşılama yolu ile taşınabilir. Fakat bitkilerin teması ve tohum ile taşınmamaktadır.
Belirtileri: Hastalık etmeninin belirtileri sezona göre değişmekle birlikte genelde belirtisiz, ama bazen nekrotik beneklenmeyi ve çizgileri görmek mümkün olabilir.
Kültürel mücadele:
1. Hastalıktan arındırılmış fidelerin kullanımı.
2. Hastalıklı olduğu tahmin edilen bitkilerden sürgün alınmamalı.
3. hastalıktan arındırma yöntemleri kullanılabilir (meristem kültürü ve ısı uygulaması ya da her ikisi birlikte kullanılabilir.
4. Vektör böcekler ile mücadele.
f)Carnation Necrotic Fleck Virus:Karanfil Nekrotik Benek Virüsü
Etmenin genel özellikleri: Karanfil nekrotik benek virüsü, viral hastalık etmenidir. Hastalık etmeni afid böcekleri ile taşınır. Ayrıca mekanik inokulasyonu ile de taşınır, fakat bitkilerin teması ile taşınmamaktadır. Hastalık etmeni karanfil yetiştiriciliğinin yapıldığı alanlarda görülmektedir.
Belirtileri: Beneklenme olarak görülür. Zamanla nekrotik çizgilere, gri ya da kırmızı beneklenmeye döner.
Kültürel mücadele:
1. Hastalıktan arındırılmış fidelerin kullanımı.
2. Hastalıklı olduğu tahmin edilen bitkilerden sürgün alınmamalı.
3. Hastalıktan arındırma yöntemleri kullanılabilir (meristem kültürü ve ısı uygulaması ya da her ikisi birlikte kullanılabilir.
4. Vektör böcekler ile mücadele.
Olumsuz çevre koşulları ve fizyolojik bozukluklar: Karanfil bitkisinde bazen çevre şartlarından kaynaklanan hastalıklarda görülmektedir. Bunlar:
Kaliks çatlaması: Çiçeğin çanak yapraklarının birleşik şekline kaliks denir. Kaliksin yarılarak taç yaprakların dışarı taşmasıdır. Bu durumdaki çiçeklerin pazar değeri düşük olur. Kaliks çatlamasının nedenleri şunlardır:
-Genetik özellikler
-Toprakta azot miktarının yetersizliği
-Hava sıcaklığındaki ani değişiklikler
Boş çiçekler: Yaz aylarında yüksek sıcaklık ve bol ışık nedeniyle çiçeklerde gelişme hızlanır. Bu hızlı gelişme taç yapraklardaki gelişmeyi etkilemez. Çünkü taç yaprakların gelişmesi düşük sıcaklıklarda gerçekleşmektedir. Bu durumda boş çiçekler oluşur.
Zayıf saplı çiçekler: Bu tür çiçekler kış aylarında oluşur. Az ışık, fazla sıcaklık ve fazla azot gübresi, sera toprağının sürekli ıslak kalması zayıf saplı çiçeklerin oluşmasına neden olur.
Otsu, kısır bitkiler: Meristem alınırken bazen mutasyonlar meydana gelir. Mutasyon sonucu olan bu bitkilerde çiçek tomurcuğu meydana gelmez. Bu bitkiler sürekli sürgünler oluşturur.
Etilen zararı: Çiçeğin dıştaki taç yaprakları dışa doğru kıvrılarak solgun görüntü verir. Taç yaprakların tümü açılmaz. Bu durum çiçeğin pazar değerini düşürür. Etilen zararından korunmak için etilen çıkaran meyve ve sebzelerin yanında karanfil bitkisinin bulundurulmamasına dikkat edilmelidir.
Düşük sıcaklık zararları: Karanfil bitkisi düşük sıcaklığa dayanıklıdır. Ancak uzun süre düşük sıcaklıkta kalırsa zarar görebilir. Soğuk zararı çiçeklerde lekelenmelere yol açar.
Zararlılar: Karanfil bitkisine zarar veren canlılar şunlardır: Kırmızı örümcekler, thiripsler, afitler, tortrix ve nematodlar.
Yabancı Ot Mücadelesi
Karanfil seralarında görülen yabancı otlarla, uygun yöntem seçilip mücadele edilir. Bu kültürel mücadele ya da kimyasal mücadele olabilir.
Uç Alma
Karanfil fideleri dikildikten sonra tepe sürgünleri uzar. Sürgün uçları dipten 5–6 yaprak bırakılarak elle koparılır. Bu olaya uç alma denir. Uç alma gerçekleştikten sonra koltuklardan yeni sürgünler çıkar. Bu sürgünler çiçekleri oluşturur. Çiçek kesimi de aynı zamanda uç almadır. Uç alma bitkinin güçlenmesini ve dallanmasını sağlar. Uç alma aynı zamanda çiçeklenme zamanını da düzenler.
Bir uç almadan 20–30 gün sonra alttan gelen sürgünlerin yarısında tekrar uç alma yapılabilir. Bu şekilde yapılan uç almaya bir buçuk uç alma denir. Alttan gelen sürgünlerin tamamına uç alma uygulanırsa buna da çift uç alma denir.
Karbondioksit Gübrelemesi
Karbondioksit gübresi seralarda uygulanır. Gece boyunca serada biriken karbondioksit gazı gündüz fotosentezin başlamasıyla azalmaya başlar. Serada karbondioksitin azalması fotosentez hızını azaltır. Bu da bitkilerin gelişimini olumsuz yönde etkiler. Bitkilerin ihtiyaç duydukları karbondioksit gazını seraya yapay yollardan vermek gerekir.
Bitkiler karbondioksit gübrelemesine karşı farklı tepkiler gösterirler. Ancak yapılan araştırmalarda bu gübrenin verimi %50 artırdığı görülmüştür. Az ışıklı ve bulutlu havalarda seralara karbondioksit verilmesi iyi sonuçlar elde edilmesine neden olmuştur. Genç bitkilerin karbondioksit gübresine gelişmiş bitkilerden daha çok ihtiyaç duyduğu da bilinmektedir.
Karbondioksit gübresinin, güneşli günlerde, saat 10.00 ve 16.00 arasında özümlemenin en yoğun olduğu saatlerde verilmesi uygundur.
Serada uygulanan karbondioksitin kaynakları şunlardır:
1-Sıvı karbondioksit
2-Katı karbondioksit
3-Propan
4-Gazyağı
Destek Sağlama
Karanfil bitkilerinde gövdenin yukarıya doğru dik büyümesi için desteklenmesi gerekir. Destekleme, tel ve ipten yapılmış 15 cm gözlü ağın bitki üzerine gelecek şekilde kurulmasıyla yapılır. Destekleme için tavaların genişliğinde, demir ve ağaçtan yapılmış basamak araları 15 – 20 cm, yüksekliği 100 – 120 cm olan destekleme bağlantıları yapılır. Bu bağlantılar 3 – 4 m arayla tavalara yerleştirilir. Karşılıklı iki destek arasına aynı seviyede 15 cm aralıklarla ince teller çekilir. Pamuk ipliği ile enine bağlantılar yapılarak destek ağı oluşturulur. Ağ oluşturulurken her bölmeye bir bitki gelecek şekilde yerleştirilir. Birinci ağ toprak seviyesinden 15 cm yukarıya yapılır. Bitki büyüdükçe 18 – 20 cm arayla ikinci ve üçüncü destekler yapılır.