ANKARA TAVŞANI YETİŞTİRİCİLİĞİ

0 yorum

ANKARA TAVŞANI YETİŞTİRİCİLİĞİ
Ankara tavşanının yetiştirilmesinin ilk amacı yün üretimidir. Kökeni Türkiye-Ankara olmasına karşın Türkiye’de nesli tükenmiştir. Ankara Tavşanı yetiştiriciliği konusunda üreticilerden gelen yoğun talep, bu hayvanın gen kaynağı olarak üretimini ve yetiştiriciliğinin ülke bazında sağlanmasını gerektirmiştir. Türkiye’de tekstil endüstrisinde kullanılan Ankara tavşanı yünü dış alımla karşılanmaktadır. Son yıllarda yurt dışından ithal olarak getirilen hayvanlarla üretimine tekrar başlanmıştır. Buna karşın dünyada Ankara tavşanı yetiştiriciliği uzun yıllardır yaygın olarak yapılmaktadır. Ankara tavşanı İngiliz denizcileri tarafından 1723 yılında Anadolu’da Fransa ve İngiltere’ye götürülmüştür. Almanya’da ise ilk olarak 1777 yılında Ankara Tavşanı yetiştirilmeye başlanmıştır. Günümüzde Çin, Fransa, Macaristan, Çekoslovakya, Arjantin, Şili, Almanya, Brezilya tavşan yünü üreten başlıca ülkelerdir. Tavşan yününü işleyen en önemli ülkeler ise İtalya, Japonya, Almanya, Fransa, Hindistan ve Şili’dir. Dünya’da Ankara tavşanı yünü üretiminin 8000-12000 ton arasında olduğu tahmin edilmektedir. Ham angora yününün asıl kaynağı dünya üretiminin %90’ının yapıldığı Çin’dir. Angora yününün fiyatı tüyün uzunluğuna, inceliğine, yumuşaklığına, temizliğine göre değişmektedir. Moda da, fiyatta dalgalanmalara yol açmaktadır.
Tekstil sanayinde Ankara tavşanından elde edilen yüne “Angora Yünü” adı verilmektedir. Esnekliğinin artması, uçuşmasının önlenmesi ve üretim masraflarının azalması için diğer yünlerle özellikle koyun yünüyle karıştırılarak değerlendirilmektedir. Hafif, ince, izolasyon yeteneği çok iyi olan angora yününden eldiven, şapka, kazak, kumaş, battaniye vb. ürünler yapılmaktadır. Angora yününde kıl uzunluğu 10-15 cm., inceliği dişide 12 cm, erkekte 11 cm civarındadır. Kir ve yağlardan arındırıldıktan sonra % 6 oranında kayıp verir. Koyunda bu kayıp % 50’dir.
Ankara tavşanında boyun kısa, baş yuvarlak ve orta büyüklüktedir. Kulakları dik, iki yana açık ve uçlarında birer püskülü vardır. Kulakların iç yüzleri ince, kısa ve seyrek tüylerle örtülüdür. Kulağın dış yüzü ipeksi, ince uzun tüylerle kaplıdır. Beyaz tavşanlarda gözler kırmızıdır. Ayaklar ince uzundur ve uzun tüylerle kaplıdır. Kemikler ince ve sağlamdır. Ortalama canlı ağırlıkları 3,5-4 kg’ dır. Ergin canlı ağırlık dişilerde erkeklerden daha fazladır. Bu hayvanlar 3-4 aylıkken cinsel olgunluğa gelirler. Fakat çiftleştirme için en uygun yaş 7-8 aylık.yaştır. Bir batında 5-6 adet yavru doğuran Ankara tavşanlarında sütten kesim çağındaki kalan canlı yavru sayısı ortalama 3’tür. Yavrular 6 haftalık yaşta sütten kesilirler. Ankara tavşanlarının ekonomik ömürleri 4 yıldır.
Ankara tavşanının İngiliz, Fransız, Alman, Rus, Tanghang gibi çeşitli tipleri vardır. Ayrıca 12 değişik rengi mevcuttur. Fakat en çok tercih edileni albino olan beyaz Ankara tavşanıdır. Ankara Tavşanı diğer tavşan türleriyle karşılaştırıldığında daha fazla ilgiye ihtiyaç duymaktadırlar. Yün üretimi bu nedenle iş gücünün düşük olduğu ülkelerde gelişmiştir.
Tavşanlar cinsel olgunluğa geldiklerinde bireysel kafeslere alınmalıdır. Boyutu küçük olan kafeslerde hayvan bacaklarını uzatacak yer bulamadığından sürekli arka ayakları üzerinde aynı pozisyonda oturur ve bu durumda ayak tabanı yaraları oluşur. Küçük kafeslerde yünlerde keçeleşme de artar. Kafes boyutlarının 70-90 x 60 x 45 cm olması uygundur. Tabanda yataklık kullanılmıyorsa taban yaralanmalarını önlemek için kenarları yuvarlatılmış ahşap ızgara kullanılmalıdır. Optimum ızgara genişliği 25-30 mm, ızgara aralığı 10-12 mm dır. Hayvan yününün temiz kalması için kafes tabanı idrar ve dışkının çabuk uzaklaşmasına olanak sağlayacak şekilde düzenlenmelidir. Kafese takılarak biriken tüyler alev makinesiyle yakılarak temizlenebilir. Ancak ısının etkisiyle telin galvanizi bozularak pürüzler oluşur. Ankara tavşanlarının bulunduğu ortamın sıcaklığı 15-20 0C olmalıdır. Sıcaklığın 30 0C’nin üzerine çıkması durumunda yün miktarı ve kalitesi düşer.
Bir tavşan günde ortalama 170 g yem tüketir. Angora kılındaki keratin kükürtlü amino asitlerce zengindir. Bu nedenle Ankara tavşanı rasyonlarındaki kükürtlü amino asit miktarı yüksek olmalıdır. Yemde % 16-17 ham protein, %16,5 ham selüloz, % 2-3 ham yağ, 2750 kcal/kg sindirilebilir enerji bulunmalıdır. Kükürtlü amino asit miktarının ise % 0,7-0,8 düzeyinde olması istenir.
Ankara tavşanları üreme kapasiteleri yönünden değil, yün kabiliyeti yönünden ıslah edildiklerinden damızlık ve laktasyon kondisyonları diğer tavşanlara göre zayıftır. Ankara tavşanlarında elde çiftleştirme metodu uygulanır ve üreme verimi diğer tavşan ırklarından %50 oranında daha düşüktür. Uzun olan yün dişide embriyonik ölümlerde artmaya, yem tüketimi ve laktasyonda azalmaya; erkekte cinsel aktivitede azalmaya ve spermatozoit dertormasyonlara neden olur. Tavşanlarda ovulasyon uyarılma yoluyla olduğu için dişiler kırkım gününde çiftleştirildiklerinde gebe kalma oranı yükselir ve embriyonik mortalite oranı düşer. Yazın fertilite, sperma volümü ve motolitesi düşmektedir. Üreme gücünün artması için hayvana hormon verilmesi (HCG,PMSG) ve suni tohumlama uygulaması yapılabilir. Ayrıca çok sıcak yaz günlerinde çiftleşmeye bir süre ara verilebilir. Üç yaşından sonra yün üretimi ve üreme yeteneği hızla azalmaya başlamaktadır. Yün üretim miktarı ile üreme performansı arasında ters ilişki vardır.
Ankara tavşanları ilk olarak 2 aylık yaşta kırkılmaya başlanır. Sonra her 3 ayda bir kırkılarak, yıllık 4 kırkım sonucu bir hayvandan 800-900 g kadar yün elde edilir. Yün verimim üzerine çok sayıda çevresel faktörün etkisi vardır. Bunlar cinsiyet, yaş, canlı ağırlık, mevsim, gebelik durumu ve kırkım aralığı gibi faktörlerdir. Dişilerde yün verimim erkeklere oranla %15-20 daha fazladır. Gebelik ve laktasyon yün verimini 1/3 oranında azaltır. Kast re edilen erkeklerde ise yün verimi %15-20 oranında artmakta, yem tüketimi azalmakta, hayvan sessiz, sakin bir hal almaktadır. Bu da grup halinde barındırılmasını mümkün kılmaktadır.
En kaliteli kıllar 3’üncü kırkımda, hayvan 9 aylık yaşta iken elde edilir. Dişilerin mümkün olduğunca uzun süre üretimde kullanılması ve döl verimlerinin mümkün olduğunca azaltılması gerekir. Ebeveyn erkek tavşanların sayısı toplam hayvan sayısının %5’i kadar olmalıdır. Yaz mevsiminde, sonbahar ve kışa göre daha az yün elde edilir. Alışkın biri tarafından yarım saatte bir tavşan kırkılabilir. Yün makas, elektrikli - el kırkım aleti veya yolma yöntemiyle elde edilir. Hayvana az stres vermesi, soğuğa karşı daha iyi koruma sağlaması, daha az emek ve zaman harcanması, daha fazla yün elde edilebilmesi nedeniyle kırkım aletleri daha çok tercih edilmektedir. Makasla yapılan kırkımın dezavantajı kırkımda çok zaman harcanması ve kırpık yün oranının artmasıdır. Yolma yönteminde hayvan çıplak kalacağından soğuğa direnci azalacaktır. Kırkım aletiyle yapılan kırkımda deri üzerinde 3-5 mm uzunluğunda kıl bırakılabilmektedir. Ayrıca bazı ülkelerde yolma yöntemi hayvan refahı açısından yasaklanmıştır. Son yıllarda tüy dökücü ilaçlar yolma yöntemi yerine kullanılmaktadır. Bu metotta tüy dökücü ilaç doğal bitki ekstraktı olup (logodendron) yem katkı maddesi şeklinde hayvana verilmektedir. Elde edilen yün kalitesine göre gruplandırıldıktan sonra güveye karşı korunarak depolanmalıdır. Uzunluk, incelik, temizlik, yumuşaklık, keçeleşme durumu yünün kalitesini belirleyen unsurlardır.
Kırkım, tavşanların soğuğa karşı korunmalarını ve kırkımdan 5-6 hafta sonra ise yünün uzaması fazla metabolik ısının atılmasını önler. Kırkımdan sonraki dönemde ortam sıcaklığı 20 0C’nin altında ise bir şok dönemi ve daha sonra yem tüketiminde ani bir yükselme olur. Bu durum metabolizmayı zorlar ve kan dolaşımı bozukluklarına neden olur. Bazı kronik hastalıklar akut hale gelerek ölümler ortaya çıkar. Ankara tavşanında görülen ölümlerin %50 ve daha fazlası kırkımdan sonraki ilk haftada ortaya çıkar. Bu nedenle kışların özellikle çok şiddetli olduğu bölgelerde kırkımların soğuk aylara gelmeyecek şekilde program yapılması uygundur. Yine Ankara tavşanlarında midede tüy topaklanmasından (Trichobezoar) kaynaklanan mide rahatsızlıkları çok yaygındır. Hayvan kendi tüylerini yutarak tüy topaklanmasına neden olur. Bu hayvanlar yeterince yem tüketemediklerinden vücut ısılarını koruyamazlar. Ayrıca bu topaklar mideyi tıkayarak genellikle hayvanın ölümüne yol açarlar. Tüy topaklanmasının önlenmesi için hayvanların haftada bir kez aç bırakılarak sadece kuru ot ve su ile beslenmesi önerilmektedir. Ayrıca ananas suyu ve papaya hapının da tüy topaklanmasına karşı iyi geldiği bildirilmektedir